Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

M. KEMAL ATATÜRK TÜRK CUMHURİYETİNİ YARATAN

Mustafa Solak Tarihçi Yazar

Mustafa Solak Tarihçi Yazar

21 Eylül 1934 tarihli Son Posta gazetesindeki haberde de müzeye dönüştürüleceği şu şekilde yazılmaktaydı: “Müze haline konması kararlaştırılan Ayasofya mabedinin tamiri için keşifler yapılmaktadır. Camiin tam manasile tamir ve müze haline konması için yüz bin lira kadar bir para lazımdır. İsmet İnönü’nün “Atatürk’ün kararı” ifadesi

İngiltere’de yayınlanan The Financial Times gazetesi İnönü’den Atatürk hakkında yazı istemiştir. Bu makale, 5 Şubat 1937 tarihli Cumhuriyet ve 8 Şubat 1937 tarihli Ulus’ta yayınlanmıştır. The Financial Times’in Türkiye Eki için hazırlanan makale, Ulus’ta “Atatürk’ün bir kaç hususiyeti” başlığıyla, Cumhuriyet’te ise “Kemal Atatürk Türk Cumhuriyetini yaratan” başlığıyla yayınlanmıştır. İngilizce makalenin Türkçe’ye çevirisi Ulus gazetesinde daha anlaşılırdır.5 Şubat 1937 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Atatürk hakkında bir yazı yazmaklığım teklif edilmiş bulunuyor” diyor. Yazısında Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesinin Atatürk’ün kararı olduğundan şu şekle bahsediyor.Kültür sahasında, bütün hakikatlerin belli olması için, Atatürk’ün Ayasofya’yı Bizans asarına [eserlerine] aid bir müze haline ifrağ [dönüştürme]  hususundaki kararı da gösteriyor ki o, bu gibi işlerde son derece geniş bir düşünce ile hareket etmektedirİnönü 8 Şubat 1937 tarihli Ulus gazetesinde de şunları yazıyor:“Bu memleket, toprağının bir köşesinde, Bizanstan veya Romadan yeni bir eser bulcaklar diye korkardı. Şimdi toprak altından yeni eserler çıkarmağa kendisi çalışıyor, Son Alacahöyük kazıları, Tarih Cemiyetinin teşebbüsüdür. Neticeler şimdiden dünyanın dikkatini celbetmiştir. Ayasofyanın Bizans eserleri için müze haline konulması bilmem ki, tefsire [yoruma] muhtaç mıdır? Atatürk’ün geniş ve yüksek fikrini… Toleransını, hakikat arayıcılığını… Ve memleketin içtimai ve ilmi bünyesinde vücude getirdiği hayırlı istihalenin [gelişmenin] derin izlerini, hiçbir şey bu sade misal kadar belirtemez.Görüldüğü gibi başbakan İsmet İnönü daha Atatürk hayattayken Atatürk’ten gizli bir karar alınmadığını; aksine Ayasofya’yı müzeye dönüştürme kararının kendilerinden önce Atatürk’e ait olduğunu belirtiyor.Sözkonusu kararnamenin sahteliğini öne sürenlerin gerekçelerinden biri Resmi Gazete’de ve mevzuata dair diğer yerlerde yayınlanmamış olması. Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu Bakanlar Kurulu Kararnamenin gerçek olmadığını şöyle iddia ediyor:

“1924 Anayasası’nda ‘kararname çıkarma’ diye bir hüküm yoktur. ‘Tüzük çıkarma’ vardır. Bunun da Cumhurbaşkanınca imzalanması şartı vardır. Bu kararnamede Soyadı Kanunu’nun Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce böyle bir imzayı Atatürk’ün attığı iddia ediliyor. Atatürk soyadı ile attığı iddia ediliyor. O gün yayınlanan bir karar bile olsa Resmi Gazete’de yayınlanmadan yürürlülüğe giremez. Dolayısıyla Atatürk’ün böyle bir kanunsuzluk yapması mümkün değil. Kararname’nin birinci sayfasında, Kanunlar Müdürlüğü yazıyor, ikinci sayfasında Muamelat Müdürlüğü yazıyor. Bu da ciddiyetsiz bir yaklaşımdır

Aslında kararnamelerin hepsinin Resmi Gazete’de yayımlanması zorunluluğu yok. 1924 Anayasasında da kararnamelere ilişkin düzenlemek yok. Araştırma yapmak üzere Thomas Whittemore’ya verilen izne dair 7.6.1931 tarihli Bakanlar Kurulu kararında da “kararname” yazmaktadır. 24.11.1934 tarihli kararname kanunsuzsa 7.6.1931 tarihli kararname ve diğerleri de kanunsuz olmalıdır. Halaçoğlu bunu iddia ediyor değil ama sonuçta bütün kararnameler için böyle bir durum ortaya çıkıyor. Dahası “Burada kullanılan imza gerçek değil. Bir el bunu müze haline getirmiş ve Atatürk’e mal etmişler. O tarih için Atatürk ismi geçince kimse itiraz edemez diye düşünmüşler. Böyle bir sahtekarlık var işin içinde. İki-üç gün sonraki kararnamelerde yuvarlak ‘A’ harfi ile atılmış Atatürk imzaları bulunuyor” diyen Halaçoğlu, başka kararnameler çıkarılabildiğini ima etmiş oluyor ki bu durum “1924 Anayasası’nda ‘kararname çıkarma’ diye bir hüküm yoktur” ifadesiyle çelişir.Tüzükle ilgili 1924 Anayasası’nın 52. maddesi şu şekildedir:“Bakanlar kurulu, kanunların uygulanışlarını göstermek yahut kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere içinde yeni hükümler bulunmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyle tüzükler çıkarır.Tüzükler Cumhurbaşkanının imzası ve ilaniyle yürürlüğe girer. Tüzüklerin kanunlara aykırılığı ileri sürüldükte bunun çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir.Kimileri kararın 2762 sayılı Vakıflar Kanuna aykırı olduğunu belirtiyor ama kanunun tarihi 5.6.1935. Yani karar kanundan önce alınıyor.

Yusuf Halaçoğlu imzanın Atatürk’e olmadığını ileri sürerek şunları belirtiyor:“Burada kullanılan imza gerçek değil. Bir el bunu müze haline getirmiş ve Atatürk’e mal etmişler. O tarih için Atatürk ismi geçince kimse itiraz edemez diye düşünmüşler. Böyle bir sahtekarlık var işin içinde. İki-üç gün sonraki kararnamelerde yuvarlak ‘A’ harfi ile atılmış Atatürk imzaları bulunuyor. Buradaki ise köşeli ‘A’ ile atılmış. Bunun benzeri yok ve başka hiçbir yerde bu imza yok. Böyle imza olmaz. Bunun mürekkep tahlilinin yapılması gerekiyor. Atatürk, Ayasofya’nın iç kesimlerinin ibadetten çıkarılmasını kabul etmiyordu.”

Dahası “Henüz resmiyet kazanmamış soyadıyla Atatürk’ün resmi evraka imza atacağını nasıl düşünebilirsiniz?”Ayasofya Kararnamesi’ndeki Atatürk imzasının sahte olduğunu iddia edenlerin dayandıkları hususlar şöyle: Atatürk’ün “K. Atatürk” imzasına Ayasofya Kararnamesi’nden başka bir belgede rastlanmıyor. Atatürk soyadının 27.11.1934 tarihinde Resmi gazetede yayınlandığı için Atatürk’ün küçük a’lı “K. atatürk” imzasınınancak bu tarihten itibaren geçerli olduğuna dikkat çekiyorlar.

Devlet Arşivlerinde yaptığım araştırmada kararnamelerin tümünün Resmi Gazete’de yayınlanmadığını tespit ettim. Örneğin 24.11.1934 tarihli müzeye dönüştürme kararnamesine yakın tarih olan, 22.11.1934 tarihli  “Antalya sıcak iklimler istasyonu için alınacak tohumun dövizi hakkında kararname” ile 22.11.1934 tarihli “Yugoslavya’da toplanacak Afyon Kongresi ve uzak şark tetkik seyhatine katılacak heyete döviz verilmesi”[13] kararnameleri de Resmi Gazete’de yayınlanmamıştır.

Mustafa Kemal Paşa’ya “Atatürk” soyadı Ayasofya kararnamesinin imzalandığı gün olan 24.11.1934 tarihinde verilmiştir.[15] Atatürk, söz konusu kararnamedeki imzasını, Resmi gazetede yayınlanmasını beklemeden, kullandığı anlaşılıyor. Bu normaldir. Atatürk, soyadını metin içinde kullanmıyor, imzasını kullanıyor. Herkes dün attığından farklı imza atabilir. Dolayısıyla geçerlilik imzaya değil soyadının kullanımına ilişkindir.Atatürk’ün, soyadını almadan önceleri de bu imzayı kullanmıştır. Örneğin bu imzayla 8.11.1934 tarihinde Konya Milletvekili Naim Hazım’a, “Ülkü Onat” soyadını önermiştirAtatürk imzasının sahte olduğunu, sonradan atıldığını düşündüğümüzde şu sorular ve sorunlarla karşılaşılır: Karara imza atan Başbakan İnönü ve bakanlar, imzanın sonradan başkasınca atıldığını; dolayısıyla sahte olduğunu bilmiyorlar mıydı?

Diyelim ki Atatürk’ün imzası, Atatürk’ün ölümünden, İnönü’nün ve bakanların görevlerinden ayrıldıkları veya öldükleri zamandan sonra atıldıysa, aradan çok yıllar geçmesine rağmen böyle bir sahtekarlığa neden gerek duyulsun?Halkın tepkisiyse; yukarıda gösterdiğimiz gibi Ayasofya’nın müze olacağı, karardan önce basına yansımış; dolayısıyla halkın ve Atatürk’ün bilgisi vardır. Halkın tepkisi düşünülse o vakit düşünülürdü. Atatürk de müdahale ederdi. “Zaten müdahale etti” diye sunulan anı ise Atatürk’ün müzeyi, açılışından 5 gün sonra ziyaret etmesiyle geçerliliğini korumamaktadır. Dahası 1937 yılında İsmet İnönü, gazetelere yansıyan makalesinde Ayasofya’nın müze yapılmasının esas kararının Atatürk’e ait olduğunu belirtiyor. Atatürk buna müdahale etmediğine göre kararda onayı vardır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ