Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

KORONAVİRÜS

SEVAL KONURALP

SEVAL KONURALP

Ülkemizde  ve  bazı  dünya ülkelerinde artık  hemen hemen her vatandaşın adeta korkulu rüyası  haline  gelen,  korona virüs  salgını aynı  zamanda tarım  sektöründeki  üretim  yapan çiftçi ve  üreticiyi de korkutmaktadır. Ancak ne  gibi  formüllerle   üretimi   etkilemeyecek şekilde gerekli önlemler alınabilir.  Bunu  paylaşarak  gündeme getirmek  gerekir.

Tarımda da gerek sektörün aktörleri ve ve gerekse resmi tarım kuruluşlarının kendi arasındaki kopukluk şu ana kadar çok ciddi bir sorun oluşturmadı ama bu süreçte bu kopukluk giderilmezse bu süreci atlatmakta önemli sorunlar yaşayabiliriz.Bu sürecin tamamında çok yönlü ve sürekli pratik eğitime ihtiyaç olduğu açıktır. Gıdaya temas eden sektörün, üretimden tüketime kadar her aşamada ve herkesi bağlayan yönleriyle, alışkanlıkların ötesinde disipline edilmiş bir davranış biçimlerini kurallaştırmamız kaçınılmazdır. Bunları görsel basında kamu spotları vb aracılığı ile herkese ulaştırmak, yazmaktan ve anlatmaktan daha faydalı olacaktır.

Ülkemizde ekilebilecek her alanın, hiçbir karış toprak boş kalmamak kaydıyla, organizeli bir şekilde ekimi yapılmalı, üretim planlaması ihtiyaca göre güncellenmelidir.Su israfı, tohum israfı, toprak israfı, gübre israfı… gibi konular, bu hassas dönemdeki tarımsal organizenin gündemine özellikle ve sürekli bir şekilde alınmalıdır.Herkesin evine kapandığı ve akşam açıklanacak rakamlara odaklandığı şuanki gündemi; bundan sonrası için neler yapabiliriz, nasıl bir yaşayış ve alışkanlık kazanabilirize yönelik örnekliği, belki tarımda yapacağımız uygulamalarla topluma sunabiliriz. Çünkü dışarıya yönelik tek ve mecburi uygulama tarımda var.Tarımda branşlaşmanın ve branşında hizmet vermenin önemi bir kez daha öne çıkmıştır. Bu süreçte daha da önem kazanacaktır. Bu konuda tarım sektörü ve tarım bakanlığı kendini formatlamalıdır.

Tarım Bakanlığı bu tür hassas süreçlerin daha hafif atlatılması ve devamı için; tarımsal eğitim, yerel tohum ve üretim, yeni bir çiftçilik modeli, kırsal ve köylü tarımı, tarımda bölgesel yönetim, tarımda ülkesel araştırma ve tarımda akademik oluşum konularını yeni başlıklar olarak tekrar ele almalıdır.

Özellikle tarımda koopertifleşmenin önemi, güven ve süreklilik açısından bir daha düşünülmeli ve güdükleşen kooperatifçiliğin önü açılmalıdır.Bütün bunların yanında tarımsal üretimin ve devamlılığın bu süreçte sekteye uğramaması için özellikle ekim döneminin yaklaştığı şu günlerde tarımsal girdileri, çiftçilerin ekim ve üretim için ihtiyaçlarını dikkate alan ciddi bir tarımsal ekonomik pakete ihtiyaç olduğu da açıktır.Tarımsal üretimin ve hayvancılığın bu süreçten en az etkilenerek geçirmesini ve sürecin devamında oluşabilecek yeteri gıdaya ulaşamama sorununun yaşanmaması için tarımda alınacak tedbirleri geciktirmemek zorundayız.Öncelikle ülke çapında köy, ilçe, belde ve şehir olarak zincirleme bir şekilde, içlerine tarımsal STK’ları ve çiftçileri de dahil ederek tarımsal üretim birimleri oluşturulmalıdır. Bunun için köylere kadar hizmet veren tarımsal kurumlar ve tarımsal STK’lar mevcuttur. Ancak organize eksiklikleri ve iletişim kopuklukları görülmektedir.Sadece üst birimlerde devam eden iletişimin ve organizenin varlığı yeterli olmayacaktır. Her bölgenin şartlarına ve tarımsal üretim imkanlarına göre, şuan içinden geçtiğimiz sürecin hassasiyetine uygun dinamik bir oluşuma gidilmelidir. Bunun için onlarca görevlinin bir araya gelmesine gerek yoktur. Teknolojik iletişim imkanları bu oluşuma imkan verecek durumdadır. Ama sürekli ve programlı bir şekilde iletişim halinde olmaya ihtiyaç vardır.

Çiftçinin, üreticinin ve tarım personelinin bu organizasyonda rolü ve işlevi aktif bir şekilde netleşmelidir. Tarlaya gitmeden üretim başlatılamayacağı için; ekim işlemi için uygun ekipmanların, kontrollerin ve ortamın sağlanması, desteklenmesi önemlidir.Tarımda bütün işleyiş, yaşadığımız sürecin hassasiyetinden dolayı, hizmet amaçlı çalışma ve üretim evresine girmiş durumdadır ya da girmelidir. Tarım Bakanlığı bu hassas dönemde tarımsal özel sektörü de hizmete dahil etmeli ve bu süreci kolay atlatma bilinciyle yönlendirmelidir.Tarımsal resmi kurumlar, en küçüğünden en büyüğüne kadar kendi içinde, bu sürecin hassasiyetine uygun bir yönetim masası oluşturmalı ve yaptığı hizmet dahilinde istişare sonucu karar vermeli ve gereksiz işlerle zaman kaybetmemelidir.Tarımsal bürokratik işlemlerin çoğu elektronik ortamda yapılabilir. Bu alanın işlevi daha da etkinleştirilmeli, üreticilerin bazı STK’lardan zorunlu olarak alması gereken belgelerde kolaylıklar sağlanmalı veya çokta gerekli olmayan bu belgeler en azından bir süreliğine istenmemelidir.Kritik ürünler ve hayati önem taşıyan bitkilerin üretimi öne alınmalıdır. Özellikle ithal etmek zorunda kaldığımız ürünlerde üretim planlaması yapılmalıdır. Havza bazlı üretim bu anlayışla yeniden ve hızlı bir şekilde güncellenmelidir.İhtiyacımız olan ancak ithal ettiğimi bitkisel ürünler için alternatif bitkileri gündemimize almak zorundayız. Özellikle yağ bitkileri ve baklagiller de bölgesel üretimde alternatif bitkilere yer verilmelidir.Kırsalın tarımsal üretimde kalmasının ve daha canlı katkı sağlamasının önünü açmak zorundayız. Destekleri daha gerçekçi ve işlevsel düzeye getirmek zorundayız.Çiftçilerin ve tarım işçilerinin sağlık, barınma ve çalışma şartları yakın takibe almalı, görevini yerine getirecek şekilde organize edilmenin  etkili  olacağını  düşünüyoruz.  Genel  olarak bakıldığında  tarım  sadece  Türkiye de değil, tüm  dünya ülkelerinde bile olmazsa olmazlardandır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MANDALİNA - 2 Ekim 2020
NAR - 29 Eylül 2020
TARIM VE GEÇMİŞİ - 9 Eylül 2020
SILAJ YAPIMI - 2 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ