Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

ANORMALLEŞME SÜRECİ

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Döndük. Peki, nereye döndük dersiniz?

Kıbleye bile dönmekte zorlandığımız toplum olarak bence normalleşmeye değil anormalleşmeye… Niye mi? Çünkü -sözüm meclisten dışarı- bizim gibi anlaşılması, çözülmesi zor tuhaf toplumların, yetkililerin onca ilgi ve uyarılarına karşın döndürdüğü nokta olsa olsa eski bilindik durumumuz olur ama onun adı da zaten olsa olsa bizim bildiğimiz normalleşme değil, anormalleşme sürecidir. 

Üç ay boyunca tüm dünyadaki canlı örnekler göz önüne serilip, korunma yolları üzerinde durulup, onca uyarılara karşın nedense örneğin bir tek maske takmayı bile tam olarak algılayıp öğrenemedik. Maskesevmez bir toplum yarattık. Öyle ki kimi masketakarlar olmadık yerlerine taktılar. Kaldı ki çenesine, gözlerine hatta kıçına takanları sosyal medyada gördük.

Konu komşu, hısım akraba ziyaretlerini nedense tam olarak frenleyemedik, hele hele cahilliğin zirve yaptı alanlarda…

Yasakların geldiği ilk günler kapalı camilerin kapısına dayandık, imama kızdık, içeri, girip cemaatle namaz kılacağız diye direttik. Ciddi ciddi “Allah’ın evine virüs giremez. Önemli olan namazdır, virüs değildir.” diyenler oldu.

Bazı nato mermer kafalar konuyu ciddiyetsizce milliyetçilik yönünden açıklayıp “Türk genine virüs sökmez.” dediler.

Nafile ibadet olan umre ziyaretini farz formatında yerine getirmek için her şeyi yaptık. Bunların geriye dönüşleri ülkemizin her yerinde virüsün yayılmasına neden oldu.

Kahvehaneler kapatıldı. Gününün önemli bir kısmını buralarda geçiren –sözüm ona değersiz bir şeymiş gibi sözde vakit öldüren- o kadar hastaları var ki ‘Yazık’ deseniz neredeyse kahvehanesiz kaldığı için ağlayacak duruma gelenler var.

Asker uğurlamalarından geri kaldığımız yok.

Basında yazılanlar çizilenler sanki yalan, sanki bir masal…

Sanki corona diye bir hastalık hiç yok. Sanki dünyada 400 binden fazla insan bu hastalık yüzünden ölmedi.

Sanki hastalığın o hızlı olduğu dönemlerde Avrupa’dan ve ABD’den gelen görüntüler montaj.

Durum böyleyken normale dönmeyi istemek, eski yaşama yeniden kavuşmak hiç şüphesiz hepimizin istediği bir durum ancak bizim eski yaşantımızda gördüğümüz normallikler acaba gerçekten normal mi yoksa anormal mi, bu da tartışılır.

Anormal alışkanlıklarımızın farkında değiliz aslında. Normal olarak görülen pek çok tutum ve davranışlarımızın anormal olarak görüldüğü bir çağda yaşadığımız için doğrularla yanlışlar yer değiştirmiş durumda.

Dışarıdaki söylem ve eylem anlamında ne kadar yanlışlıklar varsa önceden dikkatimizi çeken pek çoğunu görmedik örneğin.

Alışveriş yapmayı bir tutku, bir tiryakilik, bir hastalık haline getirenler buna biraz daha zorunlu olarak ara verdiler ya da eskiye oranla hafiflettiler.

Eee bu kadar anormallikten sonra bize yakışırdı artık normalleşme süreci. Hemen her alanda bize özgü olan, kendimizce normal sandığımız anormallikler böyle nereye kadar acaba?..

Hastalığın tehlikesi tam olarak geçene kadar dişimizi sıkacağız. Bakın 42 ilde maske takma zorunluluğu getirildi. Vaka sayılarında belirgin bir azalma da söz konusu değil. Tehlike sürüyor. Hastalık kapımızda değil, evin içinde. Aman dikkat!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ