Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

GÜNDEME DAİR

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

Önceki yazımda ülkenin birinde ‘kraliyet ailesinin popülerliğinin yapılan anketlerle yerlerde sürüklendiğini anlatmıştım.2000 yılından sonra yani ‘milenium’ denilen bu çağda doğanlara ‘z’ kuşağı denildiğini belki de en sonunda siz de duymuşsunuzdur.

Bunlara bence ‘anket kuşağı’ demek daha doğru olur…‘Z’ yi alfabenin son harfi olarak biliyoruz…Peki bunlardan sonra ne kuşağı gelecek?Ama ‘anket’ şimdi moda…

Öyle ki, bu işi yapan ya da büyük paralar kazananlar hemen her gün medyada boy gösteriyorlar…‘Şunu yaptık, bunu yaptık’ diye.Önceki gün ‘hayat’tan söz ederken, uzun süredir görmediğim bir tanıdığım şu yorumu yapmış,Halbuki kendisi cemiyet hayatımızın önemli isimlerinden biri idi.Gözler üzerindeydi..Belki de birçok kişi kendisini kıskanıyordu..Ama o ‘Hayat sınavını geçemediğinden’ söz ediyordu.Usta Gazeteci Kemal Ertan da beğendiğini ifade etti.Dünkü yazımın devamına bugün ‘Hayat işte!’ başlığı vererek devam ediyorum.Ama önce şu hayatla ilgili birkaç kelam daha edelim, daha çok hayatı henüz tanımayan ‘Z’ kuşağı ile yaşayan ilk kuşak ‘X’ kuşağı için.Yani hayat sınavını geçemeyenlerden.Benim bir arkadaşım için kullandığım; ‘Hem ana, hem baba’ sıfatını yaşayanlar için.Bazısı bostan korkuluğu gibi durur, bazısı da çalışır, saçlarını süpürge yapar.Harcanıp gidiyor ömür dediğin; Bazen bir sevda uğruna, bazen bir umut uğruna, bazen de bir hiç uğruna!Hayat elini tutturmayan yaramaz bir çocuk gibi koşup gidiyor. Ne durdurmaya gücün yetiyor, ne de yetişmeye nefesin!Gizemli bir yolculuktur hayat! Kimi ömrünün yettiği yere kadar gider,kimi de hayallerinin bittiği yere.Ağlayarak geldik hayata, sözüm olsun; gülümseyerek gideceğim!’ diyen de var, dünyanın bütün zorluklarına, bütün kötülüklerine inat.Ya da bana yazan arkadaşım gibi;

‘Aynen öyle Yaşar Bey! Ben o sınavı geçemedim, zaten!’ dedirtir insana…

Bugünkü sonuçYorulduk be hayat! Sabrın selamete ereceği günleri beklemekten, Yarı yolda maskeleri düşen, iki yüzlü insanlarla yürümekten.Hak ettiğimizi düşlemekten.Gizemli bir yolculuktur hayat!Kimi ömrünün yettiği yere kadar gider, kimi de hayallerinin bittiği yere…

Hayat; güvenerek aldanmayı, severek kaybetmeyi, susarak unutmayı, yaşayarak alışmayı öğretir insana,Hayat herkese eşit davranmaz, kimini çıkmaz bir sokağa bırakıp, ‘Yolun açık olsun!’ der, kiminin elinden tutar, hayallerine götürür.Faydası yok sözlerin!

Hayat bildiğini okuyor nasıl olsa.Kafanıza göre yaşayın her şeyi.İnadına, inadına…’

Şimdi önceki yazıda sözünü verdiğim gibi devam edelim; Kraliçe de bir markadır!

Ben konuyu, ‘yani kraliyet ailelerini’ de, uzmanların belirttiği gibi, ‘marka’ ya da ‘ünlüler’ olarak kabul ediyorum.Önceki yazıma başlarken, Avrupa ülkelerinin birindeki ‘kraliyet ailelerinden’ birinin popülerliğini kaybettiğini ve bunu tekrar sağlamak için, kendi dışlarındaki danışmanlardan destek istediklerini belirtmiş ama sonucu açıklamamıştım.

Çünkü yerim kalmamıştı.Tarihi bir bakış açısıyla değerlendirirsek ‘kraliyet aileleri’ az önce de belirttiğim gibi dünyanın ilk ünlüleridir, diyebiliriz, tabii ki ‘Âdem ile Havva’yı bunun dışında kabul ediyoruz.Uygarlığın başlangıcından bu yana bazı ülkelerin kamusal yüzü olan sözü geçen aile için bakın ne yapıldı?

İhtiyaç duyulan bir doz ‘Peri dozu’ nasıl sağlanacaktı?Yardım istenen danışman ‘ulusal sorumluluk duygularına’ hitap eden bir kampanya başlattı.Halka. Her büyük monarşinin, kendi kraliyet ailesine güvenmek ve inanmak durumunda olduğu hatırlatıldı.Birbiri ardına yapılan araştırmalarda; halkın herhangi bir şeye inanç beslemesi durumunda ulusal ölüm oranlarının azaldığını, mutluluk seviyesinin yükseldiğini, ömür ortalamalarının uzadığını ve sosyal hizmetlerden daha az yararlandığını gösteriyor.Bütün bu bilgiler kamuoyuna anlatmaya çalışıldı.Ayrıca o ülkenin vatandaşlarına kraliyet ailesinin; vatandaşlık, sorumluluk ve kamu hizmetinin zirvesi olduğunu, kraliyet yemekleri ve şampanya ‘brunc’larının’ artık işe yaramadığı da belirtildi, halka hatırlatıldı.

Bu konuda bir ara İngiltere’den örnek vereceğim, konunun daha iyi anlaşılması için…

Buna paralel olarak ailenin üyelerinin, kamuoyunca iyi bilinen hayır kurumlarına yönelik olarak üstleneceği yeni birtakım görev ve sorumluluklar belirlendi.Bu arada önemli bir noktaya daha değineyim;Dünyaca ünlü pahalı danışman, bir arşivciyle de anlaştı.

Ona şu görevi verdi.Tarih kitaplarını tek tek tarayarak, unutulmuş, yeniden canlandırabileceğimiz ritüelleri bulmakTüketiciler, etraflarında bir takım ritüeller olan markalara daha sıkı duygusal olarak bağlanıyor ve daha sadık oluyorlar.

Bir marka veya ürün etrafında gizemli bir hava yaratmak de bir başka etkin marka stratejisi..Yine belirtelim:Tüm kraliyet ailelerinin halk tarafından bilinmeyen, kökeni asırlara dayanan ritüel, hikaye, efsane, sembol ve törenleri vardır.

Tarihçiler bilir.Aslında bu ritüellerin büyük kısmı kraliyet ailesini, utanılacak anlardan korumak ve genel anlamda da halkı ‘kontrol’ altında tutmak amacıyla tasarlanmıştır.

Sözgelimi; halktan biri asla kraliyet ailesi mensubuna hitaben konuşamaz, ancak o kraliyet ailesi mensubu ona bir şey sorarsa cevap verebilir.Ayrıca halktan biri mutlaka doğru unvanı kullanmalıdır.Yine devam edeyim.Dünyadaki tüm kraliyet aileleri popülerliklerini arttırmanın en iyi ve en hızlı yolunun bir kraliyet düğünü yapmak olduğunu biliyor.

İkinci etkili yöntem ise; bir kraliyet bebeğinin doğuşu.Sistem şu: Bir sürü ama bir sürü kraliyet bebeği yapın! Kraliyet golü mü atmak istiyorsunuz?O zaman; ikiz yapın…

Modern tarihte, bunu başaran ilk aile 2011yılında ikiz bebeklerle şenlenen Danimarka kraliyet ailesi oldu.Ailenin popülerliği ikizler sayesinde ciddi oranda artış gösterdi…

Şu an belki de şöyle düşünüyorsunuz, ‘Bunlardan bize ne?’Bizde hanedan yok!’ diye…

Olur mu? Bizim de kendimize göre kraliyet ailelerimiz var.Kültürümüzdeki şöhretler bizlerin kral ve kraliçeleridir.

İngiltere Kraliçesi, yemek ve resepsiyonlar sırasında halkla temas kurarken, fotoğraf çekmesine izin verilen tek kişi kraliyet fotoğrafçısıdır.Doğal olarak herkes Kraliçe ile aynı fotoğrafta görünmek ister.Kraliyet fotoğrafçısı da bu görüntüleri bayağı pahalı bir ücret karşılığında satar.Bu arada belirteyimİsterseniz siz de Kraliçe ile yan yana göründüğünüz bir fotoğrafı internet üzerinde satın alabilirsiniz.Yıldönümleri, doğum günleri, ölümleri ve hatta yeni bir yılın başlangıcı bile Kraliyet aileleri için gelir kaynağıdır.Onlar, nefes alan canlı birer turist bürosu gibi çalışırlar.Bunun sonucunda da ülkelerine muazzam miktarda iş, sermaye ve kazanç getiriyorlar.Kısacası kral ve kraliçeler birer markadırlar.Duydunuz mu, bilmiyorum,Aydın Bilgin büyüğümüzden de duymuştumİngiltere Kraliyet ailesinin birçok üyesi, monarşiden bahsederken ‘Şirket’ terimini kullanıyor.Demokrasi çağında monarşinin herhangi bir markadan farkı yok!Onlar da insanların saygısını bir şekilde mutlaka kazanmak zorundalar.30 Ocak 2018’den bu yana Halkapınar’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Meslek Fabrikası bünyesinde halka açık ve ücretsiz olarak hizmet veren FabrikaLab İzmir, Başkan Tunç Soyer’in “Gençlik Yerleşkesi” açmasıyla Tarihi Havagazı Fabrikası’na taşındı. FabrikaLab İzmir ile birlikte hizmet verecek ortak çalışma alanlarına, fikirlerin olgunlaşacağı kuluçka merkezlerine ihtiyaç olduğunun saptanması üzerine de 19 Mayıs 2020’de FabrikaLab İzmir’in yanında ‘FikrimİZ’ açıldı.

“The Fab Foundation” olarak anılan uluslararası FabLab Ağı üyesi FabrikaLab İzmir, “Kendin yap, Birlikte Yap” kültürü ile bireylerin yeni düşünceler geliştirmesi, araştırma yapması ve bağımsız projeler üretebilmesi için fırsat sunuyor.

Aynı zamanda fabrikasyon teknolojilerini demokratik bir şekilde tüm İzmirliler için erişilebilir kılmak ve İzmirlilere kendi teknolojilerini yaratma gücü vermeyi hedefliyor.

FabrikaLab İzmir iki yıl süresince üretime hevesli, yüzde 80’nini gençlerin oluşturduğu yaklaşık 3 bin 700 kişi tarafından kullanıldı.Dün ise; İzmir’i yenilikçi bir kente dönüştürmek için birlikte çalışmanın önünü açmak isteyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in çağrısıyla planlanan teknik gezi kapsamında Tarihi Havagazı Fabrikası Gençlik Yerleşkesi’ndeki Fabrikalab İzmir ve FikrimİZ’de yürütülen çalışmalar belediye başkanlarına aktarıldı. İşini doğru dürüst yap, o kadar Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, mahallelerde görev yapan saha sorumlularıyla bir araya geldi. Salgın süresince gayretle çalışan tüm personele teşekkür eden Başkan Sandal, “Bu süreci iyi yönettik. Bayraklı’nın sorunu bizim sorunumuz. Bize düşen bu kentin meselelerini çözmek. Referansımız; işimizdir” dedi.Göreve geldiği ilk günden bu yana israfla mücadele ettiklerini vurgulayan Başkan Sandal,’Aldığımız tedbirler neticesinde yoksullukla mücadele edebiliriz. Okuyamayan çocuklarımızın eğitimlerine devam etmesini sağlayabiliriz. İhtiyaç sahibi ailelerimize destek olabiliriz. Dolayısıyla çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz.’

Tek isteğimiz, herkesin işini doğru dürüst yaparak, Bayraklı’ya hak ettiği hizmeti üretmesi.’ diye konuştu.İpek böceği yetiştiriyorlar.Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar, Yerel ekonomileri güçlendiren, yaşam şartlarını iyileştiren, yoksulluğun azaltılmasında etkin bir araç kooperatifçilik.Bu kapsamda kooperatifçiliği önemsiyor, tarımın gelişmesi, kadın üreticilerin desteklenmesi adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaptığımız destekler kapsamında Menderes Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi tarafından ipek böceği yetiştiriciliğine katkı sunduk. Üretimleri için gerekli alanı kendilerine tahsis ettik. Yapılacak üretim ile elde edilecek iplikle ekonomik anlamda gelir elde edilecek. Meles ve Arap derelerinde temizlik harekâtı İZSU Genel Müdürlüğü yaz sezonunun gelmesiyle birlikte dere tabanlarında biriken malzemenin neden olduğu koku sorununu önlemek için Meles ve Arap dereleri öncelikli olmak üzere geniş çaplı bir temizlik çalışması yürütüyor.Derelerin dip çamurunu özel tekniklerle temizleme çalışmalarının 20 Haziran’a kadar tamamlanması planlanıyor.Çalışmalar tamamlandığında sadece iki dereden 50 bin ila 60 bin ton arası malzeme çıkarılması öngörülüyor.Dere temizlik çalışmaları 18 dönümlük alanda sürüyor 6 ayda 90 bin ton atık çıkarıldı.2020 yılının ilk altı aylık döneminde İzmir’de 226 kilometre uzunluğunda dere temizliği yapılarak derelerden toplam 90 bin ton malzeme çıkarıldı. Şu ana kadar yapılan çalışmalar kapsamında dere tabanında biriken malzemeler 30 personel, 14 adet iş makinesi ile temizlenerek 18 adet kamyonla da taşıma işlemi gerçekleştirildi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
GÜNDEME DAİR - 24 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 22 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 18 Eylül 2020
Bizim bayramımız! - 11 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 9 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 5 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 1 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 27 Ağustos 2020
GÜNDEME DAİR - 25 Ağustos 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ