Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

GÜNDEME DAİR

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

İzmir’de ‘adalılar’ ve ‘ göçmenlerin’ sayısı önemli sayıdadır.

Hemen tamamı da Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Atatürk’e bağlı kişilerden oluşur.

Bunlarda ‘bölücülük’ sözü yoktur…Türkiye için canlarını vermekten bir saniye bile çekinmezler.

Bir önceki yazımın sonuna doğru, Rumeli Balkan camiasının İzmir’de  ‘temsiliyeti’ ve temsil ettiğini söyleyen ‘başkanlar’ ile ilgili bir haber vermiş ve yorumda bulunmuştum.

İlk ve en önemli tepkiyi Uluslararası Giritliler ve Mübadiller Federasyonu Genel Başkanı Zafer Yusuf Güzelkasap yanıt verdi.

Zafer Bey, ‘Yaptığınız cesur yorumunuz için tebrik ve teşekkür ediyorum’ dedikten sonra şöyle devam ediyor.Bizimde mustarip olduğumuz ve Rumeli camiasının birliğinin önündeki en büyük engel olarak gördüğümüz ve Sizin de müşahede ile tespit ettiğiniz gerçek maalesef bu!.Yazınızda ifade ettiğiniz gibi, Büyük İzmir Rumeli Balkan camiasını ‘temsil’ ettiğini söyleyen fakat arkasında camiadan tek bir kişi bile olmayan, derdi aslında camia değil, ‘şahsi ikbal’ olan bazı

‘başkanlar’ sebebiyle Camiamız; İzmir demografik yapısı içinde % 60 gibi bir orana sahip olmasına rağmen nedense bu büyük camia hiç bir platforma davet edilmiyor.

Konak’ta yapılan bizler içinde çok anlamlı olan ve nedense bizim gibi  ‘Birçok Rumeli federasyon ve derneğinin’ davet bile edilmediği Tüm İzmir Rumeli balkan federasyon ve dernekleri katıldığı anma ‘diye duyurulan fakat davet edilenlerin 6 veya 7 Rumeli Derneğini geçmediği bu ve benzeri, siyasi ortak paydaların camianın birliği ve menfaatleri önünde tutulduğu hamasi olduğu aşikar olan toplantılar, asıl toplantı sebebi olan manevi atmosferi de siyasete alet etmekte ve gölge düşürmektedir…Uluslararası Giritliler ve Mübadiller Federasyonu Genel Başkanı Zafer Yusuf Güzelkasap açıklamasını ‘görüşelim’ diyerek telefon numarasını yazarak tamamlamış…

Yani;‘Benim için çok dertli… Yaşadıklarımızı ve bildiklerimizi, öğrendiklerimizi size anlatmak istiyorum.

Duyduklarınız sizi şaşırtacaktır’ demek istiyor…

Ben açık ve seçik şunu söylemiştim:‘Rumeli’ yani ‘Balkan’ derneklerini kuranların arasında kesinlikle birlik ve beraberlik yok…Çünkü amip gibi bölünüyor ve çoğalıyorlar…

Hepsi ‘lider’ olma arzusundalar…Birkaç arkadaşı ve akrabasını yanına alarak hemen çakma bir dernek kuruyor.

Zafer Bey’in de belirttiği gibi belki de arkalarında bir kişi ya da bir üye bile bulunmuyor.

Ama bakıyorsunuz bir iki haberci ile sözde arkadaş olup istediklerini yazdırıyorlar, ya da gazete dergi çıkarıp birilerine yaranarak zengin olma ve bir yerlere gelmeye çalışıyorlar.

Başarıyorlar da…Çok önce ‘Balkanlar Başbakanı’ başlıklı bir makale yazmıştım.O yazımda, şimdi Uluslararası Balkan ve Türk İş Dünyası Derneği (BATÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Kazançoğlu’ndan söz etmiş, ‘Balkanlar Başbakanı’ sıfatını takmış ve örneklerini vermiştim.Yani, Balkanlar’ı, ya da muhacirleri, göçmenleri, öz be öz Türklerin haklarının birileri tarafından gasp edildiğini iddia etmiştim.Tabii ki, çok ama çok iyi niyetliler var…Bir kısmını da tanıyorum…Bazıları ile kardeş olarak büyüdük, bu günlere geldik…Yani; artık başta Akın Kazançoğlu olmak üzere, toplum tarafından sevilen ve beğenilen, güvenilen isimler ortaya çıkıp bu sorunu kökünden çözmeliler…Hafta içinde ‘Alsancak’ta kim haklı?’ diye bir yazıyı kaleme almıştım.İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin adını ağzına alarak birilerinin yaptıkları açıklama ile Alsancak Tren İstasyonu’ndan yani Bornova Sokağından başlayarak, birinci Kordon’a kadar birçok yerin trafiğe kapatılacağını öğrendik.Esnaf buna karşı çıktı…Ben de örnekler vererek, esnafın yüzde yüz haklı olduğunu ve bu kararın ezbere ve İzmir’i bilmeyenler tarafından alınabileceğini yazmıştım.Bugün Ankara’dan gelen ve İzmir’de Başkandan sonra ikinci adam pozisyonunda olan bir kişinin ‘Yok böyle bir şey!’ açıklamasını öğrendim.Peki bu söylentiyi kim çıkardı?Bu işler bu kadar basit mi?Farkında olmasak, ses çıkarmasak oldubittiye gelecek…Tabii bu da düzeltilinceye kadar büyük hasar bırakacak…Yönetici durumunda olan bin defa düşünecek bir kez konuşacak.Yoksa işin içinden çıkamaz…Örnekleri çok,FAO Türkiye’nin düzenlediği etkinlikte, Dünya Gıda Günü kapsamında, Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2020: Uygun maliyetli ve sağlıklı beslenme için gıda sistemlerinin dönüştürülmesi (SOFI 2020) raporunun sonuçları paylaşıldı.  

FAO, IFAD, UNICEF, WFP ve WHO tarafından ortaklaşa hazırlanan bu önemli yıllık rapor, devletleri ve halkı açlığı sona erdirme, gıda güvenliğini sağlama ve beslenmeyi iyileştirme alanlarındaki ilerlemeler konusunda bilgilendirmeyi amaçlıyor. Rapor, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi bağlamında bu alanlardaki hedeflere ulaşmanın önündeki temel zorlukların derinlemesine analizini sağlıyor.SOFI 2020, 2030’da sıfır açlığın hala ulaşılabilir bir hedef olup olmadığını değerlendirmek için ülkelerin performanslarını izleyerek dünyadaki açlık, gıda güvensizliği ve yetersiz beslenmenin kapsamına ilişkin en yeni ve güvenilir tahminleri sunuyor.

FAO Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu açılış konuşmasında, dünyadaki açlığın 2014 yılından bu yana kademeli olarak arttığını vurguladı.

Gutu, raporların bulgularına bakıldığında 2019, yılında dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin güvenli, besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişiminin olmadığını söyledi.

Herkes için sağlıklı beslenme ihtiyacının altını çizerken, beslenmenin sağlık ve çevre açısından etkilerini en yüksek düzeyde tutabilmek için sürdürülebilirliğe güçlü bir şekilde vurguladı.

Kötü beslenmenin sadece çocuklarımızın gelişimini aksatmadığını hatırlatan Gutu, yetişkinler arasında giderek artan obezitenin nedenleri arasında kötü beslenmenin de olduğuna işaret etti.

FAO Gıda Güvenliği Uzmanı KeigoObara, mevcut gıda sistemlerinin görünmeyen maliyetlerine değinerek, bu trendlerin devamı halinde açlığın bölgesel dağılımının değişeceğini ve Afrika’nın 2030 yılında yetersiz beslenmenin en yüksek olduğu kıta olacağını belirtti.

Obara, 2030 hedeflerine ulaşmak için barış, istikrar ve güvenliğin elzem olduğunun işaret etti.

Obara, Türkiye’de çocuklar arasında kötü beslenme azalırken yetişkinler arasında obezitenin arttığını da sözlerine ekledi.

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Türkiye’nin gıda tedarik zincirleri bakımından COVID-19’a hazırlıklı yakalandığını ifade ederek konuşmasına başladı ve pandeminin ilk aşamalarında salgının yayılmasını önlemek için alınan önlemler nedeniyle üretim safhasında yaşanan sorunların, daha sonra uygulanan doğru politikalarla giderildiğini belirtti.

Bizleri besleyen nüfusun %80’inin kırsalda yaşayan küçük çiftçiler olduğunu anımsatan Selışık, küçük çiftçilere bilgi ve finansal destek sağlamanın kritik önemde olduğunu vurguladı.

Selışık bu bağlamda, tarımda kooperatif ve benzeri örgütler bünyesinde yer almanın, çiftçilere pazarlara ulaşma ve gerekli teknik bilgilere erişme bakımından yardımcı olacağını da sözlerine ekledi.

COVID-19’u insanlığın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana maruz kaldığı en büyük tehditlerden birisi olarak nitelendiren Seher Alacacı Arıner, salgının ekonomik etkilerini ortaya koymak için UNDP Türkiye’nin yaptığı araştırmanın sonuçlarını izleyicilerle paylaştı.

Söz konusu araştırmanın bulgularına göre, küçük ölçekli işletmeler, büyük ölçekli işletmelere kıyasla pandemiden daha fazla etkilendiklerini aktaran Alacacı, iş gücü piyasasında ise kadınların pandemiden daha fazla etkilendiklerini söyledi.

COVID-19’un küresel ve bölgesel etkilerine işaret ederek konuşmasına başlayan Taylan Kıymaz, dünyanın diğer bölgeleriyle kıyaslandığında Sahraaltı Afrika’nın pandemiden daha derin bir şekilde etkilendiğini ifade etti. Pandeminin Türkiye’deki tarım sektörüne etkilerine de değinen Kıymaz, işçi temininde yaşanan sorunları çözmek için IFAD’ın attığı adımları izleyicilerle paylaştı.

Kıymaz, COVID-19’un Türkiye’deki tarım sektöründeki etkilerini hafifletmek ve daha etkili bir planlama yapmak için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın iş birliği içinde çalışmasının önemini vurguladı.Çin tarafından Afrika kıtasında yürütülen 1100’ü aşkın iş birliği projesinin devam ettiği, çok sayıda Çinli teknisyen ve işçinin çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.

2 binden fazla Çinli personelin, yeniden işbaşı yapmak üzere ticari uçuşlar ve geçici charter uçuşları yoluyla 20 Afrika ülkesine gönderildiği bilgisi de verildi.Bu yılın ilk yarısında Çin ve Afrika ülkeleri arasında gerçekleşen ticaret hacmi 80 milyar doları aşarken, Çin’den kıtaya yapılan yatırımlar da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 arttı.

Bu arada küçük bir yorum yapayım.Çinliler de diğer ülkeler de bu işleri hayrına yapmıyor.Hammadde ihtiyaçlarını ucuza getiriyorlar ve güçlerini çoğaltıyorlar.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
GÜNDEME DAİR - 24 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 20 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 15 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 13 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 9 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 6 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 29 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 26 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 24 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 22 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ