Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

ÖLÜMÜ UNUTMA

CENGİZ TÜRKAVCI

CENGİZ TÜRKAVCI

Hayatın sonu ölüm. Hayat kısa, ölüm hak. Her doğan mutlak bir gün ölecek.

İnsanlık ilk yıllardan beri ölümsüzlüğü aramış, ölüme bir çare bulamamıştır. İnsan doğar ve her attığı adımla ölüme yaklaşır ve kendisi için takdir edilen ömür bitince ölür.

Cenab-ı Allah şu ayetlerle kullarını uyarmıştır: “Her canlı ölümü tadıcıdır” (Ankebût:57)

“Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” (Nisa:78)

“Bir gün Cebrail bana geldi ve dedi ki:

-Ya Muhammed (sav) Dilediğin kadar yaşa bir gün mutlaka öleceksin.

-İstediğini sev, nihayet ondan ayrılacaksın.

-İstediğini yap, mutlaka onun hesabını vereceksin” diye anlatmıştır. Peygamber (as) (Ramuzu’lehadis:331/9)

Ölümsüzlük yok. Ömür vermede yok. Anlatıldığına göre en çok yaşayan Nuh (as) ölürken son sözü: Dünyayı bir han buldum, bir kapısından girdim diğer kapısızdan çıkıyorum.”

Temelin arkadaşı ölüm döşeğinde yatarken, Temele “git biraz moral ver” demişler. Temel gitmiş demiş ki, “Korkma, üzülme herkes bir gün ölecek” demiş.

Ölüm Hak:

Ölümden kaçılamaz. İnsan doğar, eceli gelince de can emanetini teslim eder.

Kur’an’da: “Eceli yazılmış olan hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez.” (Al-i İmran:145)

“Her ümmet için belli bir süre vardır; Vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir, ne de öne gelebilir.” (A’raf:34)

Bir mezarlığın giriş kapısında şöyle yazmışlar:

“Çıkmışsa ilâhi emir bahane bol,

Toprakta başlar toprakta biter bu yol”

Osmanlı Padişahları, Topkapı, Sarayı’nın girişinde bir yer yaptırmışlardı. Vefat eden orada yıkanırdı. Her gün saraya girişlerinde bu teneşir tahtası olarak kullanılan yeri görürler, dünyanın cazibesine kapılmazlar. Şan, şöhret peşinde koşmazlardı.

Ölüm hak Müslümana yakışan kısa olan dünya hayatını iyi değerlendirmek, ölüme hazırlanmak ve ölümü tebessümle karşılayabilmektir.

Ne buyurmuş peygamber (as):

-Kişi yaşadığı hal üzere ölür ve öldüğü hal üzere haşrolur.

Nasıl ölmek  istersiniz?

Son anda kendisine şehadet telkin edilen kişi yanındakinin elini tutuyor:

-Getiremiyorum işte” diyor.

Defnettikten sonra hanımına ne iş yaptığını soruyorlar:

-Faiz yer tefecilik yapardı” cevabını veriyor.

İnsan kendi sonunu kendisi hazırlar. Sonunun nasıl olacağını öğrenmek isteyen, yaşadığı hayata bakmalıdır.

Ölümü unutan, kendini dünya işlerine kaptırıyor, ölüm gerçeğini bir tarafa bırakıyor. Böyle yapanları peygamber (as) şöyle uyarıyor:

-“Zevkleri bıçak gibi kesen ölümü unutma!” (İbni Mace Züht:31)

-“Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayın!” (Tirmizi, Züht:4)

-“Ölümü yâd edin. Kim ölümü çok yâd ederse, Allah onun kalbini ihya eder ve ölümünü kolay kılar.” (Ramuzu’l-ehadis:80/15)

Ölüm nasıl yad edilir? Son nefes endişesi taşımak, kabir azabını düşünmek, Allah’ın huzurunda nasıl hesap veririm düşüncesiyle yaşamakla ölüm yad edilmiş olur.

Kur’an’da Allah soruyor “Yolculuk nereye?” diye düşünmezler mi?” diyor. (Yasin:68) Bu dünyada insan ahiret yolculuğu yapmaktadır. Çocukluk, gençlik devrelerinden sonra yaşlanır. Ölümün nişanı saçı sakalı ağarır belki bükülür ve birgün yolculuğu kabirde noktalar.

-Rivayete göre Hazret-i Osman (ra) Hızır’ın tamir ettiği yetimlere ait duvarın altından çıkan hazine için şunları söyler:

“Hazine, altından yapılmış bir levha idi. Üzerinde şu yedi satır yazılıydı:

Ölümü bilip de gülen kimseye şaşarım.

Dünyanın fani olduğunu bilip de ona rağbet eden kimseye şaşarım.

Her şeyin bir kader ile tayın edildiğini bilip de elden çıkan şeye üzülen kimseye şaşarım.

Hesaba tabi tutulacağını bildiği halde mal toplayan kimseye şaşarım.

Allah’ı yakinen bildiği halde, O’ndan başkasını anan kimseye şaşarım.

Cenneti yakinen bildiği halde, dünyada istirahat ümit eden kimseye ve şeytanı düşman olarak bildiği halde ona itaat eden kimseye şaşarım.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ