Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

MUSTAFA ALİ KASAP

MUSTAFA ALİ KASAP

Ben biraz da yüreğimi göstermek için resim yapıyorum. Daha doğrusu yaramı göstermek için. Sanki çizdikçe boyadıkça renklendirdikçe yüreğimin yanına yeni yürekler gelecek, çoğalacağız. Ben paletimdeki boyaları yüreğimde karıştırarak sürerim tuvale. İzleyenler kendi sevinçlerini, kaygılarını, heyecanlarını, bir türlü ifade edemedikleri duygularını görebilmelidirler.Yaşadığımız çağın kirliliğini, sevgisizliğini, bencilliğini tuvalimde kocaman turkuaz bir leke ile örtüp; efe kadınlarımla umudu, sevdayı, yaşam sevincini, başkaldırıyı ve haykırışı anlatmak istedim. Hani deli divane âşıksınızdır da sevdiğinizden aldığınız tutkuyla yerinizde duramaz, dans edersiniz ya, efe kadınlarımın dansıyla bunları göstermek istedim.Resimde renk benim için önceliklidir. En koyu sevdayı ateş kırmızısıyla öyle anlatmalıyım ki; içini yakmalı insanın, yaşadığı sevdayı tablolarıma dokunduklarında kalp atışlarını parmak uçlarında hissetmeliler. Efe kadınlarımın cepkenlerindeki mor ile asaleti; mora eklenmiş turuncumsu pembelerle de mutlu görünen yüzünün ardındaki saklı naifliği ve umudu göstermeliyim. Uzak geniş mavi düzlükler içinde, yer yer zifiri lâcivert lekeler, duru turkuaz alanlar ve turcumsu ışıltılar, zeybek kızlarıma arka plan olmuştur. Benim paletimdeki boyalar ebemkuşağının gökyüzünü boyayan tanrısal ışık renkleridir.Resimlerimde her zaman şarkıyı söyleyen egemen bir renk vardır. Küçük küçük diğer renkler ona eşlik ederek koroya katılırlar. Resimlerime baktığınızda ağlamaklı Ege gurbet havasını, bazen de coşkulu zeybeğin çoksesli tınısını duymanızı istiyorum.Efe kadınlarım şimdi resimlerimde; mor cepkenin altından kollarını açmış, gözlerini avına dikmiş kartal edasıyla başkaldırdığı kadar; peçelerinin ardında gizledikleri dünyalar güzeli masum bakışlarıyla da ürkek bir serçe gibi kadının naifliğini, kırılganlığını ve estetik güzelliğini de gösteriyorlar.Dünyanın hiçbir kadınında görülmeyen bu özellikler ilkin Anadolu topraklarında baş göstermiştir. Ben kadın zeybeklerimizi tarihin karanlık dehlizlerinden çıkarıp çağımıza taşıdım. Artık kadın haklarını, bağımsızlığı, özgürlüğü ulusça elde edebilmek için verdikleri savaşımı, başkaldırıyı, haykırışı, sevdayı ve umudu fırçamla boyamla renge dönüştürmeliydim. “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.” Bin yıldır üzerinde yaşadığımız bu güzel yurt topraklarına neden Anavatan, Anadolu, Anayurt denildiğini hiç düşündünüz mü? Adını bu güzel yurt toprağımıza veren, yaşamın her alanında onsuz olamadığımız, var oluşumuzun nedeni doğurgan, bereketli kadınlarımız… Efe Kadınlar… Bizim kadınlarımız…Evlatları, eşleri, babaları bu topraklar için can vermişler. Bu topraklar Türk kadınının el emeği, göz nuru ve namusudur. Bu nedenle bin yıldır üzerinde yaşadığımız bu yurda;    Anadolu, Anavatan    ve Anayurt    denilmektedir. Düşmanın    Anadolu’ya girmesi demek, kadınının ocağına tecavüz edilmesi, namusunun tehlikeye girmesi demektir.   Ulusal Bağımsızlık Savaşımızın Ege Bölgesindeki sembolleridir    efe kadınlarımız.Kara Fatma, 15 kişiyle çete kurmuş, daha sonra 43 ü kadın 700 erkek ere efelik yaptığı söylenir. “Kara Fatma” olarak tarihe geçen Fatma Seher, Balkan Harbi’ne, Edirne’de görev yapan kocası subay Derviş Bey ile katılır. I. Dünya Savaşı’nda, ailesinden 9-10 kadınla Kafkas Cephesi’ne gider. Kara Fatma eşi Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları toplayarak, Ermeniler ile çarpışır. Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek görev isteyen, kurduğu milis kuvvetiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtarılması için mücadele eden Kara Fatma’nın müfrezesinde savaşanların sayısını 350’ye çıkardığı bilinir. Sakarya ve Başkomutanlık muhaberelerine de katılan ve üsteğmenlik rütbesine kadar yükselen Kara Fatma, 1955 yılında Erzurum’da vefat ederken, cumhuriyetin temellerinin atılmasında pay sahibi olmanın mutluluğunu yaşamış kadın kahramanlardandı.  Yalnız Efe, Nazife Hanım, Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice, Onbaşı Halide, Binbaşı Ayşe, Süreyya Sülün Hanım, Nezahet Hanım    ilk aklıma gelen kadın kahramanlarımız…Üniformalı ve rütbeli ilk    kadın asker    de bizim ordumuzdadır.  İşte Binbaşı Ayşe ALTUNTAÇ, Üsteğmen Emine VARDARLI, Üsteğmen Fatma ŞİMŞEK Kurtuluş Savaşında rütbe alan kadın askerlerimizden bazıları…Halide Edip’i    bilirsiniz. 1919’da Sultanahmet Meydanı’ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tutuklama kararı çıkınca, eşi ile birlikte Anadolu’ya kaçarak Ulusal Kurtuluş Savaşına katıldı. Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verilmiştir. Ümmüşen Hanım,    Bodrum’u işgal etmek üzere sahile yaklaşan Fransız ve İngiliz bahriyelilerine kahramanlık dersi vermiştir. Koca düşman gemileri bu cesur kadının kıyıdan attığı kurşunlara hedef olmuşlardır. Onun yapabildiğini acaba hangi ülkenin kadını yapabilir? Ya da zamanımızda hangi kadın yapabilir? Sekiz aylık kızı kucağında, omzunda mermi ve cepheye cephane götürüyor. Sekiz aylık kız dinler mi düşmanı, ağlamaya başlıyor. Susması için ağzını kapar çocuğun, ama düşman eğer onları fark ederse çok kısıtlı olan cephane cepheye gidemeyecek. Ve bu arada çocuğunu göğsüne yaslar, düşman biraz geç gider, indirdiği zaman kendi elleriyle çocuğunu şehit ettiğini görecektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
Kafamın içi - 30 Kasım 2020
- 23 Kasım 2020
“Gülün Dikeni” - 16 Kasım 2020
- 9 Kasım 2020
GÜLÜN DİKENİ - 2 Kasım 2020
- 26 Ekim 2020
Yıl 1976 - 19 Ekim 2020
GÜLÜN DİKENİ - 28 Eylül 2020
- 21 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ