Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLÂY

DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLÂY
Reklam

23 Aralık 1930 tarihli Menemen Olayı, Cumhuriyet tarihimizin hüzün ve nefretle hatırlanacak en önemli olaylarından biridir. Çocukluğunun kısa bir dönemi Menemen’de geçmiş biri olarak, yakın tarihimizin o elim olayını anlatmak benim için her zaman büyük anlam taşımıştır. Bu önemseme yalnızca ‘Menemen’ değil elbette. Böyle bir konuyu ele almamda Mustafa Fehmi Kubilây’ın ‘öğretmen’ oluşu; Menemen Olayı’nın Cumhuriyet’e, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı girişilen bir karşıdevrim hareketi oluşu da önemli etkendir.

Bugünkü köşe yazımda öncekilerden farklı olarak bir değişiklik yaptım. Olayın yıldönümü olan 23 Aralık 2005 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin ‘Olaylar ve Görüşler’ bölümünde bundan tam 15 yıl önce yayınlanan yazıma yer verdim. Elbette yazının tamamını buraya sığdırmak olası değildi. Ben de bu yüzden yazıdan bölüm bölüm kesitleri tıpkı o tarihteki aynı şekliyle aşağıya aktarıyorum:

“O’nun adını ilk kez babamdan duymuştum. O’na yapılanları, çocuk kalbimle pek irdeleyemesem de, ileriki yıllarda başına gelen tüyler ürpertici o vahşi olayı; yaşım büyüdükçe, konuya yakından ilgi duydukça, daha iyi fikir sahibi olup, yorumlama fırsatını bulacaktım.

1976 yılıydı. Ödemiş-Kayaköy’de başlayan öğrenim hayatımın, yalnızca ilkokul ikinci sınıfı Menemen’de geçti. Babamın, adliyedeki memuriyet hayatına burada başlamasından doğan bir zorunluluktu belki de bu benim Menemen’le olan ilk tanışıklığım.

Evimiz; Kubilây Anıtı’nın bulunduğu Yıldıztepe’nin kuzeybatısındaki Kasımpaşa Mahallesi’ndeydi. Atatürk İlkokulu’na gidiyordum. Tatillerde fırsat buldukça, yakınına kadar sokulduğumuz, evimizin hemen az ötesindeki Kubilây Anıtı’yla ilgili hafızamda silikleşmeye başlayan Menemen günlerime, şöyle geriye dönüp baktığımda, bana sürekli ürpertiyle karışık değişik duygular verdiğini anımsarım.

Anıtın o ihtişâmlı duruşu… Çoğu zaman önünden geçtiğimiz Kubilây’ın başının hunharca kesildiği o cami… Belki de hepsi; daha o yaşlardayken babamın bana anlattığı, tüyler ürpertici “Menemen Olayı”nın, bilinçaltıma yerleşmiş korkularıydı aslında.

Ailemin yaklaşık üç yıl kaldığı Menemen’de, ben de bir yıl kaldım. Fakat yine de yaşamımın çok kısa bir dilimini içine alan bu ilginç şehre olan ilgim, üzerinde önemle durulması gereken, Cumhuriyet tarihimizin böylesine ibret, nefret ve aynı zamanda üzüntü verici olayı yüzünden hiçbir zaman kaybolmadı.

Menemen’e çok daha sonraları birkaç kez gittim. Yıldıztepe’nin zirvesinden şehirle birlikte İzmir-Çanakkale yolunu selamlayan o muhteşem anıt, artık bana çocukluğumdaki korkuları yaşatmıyordu. Çünkü onların yerini gururlu Cumhuriyet çocuğu olmamın coşkun duygusu almıştı. Hem bu gururu kimin sayesinde yaşıyorduk? Kimlere karşı, nasıl mücadeleler vererek kavuşmuştuk bu gurura? Hepsi de devrim tarihimizin hangi süreçlerden geçtiğini her yönüyle kanıtlar nitelikte değil miydi?

Kubilây Anıtı; şehre egemen bir tepe üzerinde aynı heybetliliğiyle duruyor. Onun bu duruşu, sanki yıllar önce Menemen halkının olaya sahip çıkmayışının pişmanlığını haykırırcasına olduğu kadar; Cumhuriyet düşmanlarına korku salarcasına, Atatürkçü nesillere ise ilham olurcasına inadına duruyor.

Her 23 Aralık’ta, bu hazin olayın yazılı ve görsel basına yansımasıyla Menemen günlerime yeniden dönerim. Dini, sömürü aracı olarak kullananların tarihin her döneminde sahnede olduklarını, Cumhuriyet düşmanlarının yıllardan beri içlerine sindiremedikleri Atatürk’ü, O’nun devrimlerini ve buna bağlı olarak içlerine yer etmiş kinlerini her defasında kusmaya çalıştıklarını ve aynı zihniyetin bunca yıldır yaptıkları nankörlüklerini bir bir hatırlarım.

Bugün varlık nedenimiz olan Mustafa Kemal gibi bir dehâ sahibinin, içimizdeki nankörlere “İyilik edeyim derken, yoksa kötülük mü etmiş” diye düşünmekten de kendimi bir türlü alamam. Sanırım dünyanın hiçbir yerinde, kendi kurtarıcısına ve eşsiz rejimine böylesine düşman yetiştiren başka bir ülke yoktur. 

Her şeye karşın Kubilây’ın yıllar önce verdiği gibi, yeni başlar da verecek olsak, Atatürk ilke ve devrimleri uğruna milyonlarca Kubilâylar bu ülkede hep var olacak ve bundan sonra da var olmayı sürdürecek. Seni, bir öğretmen ve bir asker olarak özlemle anıyoruz. Ruhun şâd olsun büyük devrim şehidi… Işıklar içinde yat…”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ