Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

BİZ NASIL BİR TOPLUMUZ?

cengiz

cengiz

Hayvanların büyük bir bölümüne kıyasla insanlar kendi türlerine ve bizzat kendilerine zarar veren bir dizi davranışlar sergilerler. İnsanlar yalan söyler, aldatır, çalar, kendi bedenlerini oyup kazıyarak süsler, çok gerilip kendilerini ve elbette başkalarını da öldürürler.

İnsanoğlu gibi zeki bir türün görünürde neden öylesine kötücül, kinci, kendine ve başkalarına zarar veren davranışlarda bulunduğu konusunda epey bilimsel veri var.

Alberta Üniversitesi ruhbilim uzmanlarından CindyJardine’e göre insanlar aşağıdaki nedenlerden ötürü alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalıyorlar:

1-İnsanın doğuştan edindiği başkaldırma güdüsü

2-Toplumsal kabul gereksinimi

3-Çekincenin doğasını tam olarak kavrayamama

4-Dünyayı bireysel bir bakış açısıyla görme ve kötü alışkanlıklara kendince haklı bir gerekçe bulma yeteneği

5-Bağımlılığa genetik açıdan yatkın olmak

Toplumdaki eylem ve söylemlere şöyle çıplak gözle bir bakın isterseniz. Türk toplumu olarak yanlışlık adına çevremizde o kadar çok örnekle karşılaşırız ki. Belki doğru olarak algı bırakıp, her türden yanlışlıklar adına neler mi yaparız? Neler yapmayız ki…

Örneğin, yere tükürürüz, etrafa çöp atarız, küfür ederiz, magandalığa özeniriz.

Sigara ve içki kullanmayı adamlıktan sayarız.

Yol kenarındaki tabelalara düşmanlık eder, atış poligonundaki hedefler gibi delik deşik yaparız.

Kırmızı ışıkta geçeriz, yayalara yol vermeyiz, olmadık yerlere araç park ederiz, cepte park halindeki aracın arkasına kendi aracımızı park ederiz, hatalı sollarız, alkollü araç kullanırız, kısaca akla gelebilecek her türlü trafik kuralını çiğnemek için adeta yarışırız.

Kadına, yaşlıya, hamileye saygı desen yeter oranda zaten yok.

Parklarda bahçelerde özenle yetiştirilmiş çiçeklere ve çimlere acımayız. Göz göre göre, sanki inat olsun diye “Çimlere basmayınız.” ya da “Çiçekleri koparmayınız.” uyarılarına karşın acımayız.

Sigara ve alkolle erkeklik ölçeriz.Daha bir erkek olacağımızı düşünsek de eldeki bilimsel veriler bunun tam tersini ortaya koymaktadır.

Komşularımızı geçtik, en yakın akrabalarımızla bile geçimsizlik içindeyizdir.

Kırsalda bile kalmamış insanlık, herkes birbirini çekemez olmuş, araya sen ben kavgalı, senin benim odaklı gereksiz çekişmeler girmiş.

Bunları dile getirdiğimiz zaman aklı başında kesim oturup düşünür belki kendinde hatalar bulabilir.

Bir facebook hesabı ile kendimizi üst düzey kültürlü, farklı ve erişilmez görürüz.Paylaşılanlara bakarsın eften püften… Üstelik güzel Türkçemizi katletmekten geri durmayız. Örneğin okul yaşantımız süresinde toplam 1500 saat Türkçe dersi görenlerin bile ‘herkes’ sözcüğünü çok sayıda yanlış yazanlarına rastlarız.

Yanlışlarımıza doğru kılıf aramaya kalkarız. Ayrıca kendimizi en doğru bulur, ödünsüz yargı dağıtıcı olarak görürüz.

Hayvanlara işkence ederiz.Kafasına naylon poşet geçiririz, asarız keseriz hatta sapkınlık bağlamındadaha da kötülerini yaparız.

Sokaklardaki arabaları çizeriz ya da etrafa çivi, cam vb. gibi lastikleri patlatacak zararlıları atarız.

Kırsaldaki düğünlerde müzik başlar başlamaz etrafı açık hava meyhanesine çeviririz.

Lafa gelince din iman edebiyatı o biçim, ancak ezan okunur nüfusunun büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bizim gibi bir ülkede normal zamanlarda camiler bomboş. Dolu olduğu zamanlar ise cuma ve bayram namazları. Sanılır ki farz olan yalnızca bunlar.

Allah, Kur’an-ı Kerim göndermiş, nerede üçkâğıtçı herif var, dini onların saçmalıklarından dinler, din adına onların el eteklerini öper, dediklerini yapar, şeyhtir şıhtır diye peşlerinden koşarız. Kendine ‘hoca’ dedirten Üfürükçülerden medet umarız.

Din iman edebiyatı yaparız ama bu yalnızca edebiyatta kalır, yakınından geçmeyiz. Zaten belli bir kesim bu şekilde gemisini bu taraftan yüzdürür, kendi ceplerini doldurur.

Toplumun önemli bir bölümünde göz göre göre yer etmiş haram, kul hakkı, dedikoduyu saymıyorum bile.

Ortalıkta milliyetçilik naraları atarız ancak bazı kesimlerce her defasında kutsallaştırılan Arapları da baş tacı yaparız.

Kitap okumayız, son yıllarda okuduğumuz tek gerçek var o da her şeyin canı…

Eski akrabalık ilişkileri yok; dostluk, arkadaşlık eski tadında değil. Komşuluk bitmiş, kapı bir insanlar bile birbirine yabancı…

Sosyal medya tiryakilik yapmış, ellerde akıllı telefonlar, zaten düşük olan kitap okuma oranı bu sayede iyice dip yapmış.

Boylu poslu genç kızlar ve delikanlılar hemen her yerde ellerinde akıllı telefonlar… “Merhaba, hoş geldiniz, nasılsınız, güle güle” bile demekten acizler, boş boş bakınmalar…

Maaş gelirleri yeterli olmayan kimi insanlar gelirlerinden fazla harcamaya alışmışlar. Nerede sözde bir kampanya var, nerede sözde bir indirim var, hadi bakalım hürraaa peşinden… 

Defalarca uyarıldığımız halde telefon dolandırıcılarının açık hedefteki kurbanları olur, binlerce lirayı kaptırdıktan sonra ağlar sızlar, dizlerimizi döveriz.

Eski huylarımızdan hızla uzaklaşıyoruz, kural tanımamak, kurallara uymamak adına elimizden her ne gelirse ardımıza koymuyoruz.

Sonuç olarak işte ne yazık ki biz böyle bir toplumuz

Ha bu arada, uzun yıllar öncesinde okullarımızda okutulan Adab-ı Muaşeret (Görgü Kuralları) dersi yeniden ders programlarına konulsa bu saatten sonra yararı olur mu, inanın onu da hiç bilemem.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ