Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

Reklam

Ben biraz da yüreğimi göstermek için resim yapıyorum. Daha doğrusu yaramı göstermek için. Sanki çizdikçe boyadıkça renklendirdikçe yüreğimin yanına yeni yürekler gelecek, çoğalacağız.

Ben paletimdeki boyaları yüreğimde karıştırarak sürerim tuvale. İzleyenler kendi sevinçlerini, kaygılarını, heyecanlarını, bir türlü ifade edemedikleri duygularını görebilmelidirler.

Yaşadığımız çağın kirliliğini, sevgisizliğini, bencilliğini tuvalimde kocaman turkuaz bir leke ile örtüp; efe kadınlarımla umudu, sevdayı, yaşam sevincini, başkaldırıyı ve haykırışı anlatmak istedim.

Hani deli divane âşıksınızdır da sevdiğinizden aldığınız tutkuyla yerinizde duramaz, dans edersiniz ya, efe kadınlarımın dansıyla bunları göstermek istedim.Resimde renk benim için önceliklidir. En koyu sevdayı ateş kırmızısıyla öyle anlatmalıyım ki; içini yakmalı insanın, yaşadığı sevdayı tablolarıma dokunduklarında kalp atışlarını parmak uçlarında hissetmeliler.

Efe kadınlarımın cepkenlerindeki mor ile asaleti; mora eklenmiş turuncumsu pembelerle de mutlu görünen yüzünün ardındaki saklı naifliği ve umudu göstermeliyim. Uzak geniş mavi düzlükler içinde, yer yer zifiri lâcivert lekeler, duru turkuaz alanlar ve turcumsu ışıltılar, zeybek kızlarıma arka plan olmuştur. Benim paletimdeki boyalar ebemkuşağının gökyüzünü boyayan tanrısal ışık renkleridir.Resimlerimde her zaman şarkıyı söyleyen egemen bir renk vardır. Küçük küçük diğer renkler ona eşlik ederek koroya katılırlar. Resimlerime baktığınızda ağlamaklı Ege gurbet havasını, bazen de coşkulu zeybeğin çoksesli tınısını duymanızı istiyorum.

Efe kadınlarım şimdi resimlerimde; mor cepkenin altından kollarını açmış, gözlerini avına dikmiş kartal edasıyla başkaldırdığı kadar; peçelerinin ardında gizledikleri dünyalar güzeli masum bakışlarıyla da ürkek bir serçe gibi kadının naifliğini, kırılganlığını ve estetik güzelliğini de gösteriyorlar.Dünyanın hiçbir kadınında görülmeyen bu özellikler ilkin Anadolu topraklarında baş göstermiştir. Ben kadın zeybeklerimizi tarihin karanlık dehlizlerinden çıkarıp çağımıza taşıdım.

Artık kadın haklarını, bağımsızlığı, özgürlüğü ulusça elde edebilmek için verdikleri savaşımı, başkaldırıyı, haykırışı, sevdayı ve umudu fırçamla boyamla renge dönüştürmeliydi Bir resimden tat almanın farklı yönleri olabilir. Resimlerin konusu ne olursa olsun herkeste benzer duyguları uyandırabilmesi önemlidir. Bazen konusu, bazen rengi, gölgeleri, lekeleri, gizlediği her ne varsa, bizi öznel ve nesnel olarak etkileyebilir. Çeşitli kültür yapılarına karşın, insanlarda benzer duygular uyandırabilir. İster kadın, ister erkek, ister iş adamı, ister işçi: öğrenci, köylü kentli, neyse, farklı bilgi ve kültür yapılarındaki bireylerde de yakın duygular su yüzüne çıkarmalıdır. İzleyici resmin içinde, bir boyutta kendini bulmalı, kendini yaşamalıdır. İşte bu nedenlerle ben, gerçek ötesi ve non-figüratif konular yerine, doğal ve daha naif, hemen herkesin anlayabileceği, içten resimler yapmayı yeğliyorum. Beni derin duyarlılıkla esinlendiren ne ise onları dürüstçe ve içtenlikle çizerim. Kültürümüzü iyi tanımamız gerek. Sanatçı bütün olaylara, mekâna, insanlara ve yaşanmışlığa, hep toplumcu anlayışla yaklaşmalı. Unutmayalım, ulusal bileşimi kuramamış bir kişi evrensel olamaz. Evrenselliğin kapısı başarıyla yürünmüş yerellik ve ulusallıktan geçerek aralanıyor. Kendi ulusuna, ulusal sorunlara, halkımızın gerçeklerine yer vermeyen bir sanatçı ile kim ilgilenir? Ancak sanatsal estetikten yoksun olan bir ürün toplumsal özelliğine karşın bir sanat yapıtı olamaz. Kısacası, sanat, içinde öğelerin ve dengelerin dikkatlice korunduğu güzel bir duygusal sentezdir. Bazı ressamlar şöyle derler: “Tuvalin başına geçmeden önce ne yapacağımı bilmem. Tesadüflere göre çalışırım. Ben yaparım izleyen istediğini bulur.” Ben kesinlikle bu anlayışta değilim. Beni etkileyen, heyecanlandıran her ne ise, resimlerimde kendine yer buldu. Kimin için, neden resim yaptığımı sorgulamam gerekir, insanı göz ardı edemem. Yaşadığım çevremin doğası, insanı benim konularımdır. Tüm resimlerim yaşadığım, hissettiğim, dokunduğum, içinde yer aldığım olay, mekân ve modellerdir. Bunları tamamen içten, hiçbir abartı ve sanat ukalalığına kaçmadan yapmaya çalışırım. Paletimdeki boyaları, yüreğimde karıştırarak sürerim tuvale. Resimler bitince içlerinden çıkanlar hep tanıdık olur. İzleyenler kendilerini bulurlar resimlerimde. Beni mutlu kılan da budur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ