Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

UZAY YARIŞLARI; STEM EĞİTİMİ

Ahmet Göçen

Ahmet Göçen

Amerika ve Rusya arasında yaşanan soğuk savaş ve aya ilk ayak basan Apollo 11 mürettebatından (1969) bu yana, uzay yarışı, ülkeler arasında şekil değiştirse de hiç hız kesmedi. Artık devletlerin desteklediği firmalar da, uzay yarışında olduklarını, 30 Mayıs 2020 günü SpaceX ile gösterdi. Elon Musk tarafından kurulan SpaceX’in “Crew Dragon” isimli uzay mekiği, insanlık tarihinde ilk kez özel bir firmanın, uzaya insan göndermesinin hikayesi oldu. Tabi basit bir hikaye değil, farklı alanlardan yüzlerce akılın, bir projede birleşmesinin ve bir girişimcinin hayallerinin peşinde koşmasının ürünü.

Aslında bu uzay yarışının etkileri, birçok alana uzanmaktadır. Son yıllarda, mühendislik ve uzay çalışmalarının, eğitim dünyasında oluşturduğu değişimler, haberlerde gördüğümüz başarının ötesinde. Örneğin STEM eğitimin,dünya üzerinde bu kadar popüler ve can kurtarıcı bir role bürünmesinin sebebi, Rusya’nın Sputnik ile uzaya çıkması oldu. Amerikalılar için,dönemin en büyük rakibi karşısında geri kalma korkusu ,eğitim sistemlerinde büyük değişiklikleri meydana getirdi. Bunlardan birisi STEM anlayışı;

STEM eğitimi,her ne kadar daha uzun yıllardır farklı eğitim anlayışlarının içinde var olsa da, Sputnik olayı sonrası Amerika’da istenen mühendis, girişimci ve uzman ruhu ,disiplinler arası eğitim için, yeni bir terim olarak hayatımıza girdi. Peki nedir bu STEM eğitimi?

STEM, Bilim (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik  (Mathematics) kelimesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Günümüz eğitim anlayışı açısından farklı disiplinlerin bir alanda buluşmasını ifade eder. Hani yazının başında demiştik, SpaceX’in uzaya çıkışı yüzlerce farklı beyinin, yani psikologdan elektrik mühendisine, herkesin ortak çalışması sonucu oldu. STEM, aslında bir kişinin bir alanda uzmanlığı ile değil de, aldığı eğitim ile, farklı uzmanlıkları veya farklı sosyal ve teknik bilgileri işinde bütünleştirebilme vizyonunu ifade etmektedir. Günümüzde bir matematikçinin sadece formül ve sayısal konuları iyi bilmesi ve bunları aktarması, onun sadece alan uzmanı olduğunu gösterir. Eğer STEM eğitimi anlayışına sahip bir matematikçiyse, bir müzik dersinin matematik ile ne kadar alakalı olacağını doğal olarak anlaması ve örneklemesi beklenir. Müzikteki notaların aslında bir matematik olduğu, bilinen bir gerçektir. Okullarda yapılan bilim fuarlarında bir ürün sunumu, sadece teknik bilgi içermez; öğrencinin anlatışı, eleştirel şekilde sorulara cevap verebilmesini de içerir. STEM eğitimi,farklı alan bilgilerini bütünleştiren bir nesil için, eğitimde gerçek hayat odaklı sorunların “sosyal, sayısal, estetik ve teknik açıdan” öğrenciler tarafından, irdelenmesini ve tartışılmasını savunur. STEM bu açıdan “disiplinler arası bir öğrenim yaklaşımıdır”. Bu yaklaşımda amaç fizik, matematik, sosyal bilgiler gibi disiplinleri, gerçek hayattan aldığı  konularla ilişki kurularak, öğrencilerin bilimi, teknolojiyi, mühendislik ve matematik konularını okul, toplum, iş girişimlerinde kullanarak, soyut veya somut yeni ürünler ortaya koyabilmesidir.

Türkiye açısından bakıldığında,Türkiye’nin ilk yerli tasarım ve üretim alçak yörünge haberleşme uydusu Türksat-3 USAT’ın 2013’de ve sonrasında, Türksat 4B haberleşme uydusunun, 2015 yılında uzaya fırlatılması, bizler için uzay yarışında bir başlangıç. Geç kalmamız başarıyı geç elde edeceğimiz anlamına gelmez. İHA ve SİHA’larda gelişmiş ülkelerin gerisinde başlayan hikayemiz,bugün gelinen son nokta ile ülke için gurur kaynağı haline geldi. TOGG adı altında üretilecek arabalarımızın piyasaya çıkması da, ülkemizdeki gelişim kapasitesini ve toplumsal öz güveni hızlandıracaktır. Tabi bu girişimlerin başarıya ulaşması, ilk başta yatırım gücü ile alakalı düşünülse de, yerel ve ulusal anlamda, çok yönlü bir insan gücünün olmaması durumunda, asla ciddi bir başarı hikayesine dönemez. Bir 10-15 yıl sonra bu tip çalışmalarda, yurtdışından uzman veya danışmanlık transfer etmeye devam edersek,sorunun hala istenen eğitim modelini bulamadığımız şeklinde yorumlanabilir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı’nın öncülüğünde, sanattan anladığı kadar teknik konulardan anlayan, bir nesil yetiştirmemiz şart; zaten MEB bu konuda,birçok ulusal çalışma başlatmış durumda. Aksi takdirde, güzel girişimlerimiz Devrim Arabaları ya da Vecihi Hürkuş gibi, geçmişte üzüldüğümüz hikayeler olarak kalacak. Burada da en önemli görev, muhtemel sorunlara rağmen, bu sorunları kabullenmeyen öğretmenlerimize düşüyor.Hızla gelişen dünyada, gelişime değer katacak öğrencileri,öğretmenler yetiştirecektir.  Gelecekte yapılan işler, bu acı olaylardaki gibi eleştirilecek olsa bile, öğretmenlerimizin durmadan çalışmaya ve bu ruhu da yetiştirdikleri öğrencilere kazandırması, her şeyi değiştirecektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ