Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

GEVAŞ HALİME HATUN KÜMBETİ

MEHMET TOP

MEHMET TOP

Gevaş’ın sembolü olan kümbet, Artos Dağlarının karla kaplı slüeti önünde anıtsal yapısıyla dikkat çekmektedir, îlçeye 2 km uzaklıktaki Tarihi Türk Mezarlığı’nın doğu tarafında yükselen kümbet, giriş kapışı üzerindeki inşa kitabesine göre, Melik îzzettin tarafından 1335 yılında vefat eden Halime Hatun adına yaptırılmıştır. Ayrıca güney cephesindeki tek satırlık kitabeden kümbeti inşa eden mimarın Ahlatlı Pehlivan Havendoğlu Esed olduğu anlaşılmaktadır,

Kümbet iki katlı olarak gerçekleştirilmiş olup, kare planlı cenazelik ile onikigen gövdeden oluşmaktadır. Yapı içten kubbe dıştan onikigen piramidal bir külahla örtülmüştür.

Kümbetin cenazelik katma kuzeydoğu köşesindeki merdivenle inilmektedir. Buraya doğu cephenin kuzeyine kaydırılmış kapıdan girilmektedir. Kare planlı iç mekân doğu batı doğrultusunda beşik tonozla örtülmüştür. Cenazeliği aydınlatmak için doğu,  batı ve güney duvarlarının ortalarına birer mazgal pencere açılmıştır. Bu pencereler dıştan fistolu bir bordürle çerçeve içerisine alınmıştır. Ayrıca mazgal açıkları Bursa kemerli bir girinti içerisine yerleştirilmiştir.

Kümbetin içerinde bulunduğu Tarihi Mezarlık ihata duvarıyla çevrilerek koruma altına alınmıştır. Kümbet yakın bir tarihte Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir. Ancak külahında biten otlar yapıya zarar vermektedir.    Bunların temizlenmesi yapının görünümü yanında zarar görmesini de önlemiş olacaktır.

Kümbet gerek mimarisi ve gerekse bezemeleri İle Osmanlı öncesi Anadolu Türk sanatının en zarif örneği olarak mezarlığın hemen kuzeyinde yer alan Van-Tatvan karayolundan geçenleri cezp etmektedir.

TOPKAPI SARAYI MÜZESİ HAREM DAİRESİ’NDE BULUNAN KÂBE TASVİRLERİ

Mekke ve Mescid-i Haram Müslümanlar için manevi bir değere sahip,İslam medeniyetinde üç kutsal mekândan birisidir. Bunun nedeni Mekke’nin İslam inancında en önemli farz ibadetlerden biri hac merkezi olarak manevi ve uhrevi olarak büyük önem taşımasından kaynaklanmaktadır. Tarihte ziyaret etme imkânları daha kısıtlı olduğu için Müslümanlardan hacca gitmeyi gerçekleştiremeyenler açısından bu şehir zaman ve mekânın ötesinde özlem duyulan bir yer haline gelmiştir. Şehrin önemi Kâbe ve Mescid-i Harama dayanmaktadır. Osmanlı Devletinin Hicaza hâkim olmasından itibaren mukaddes bir bölge olan Mekke ve Kâbe’ye verilen değer daha da artmış durumdadır. İslam coğrafyasının en kutsal yeri kabul edilen Mekke şehrindeki Kâbe’nin resim sanatlarında ve bilhassa çinicilikte yapılmış olan tasvirleri Osmanlı Dönemi’yle birlikte yaygınlık kazanmıştır. Kutsal kent tasvirleri, Osmanlı tasvirciliğinin önemli bir yönünü oluşturmaktadır. Osmanlı tasvirciliğine özgü olan bu tür çalışmalarda özellikle Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi gibi kutsal yerler, insan figürüne yer verilmeden tasvir edilmektedir. Osmanlı çiniciliğinde kent ve yöre tasvirleri önem kazanmıştır. Genellikle tasvirlerin çini üzerinde bulunması, kutsal yapılar olan cami ve mescitlerin içinde dekoratif malzeme olarak kullanılmış olan çininin çok dayanıklı olmasından ileri gelmektedir. Kâbe tasvirleri daha çok dini mimaride bulunmasına rağmen sivil mimarinin bir örneği olan İstanbul Topkapı Sarayı’nın Harem dairesindeki üç adet Kâbe tasvirli çini pano ele alınmıştır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Kültür Turizmi - 1 Aralık 2020
- 26 Kasım 2020
- 24 Kasım 2020
GÜZELSU - 19 Kasım 2020
Hoşap - 10 Kasım 2020
- 3 Kasım 2020
- 30 Ekim 2020
- 27 Ekim 2020
Hoşap - 22 Ekim 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ