Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

HASRETİN ÇOCUKLARI

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Mübadil bir anne babanın çocuğu olarak Ödemiş’te doğan ve halen İzmir’de yaşayan emekli Edebiyat Öğretmeni Sayın Firdevs Tunçay ‘Kalbim Rumeli’de Kaldı’, ‘Kalbim Anadolu’da Kaldı’ isimli iki kitabından sonra yine içeriği benzer bir kitap olan ‘Hasretin Çocukları’ ile karşımızda. Belki de geç başladığı yazın yaşamını bu el emeği, göz nuru, acıların imbiğinden süzülerek yapıtlaştırdığı kitap kokulu üç yavrusunun anlatılmaz gururunu ve heyecanını yaşıyordur, biliyorum.

Kendisiyle birkaç kez karşılaştık. İlki 2016’da benim de ‘Uzak Dağ Çiçekleri’ isimli kitabımla katıldığım İzmir TÜYAP Kitap Fuarındaydı, ikincisi ise üç yıl kadar önce Ödemiş Lisesi mezunlarının eski lise, yeni Ödemiş Ortaokulu bahçesinde düzenlediği etkinlikte… Arada yine uzun süreli telefon görüşmelerimiz de oldu. Bu arada ikinci yaptı ‘Kalbim Anadolu’da Kaldı’ isimli kitabının girişindeki tanıtım yazısını yazmak bana kısmet oldu.

Firdevs Tunçay içi insan sevgisiyle dolu, cıvıl cıvıl, vefa yüklü, çok değerli bir kişilik. Yukarıda yazın yaşamına geç başladığını belirttim ama demek ki kafasında ‘Bir gün gelir, mübadillere ben de naçizane vefa borcumu öderim.’ düşüncesiyle bir şeyler yer etmiş olmalı ki geç de olsa pek çoğu bire bir gerçeği yansıtan kitaplarını okurlarıyla paylaşma fırsatı sunmuş oldu. Yıllar önce, üç ciltlik ‘Öğretmen Benisa’ isimli kitabı sayesinde Köy Enstitülü kadın yazar Huriye Saraç ile tanışmış ve kendisine de ‘Niye bu kadar geciktiniz’ sorusunu yöneltmiştim haklı olarak. Yazın dünyası öyle bir dünya işte. Bazıları genç yaşta başladıkları üretkenliğini çok sayıda yapıt ortaya koyarak değerlendiriyor, bazıları da geç yaşlarda bir ya da iki yapıtla kalıyor ve ne yazık ki belki de daha pek çok güzel yapıttan bizleri mahrum ediyorlar, tıpkı yaşamı boyunca tek şiir kitabıyla kalan ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’in ozanı, büyük usta Ahmet Arif gibi.

Bu arada Sakın yanlış anlaşılmasın, geç kaldıklarına ya da bir iki yapıtla yetinmelerine sitemim bizleri belki de üretecekleri daha başka nice yapıtlarından mahrum bırakmalarınadır.

Gelelim asıl konumuza, Sayın Firdevs Tunçay’a ve son yapıtına. Bu değerli yapıt tıpkı öncekiler gibi okurken insanı müthiş bir duygu sağanağında bırakıyor. Hüzün ve gurur tüm insani duygularla sarıyor tepeden tırnağa insanın tüm bedenini. Yüksek bir empatide yaşıyorsunuz olanları. Bunu etkin biçimde yaşamamızın elbette en önemli nedenlerinin başında hiç şüphesiz Firdevs Tunçay’ın o sımsıcak, içten, samimi dili geliyor. Zaten öyle değil midir, en güzel, en ilginç bir olay dille yere de batar zirve de yapar. Bu bağlamda Sayın Tunçay’ın dili, zaten kendisini yakından da tanıdığım için doğrudan o güzel, mükemmel kişiliğinin de doğrudan ve katışıksız yansıması gibi sanki.

Hasretin Çocukları’nda en önemli tarafların başında öykülerin bire bir gerçek yaşamlardan alınması geliyor. Yazarın gerçek yaşanmışlıkları derleyerek kaleme alma konusunda verdiği emek ayrıca takdir edilmesi gereken bir yönü.

Kitabın önsözünü de yazar yine kendi hazırlamış. Bu girişi okumadan öykülere geçmeyin derim. Burada bile o kadar güzel, duygusal ve anlamlı ifadeler var ki insanı tümüyle hüzünlü bir gurur kaplıyor. Önsözünün sonlarında yer alan şu ifade ne kadar anlamlı:

“Hasretin Çocukları, büyük acının, hasretin, vefanın, dostluğun, barışın, umudun ve insan sevgisinin kahramanlarıdır. Kitabımdaki tüm anı öyküler bu duyarlılıkta yazılmıştır. Göç ile arada kalan eşik; insanları yaşadıkları yerlerinden, malından mülkünden, dostundan sevdiğinden, kokladığı çiçeğinden bile koparıp ayırmıştı. Eşiğin ardında ise yalnızlık ve hüzün vardı. Muhacirler hep eşikte kaldılar. Ne geri dönebildiler ne buralı oldular. Onlara düşen yarım kalan hayatlardı sadece…” 

Kitabın girişinde de Atatürk’ün konuyla ilgili önemli bir sözü bulunuyor:

“Muhacirler kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır.”

Kitabın arka kapak sayfasına yine mübadil yapıtları bulunan bir başka mübadil torunu Sayın Kemal Yalçın güzel ifadelere yer vermiş. Bunlardan bir bölümü aynen şu şekilde:

“Günümüzde on milyon kadar Makedonya ve Rumeli kökenli muhacir ve mübadil evladı Türkiye’de yaşamaktadır. Yazar Firdevs Tunçay onlardan biridir. Okyanusta bir damladır fakat içinde okyanusu taşımakta, kalbinde, gönlünde muhacirlerin hayatlarından renkli hatıralar, derin izler dalgalanmaktadır. 

Firdevs Tunçay mübadele ve muhacir edebiyatında önemli kalemdir. Hasretin Çocukları adlı bu üçüncü kitabında kalbimizin bir parçası, Anadolu’nun zenginliği olan Makedonya ve Rumeli muhacirlerinin gerçek öykülerini anlatmaktadır. Ayrıca Anadolu’daki kültürel mirasın sembollerinden biri olan Efes’i ve Efes Müzesi’ni mitolojik özellikleriyle de anlatmaktadır.

Hasretin Çocukları da Firdevs Tunçay’ın diğer kitapları gibi canlı tarihin sesleri, hasretleri, umutlarıdır.”   

Hasretin Çocukları mübadele döneminin her türlü acılarını ve hüzünlerini yaşayan torunlarının dilinden tarihe önemli birer belge olarak düşecek.

Sayın Kemal Yalçın’ın bu ifadelerine katılmamak elde değil.

278 sayfalık Hasretin Çocukları içerik olarak iki genel bölümde ele alınmış. Ay Yıldızlı Bayrağa Yolculuk, Gönü Kuşu Uçar Sılaya Doğru, Kırk Kiliseden Şirince’ye, Dağdaki Efes, Dedebal Öyküsü (1), Dedebal Öyküsü (2), İskeçe Hanımefendisi başlıklı yaşanmış gerçek hikâyelerden oluşan ilk bölüm Makedonya ve Rumeli Mücahirleri; Tanrıça Kenti: Efes Selçuk, Selçuk’ta Çiçeklenen Anılar, Anneanne Torun Efes Müzesi’nde, Anılardan Kalanlar ise Efes Selçuk’tan Esintiler bölümünde yer alıyor. İstanbul Matsis Matbaa’da yılın ilk ayında basılan kitabını yazar,merhum anne ve babasıyla, biricik torunu Diego Demir Cespedosa Tunçay’a ithaf etmiş.

Konunun içinde yaşayan biri olarak şunun önemle belirteyim ki yoğun emekler vererek ortaya çıkardığınız her bir kitap ölümsüzlüğe atılan dev bir adımdır. Çivisi çıkan dünyaya yeniden, sağlam bir çivi çakmaktır her kitap. Yazarları zaman gelip bu dünyadan göçüp gitseler de onların sonsuza kadar yaşama nedenleridir. Sayın Firdevs Tunçay’ın “Hasretin Çocukları” da bunların en son okuyucusuyla buluşanlarından. İyi varsınız sevgili Tunçay. Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
AŞKIN ADINI KİRLETMEYİN - 10 Haziran 2021
KEKLİK ve İNSAN - 27 Mayıs 2021
102. YILINDA 19 MAYIS - 20 Mayıs 2021
BİLİM DÜŞMANLIĞI - 29 Nisan 2021
OKU(ma)MAK ÜZERİNE - 22 Nisan 2021
KÖY ENSTİTÜLERİ - 15 Nisan 2021
SÜT TOZU - 8 Nisan 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ