Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

ALLAH AKIL VERMİŞ

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Yüce kitabımızda defalarca şu ifade geçer:

“Artık aklınızı kullanmayacak mısınız?”

Demek ki çok eski dönemlerde o kadar çokmuş ki Allah’ın insanoğluna bahşettiği en büyük nimet olan aklını kullanmayan, defalarca yinelenmiş.

Hadi eskiden pek çok yönden geriydi insanlık, peki ya günümüzde. Bilim ve teknoloji bu kadar zirve yapmışken, üstelik de aklı başında gördüğümüz kimileri de akademik unvanlı olanların ortaya attıkları saçma sapan görüşler ne akılla ne de bilim ve teknolojiyle açıklanabilir doğrusu.

Birkaç yıl içindeki söylemlere, üstelik de kimileri de akademik unvanlı olan yetkili ağızlardan verilen demeçlere bir göz gezdirelim.

Bir akademisyen çıktı dedi ki:

“Hz. Nuh cep telefonuyla görüştü.”

Yine bu dönemde en üst akademik unvana kavuşan ve televizyonda program yapan başka biri bir izleyenin vefat etmiş babasıyla ilgili sorduğu soruya ne yanıt vermişti hatırlayınız:

“Ölmüş babanız yaşıyor mu?”

Programı yapan ne ise soru soranların da dertleri de o kadar büyük olmalı. Yine tuhaf bir soru:

“Dünyada yaşam sona erip, insanlar başka gezegene gitmek zorunda kalırsa, hacca nasıl gideriz?”

Sözde bir tarikat lideri çıktı dedi ki: “1986’da uzay mekiğini biz düşürdük.”

Elbette onlar düşürmüştür, hem de sapanla…

Yine akademik unvanlı -son zamanlarda ne çıkarsa bunlardan çıkıyor- sözde bir yetkili çıktı ve dedi ki:

“Arapça kutsal bir dildir.”

Hadi oradan akıllı(!) Yeryüzündeki bütün diller Allah’ın dili değil mi? Yalnızca anlaşmayı sağlayan bir olgu nasıl kutsal olur?Kaldı ki herkesin dili kendine göre zaten kutsaldır. Sorsan belki de Araplarla ilgili neler saçmalayacak bilinmez.

Akıl, akıl, akıl…

Hep aynı tipler, yaşamlarında eline iki kitap alıp da okumayınca durum bu oluyor ne yazık ki. İslam’ın temel konularındaki en basit konularda bile cahiller. Neymiş efendim sakız çiğnemek orucu bozar mıymış? Derdimize bakar mısınız?

Söylemlerinin yanında bir de kıyafetsel eylemlerde bulunanlar da var. Örneğin bir okul müdürü Osmanlı kıyafetiyle üstelik de makamında pozlar verip paylaştı. Yine bir üniversitenin rektörü yine aynı telden çaldı.

Bir dönem milletvekilliği yapan, sonradan bir garip kıyafetiyle, saç ve sakal biçimiyle bir anda ortaya çıkıveren biri vardı hatırlarsınız. İşte bunların yanında önemli yerlere gelmiş, farklı alanlarda her nasılda ünlemiş olup da ortaya çıkarak “Ben mehdiyim” diyen böylelerini hiç saymıyorum bile.

Öne çıkan isimler bile böyle davranırken, sıradan insanların böyle davranmalarını son derece normal karşılıyor insan. Bu cehalet hemen her toplumda var. Örneğin geçenlerde basına yansıyan bir haber şöyleydi:

Kudüs’teki bir din okulunun başkanı olan İsrailli Haham MeshulamDovidSoloveitchik, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Polisin ve yetkililerin uyarılarına kulak asmayan binlerce kişi ise korona salgınına yenik düşen hahamın cenazesine katıldı. 

Elbette burada da hastalık görmezden gelinmiş. Nedeni ise açık: Sözde din liderlerine duyulan saygı ve bağlılık. Bu durum tıpkı bizde de aynı değil mi? Hatta daha da bir başka bağlılık. Her şeyini, sözde namusunu bile teslim edenleri duyuyoruz. Şeyhtir,şıhtır deyince akan sular duruyor ne hikmetse. Sanırım buradaki yaklaşımın temek nedeni öbür dünyada kendilerini kolay yoldan kurtarma beklentisi olmalı. Kendini kurtarsa iyi ya… Hem sen o zaman bu noktada dini de anlamışsın güzel kardeşim. İnançlıysan gerçekten inandığın Yaradan’ın belli, peygamberi belli, kitabı belli… O zaman araya ne olduğu belirsiz adamlar koyup onların peşinden gitmenin mânâsı ne?

Bu konuda isimleriyle plana çıkan çok sayıda insan var. Sıradan vatandaşların yaptıklarını örnek olarak yazmaya kalksam zaten sayfalar almaz. Yine de birkaçına yer vereyim. Sosyal medyada paylaşılan güler misin ağlar mısın örneği:

‘Midesi temizlensin diye üç bardak sıvı sabun içmiş.’  

“Afiyet olsun, yarasın koçum.” mu demek lazım bilmem ki?..

Geçen hafta Ay ve uzay konusunda birden bir gündem oluşturuldu. Kimi televizyon kanallarında akademik unvanlı(!) kişilerce konu şu başlıkla tartışıldı:

“Uzaydaki madenlerin ekonomiye kazandırılması…”

İyi de herifler Ay’a çıkalı yarım yüzyıldan fazla olmuş. Böyle bir konu söz konusu olursa dünyanın babalarının icazeti olmadan… Hadi oldu diyelim, elimizdeki hangi teknik aletlere güvenerek orada ne yapabiliriz acaba? Kaldı ki yalnızca bir astronot giysisi 12 Milyon dolar ve bu rakam bizim Türkiye Uzay Ajansı yıllık bütçesinin 2,5 katına yakın. Bu konuda hemen gaza gelsek de bazı uçuk ayakların yere sağlam basmadığı bir gerçek…    

Allah akıl vermiş. Kutsal kitabında defalarca yinelemiş ama ne hikmetse ortalıkta uçuk insan doldu kaldı. Aklın yanında mantık, o mantığı destekleyecek bilimsel düşünce de lazım. Yoksa hepsi yaşama geçirilmez, öze inmez yalnızca sözde kalır.

Ey uyanık geçinen zavallılar, en çok da yıllardır din üzerinden siyaset yapanlar! Siz bunları yedirecek insanlar bulabilirsiniz belki kendinize ama mantıklı, bilinçli, aklı başında olanlara asla…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
SÜT TOZU - 8 Nisan 2021
HASRETİN ÇOCUKLARI - 18 Mart 2021
ALLAH AKIL VERMİŞ - 18 Şubat 2021
ZEYTİN ve KARATAVUK - 4 Şubat 2021
KOR ONA VİRÜS - 28 Ocak 2021
ADI MASAL OLSUN - 14 Ocak 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ