Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

MEVLANA MÜZESİ’NİN ŞİFA KABI “NİSAN TASI”

cengiz

cengiz

Nisan ayının beklendiği şu günlerde, nisan yağmurlarını beraberinde getirecek ve ihtiyaç duyulan şifayı da damlalarında saklayacak. Evet unutmaya yüz tuttuğumuz şifalı nisan yağmurları ve bu yağmur sularının biriktirildiği nisan tasları. Konya Mevlana Dergâhına yani bugünkü adıyla Mevlana Müzesine gittiğimizde bu taslardan biriyle karşılaşırız. Huzuru Pir’e doğru giderken çoğumuzun dikkatini çekmez bu Nisan Tası…   

Bu yazımda sizlere Nisan Tasını anlatacağım. Türk-İslam sanatlarının madene işlenmiş bu eser üzerindeki envaı çeşit süslemeleri kelimelerin kifayetsiz kaldığının idrakiyle ele almaya çalışılacaktır. Belki kültürümüzün ve sanatımızın bakıp da göremediğimiz zenginliklerini bu şekilde gözler önüne sermiş oluruz.  

Öncelikle şunun bilinmesi gerekiyor. İslam inancına göre şifalı ve mübarek sayılan nisan yağmurlarının toplandığı işlemeli taslara “Nisan Tası” denilmektedir. İşte Konya Mevlana Müzesinde yer alan eşsiz ve emsalsiz birçok eserden birisi olan Nisan Tası “Huzuru Pir” adı verilen ana salonda sergilenmektedir. Bronzdan yapılmış olan eserin üstü altın, gümüş kakmalarla süslenmiş olağan üstü bir işçiliğe sahiptir.

Nisan Tası müzeden önce Mevlana dergâhında bulunuyordu. Müzede bulunan kayda göre tasın Musul’da İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadır Han tarafından 1328 yılında yaptırıldığı ve Niğde’ye vali tayin ettiği Sun¬gur Ağa ile 734/1333 yılında Mevlevi dergâhına hediye edildiği anlaşılmaktadır.

Nisan Tası yüksek bir kaide üzerinde şişkin karınlı gövde yapısına sahip kazan ve alt kısmı yayvan ortası konik biçimli kapaktan oluşmaktadır. Bunların her birisinin üzeri yazı ve zengin süslemelerle estetik bir yapıya dönüştürülmüştür.

Kaide kısmı yüksek bir ayak şeklinde iki bölümden oluşmakta olup, alt kısmı silindirik bir biçimde bir gövdeye sahiptir. Silindirik kısmın ortasında bir yazı şeridi dolanmaktadır. Bu yazı şeridi üç şemse motifi üç bölüme ayrılmıştır.  Bu şerit gümüş çizgilerle sınırlandırılmış kesintisiz olarak celi sülüs hatla Arapça olarak Türkçesi  “Büyük sultan, din ve dünyanın yücesi, hükmünde adaletli ve âlim, Arap ve Acem padişahı, mil¬letler yöneten Ulu Sultan Ebu Sait Bahadır Han efendimize (bu kap) aziz ve mübarek olsun” ibaresi yazılmıştır.

Yazı şeridinin arasında kalan üç şemse benzer bezemelere sahiptir. Göbek kısmı oval şekilde salbekleri bitkisel bezemelidir. Şemsenin içerisi altı köşeli bir yıldızdan gelişen süslemeye sahiptir.  Bu yıldızın içerisinde uçar vaziyette dört kuş tasvir edilmiştir. Kuşlardan üsttekilerin başları içe, alttakiler ise dışa dönük yapılmıştır. Bunun dışında kalan yüzey 12 parça şeklinde düzenlenmiş içleri birer atlamalı çarkıfelek ve bitkisel motiflerle doldurulmuştur.

 Kaidenin ikinci bölümünü bir bilezik oluşturmaktadır. Bilezik oval şekilde dışa taşkın ve daireseldir. Bunun yüzeyinde de bir yazı şeridi dolanmaktadır. Yazı şeridi altı bölüme ayrılmış aralara altı şemse motifi yerleştirilmiştir. Dairesel biçimdeki şemselerin salbekleri bitkisel düzenlemelidir. Şemselerin yüzeyine kuş figürleri işlenmiştir.  Yüzeyi dolanan yazılar celi sülüs hatla Arapça olarak yazılmış Türkçe olarak “Yüce sultan, milletler yöneten Arap ve Acem ellerinin padişahı, bilgin, hükmünde adaletli, İslâmlığın temeli, halkın baş tacı, din ve dünyamn yükseği, büyük hükümdar Ebu Sait Bahadır Han -memleketleri ebedî olsun- efendimize (bu kap) mübarek olsun”  ibaresi yer almaktadır. Gümüşle yapılmış çizgilerle sınırlandırılmış yazı şeritlerinin alt ve üst kesimlerine bitkisel süslemeler yapılmıştır.

DR. ÖĞRETİM ÜYESİ : MEHMET TOP

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ