Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

Ufka Doğru

TUNCER BEYBAĞ

TUNCER BEYBAĞ

Günümüz de ülkemizde  ve dünya ülkelerinde üretim ve tarım  modeli konuşulmaktadır.  Bu konuda tüm dünya ülkelerinde  olduğu üzere  ülkemizde  de tarım alanında gelişmeler  yaşanmaktadır. Doğrudan tarım desteği, uygulandığı tarihten itibaren yanlış bir destektir. Böylece üretene değil sadece tapu sahibine destek verilmekte. Bu desteğin ülke ekonomisine kazandırdığı bir katma değer de yoktur. Aksine insanların tembelliğe itilmesine sebep oluyor. İnsanlarımız, çalışmadan, emek harcamadan para kazanmaya alıştırılıyor. Bu, doğrudan desteğin uygulanmasında bazı yörelerde yetkililere ibraz edilen tapuların toplamı o ilçenin yüzölçümünden bile fazla çıkmıştır. Bazı ilçelerde de doğrudan destek için müracaat eden insan sayısı ilçe nüfusunu bile geçmiştir. Halbuki destek, üretilen ürüne verilse, yetiştirilen mahsulün miktarı artar, niteliği, niceliği yükselir. İnsanların alın teri değerlenir. Ekonomi de katma değer kazanır. Günümüz Türkiye’sinde tarıma bakış iyice belli oldu. Uygulanan politikalara gerekçe olarak AB, ABD başta olmak üzere dünyadaki uygulamalar gösteriliyor. Dünyanın tarım konusundaki tavrı nedir? Bizdeki gibi midir? İnsanlığın devamı tarıma bağlı. Dünya, tarımın önemini bildiği için çiftçi kesimini destekleyip üretmeye teşvik ediyor. Ülkemizde olduğu gibi çiftçi horlanmaz ve çiftçinin hakkına, emeğine göz dikilmez. Öpülesi nasırlı elleri baş tacı edilir, korunur. AB ile ABD bir çiftçi cennetidir. Çünkü sanayicisi de, tüketicisi de tarıma verilen desteğin kendisine yansıyacağını iyi bilir. Yıllardır kapısında beklerken “şamar oğlanı”na döndüğümüz AB’nin ortak bütçesinin yarısından fazlasının tarımı desteklemeye ayrıldığını biliyor musunuz? AB’nin halkı için gıda güvenliği, beslenme ihtiyacı çok önemlidir. Çünkü Avrupa bunu 2. Dünya Savaşında aç kalarak öğrendi. Çok acı da olsa bundan büyük bir ders çıkardı. Bu yüzden AB’de tarım hayati bir önem taşır. Ama bu kafalar bize gelince dayatırlar. ‘Tarımdaki destekleri çekin, şu ürünü ekmeyin, şu ürünü ekin’ baskıları yaparlar. Türk tarımına yönelik tehdit sadece IMF’den, AB’den me geliyor? Mesela bizim hiç mi kabahatimiz yok?

Tarıma yönelik bir tehdit de tarım arazilerinin hoyratça talanıdır. Tarım arazileri ülkenin insanını doyuran, sanayisine hammadde veren, millî ekonomisine katma değer kazandıran bir hayat kaynağıdır. Ama Türkiye’mizde bugüne kadar yapılamayan arazi sınıflandırması yüzünden tarım arazileri yok ediliyor. Dileyen dilediği yere bina, fabrika yaparak hızla tarım arazilerini tüketiyor. İzmirliler hatırlayacaklardır. Bir zamanlar Bornova’nın bamyası vardı. Kale’nin baklası, Balçova’nın domatesi, Buca’nın üzümü meşhurdu. Şimdi hepsinin sadece adı kaldı. Tarih olup gitti. Bu ürünlerin doğduğu tarım topraklarını ortadan kaldırdık. Şimdi sıra Torbalı, Tire, Menemen, Kemalpaşa’nın topraklarına geldi. Tarım Bakanlığı, varlığını borçlu olduğu tarım topraklarına bugüne kadar maalesef sahip olamadı. Peki yapılması gereken nedir? İş başa düşüyor. Tüm ziraat odaları, tüm üretici birlikleri, tarım kredi birlikleri, sulama kooperatifleri varoluşlarının sebebi olan tarım arazilerine, hep beraber kuracakları güçlü bir üst birlik sahip çıkmalı. Türkiye’deki tüm tarım arazilerinin tespit edilip haritaları çıkarılarak tarımsal SİT’e alınması gerçekleştirilmeli. Ülkemizde derhal bir arazi sınıflandırmasına gidilmelidir. Türkiye, Cumhuriyet tarihinde bir ilke tanık oldu. Çiftçiler ilk kez bir miting yapma ihtiyacı hissetti. Aydın’da yapıldı bu miting. Çiftçiler ne istiyor ki miting yapma ihtiyacı bile hissettiler? Çiftçi kimseden iane istemiyor, sadak istemiyor, himmet ise hiç beklemiyor. Tarımın girdilerini dünya çiftçileri gibi aynı değerde kullanmak istiyor. Üretimde kullandığı gübrede, ilaçta, mazotta, elektrikte ÖTV, KDV, gümrük vergileri gibi kamburları sırtında taşımak istemiyor. Ülkenin akarsuları boşa akarken tarlasını sulayacak su için yüzlerce metre derindeki yeraltı suyuna mahkum edilmek istemiyor. Toprağının mirasyedi gibi talan edilip, satılmasını, gelişigüzel yapılaşmalarla işgal edilmesini, milyonlarca yılda meydana gelen tarım alanlarının hoyratça yok edilmesini istemiyor. Tarımda kullandıkları kredilerin faizlerinin ağırlığı altında ezilmek istemiyor. Zamanında verilmeyen pirimlerinin ve desteklerinin AB ülkeleri ayarında olmasını istiyor. Ülkemizde  de desteklerin üreticiye  arttırılarak verilmesinde  üreticiye destek anlamında önemli mesafelerin  katedileceğine inanıyorum.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ORGANİK PATATES - 1 Nisan 2020
Ufka Doğru - 27 Mart 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ