Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

102. YILINDA 19 MAYIS

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

‘19 Mayıs 1919’tarihi ulusumuz için sıradan bir tarih değildir. Kan emiciler gibi başımıza üşüşen emperyalist güçlerin son olarak Yunanlıları piyon olarak kullanıp Anadolu’yu işgallerine Mustafa Kemal tarafından başlatılan bir başkaldırışın adıdır. O Mustafa Kemal ki, onca yokluk, yoksulluk, perişanlık ve umutsuzluk içinde bulunulan bir ortamda gücünü davasının haklılığından alıyor ve Milli Mücadele’yi “Hak ve hakikat mücadelesi” olarak tanımlıyordu. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla aslında bu toprakların en büyük hak ve hukuk mücadelesi de başlamış oldu.

Buradan bir kez daha belirtmek gerekirse Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri de 19 Mayıs 1919’dur. Yokolma noktasına gelmiş kocaman bir ulus için adeta bir dönüm tarihi olan bu önemli tarih Anadolu’da yeni Türk Devleti’nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Büyük Önder Atatürk’ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmesi bunun kanıtıdır.

Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderenlerin (Osmanlı Hükümeti ve padişahın) Atatürk’e verdikleri resmi görev, Anadolu’daki direnişleri önlemek, dağıtılmamış orduları dağıtmak, şuralara engel olmak ve halkın elindeki silahları toplamaktı. Kısaca bir dayatma ile zorunlu olarak imzalanan Mondros’ta belirtilen tüm koşulları tamamlamaktı.

Mustafa Kemal ise 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya ayak basar basmaz, kendisine verilen görevin tam tersine, kendi kurtuluş planlarını (emperyalizme karşı bağımsızlık, saraya/sultana karşı milli egemenlik) uygulamaya başladı: Mitingler düzenledi, genelgeler yayımladı, kongreler topladı. Milleti harekete geçirdi. Anadolu ve Trakya’daki dağınık direniş hareketlerini derleyip toparlayıp teşkilatlandırdı.
Atatürk’ün Anadolu’daki direniş çalışmaları doğal olarak İngilizleri rahatsız etti. İngilizler Mustafa Kemal’in İstanbul‘a geri çağrılmasını istediler. 

Padişah Vahdettin hemen Mustafa Kemal’i İstanbul’a geri çağırdı, gelmeyince görevden aldı. Yetmedi! Mustafa Kemal’in emirlerinin dinlenmemesi, telgraflarının çekilmemesi için asker-sivil yetkililere emir verdi. Yetmedi! Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının idam kararlarını ve “Katli vaciptir.” diyen ihanet fetvalarını onayladı. Yetmedi! Mustafa Kemal’in rütbelerini, nişanlarını söktü. Yetmedi! Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliyecilerin üstüne Hilafet Ordusunu (Kuvayı İnzibatiye) gönderdi. Gel şimdi Vahdettin gibi biriyle Mustafa Kemal’i aynı kefeye koy, yok artık!

Bu olayı doğru olarak irdeleyip anlayanlar çok dersler çıkaracaktır. Anlamayanlar, anlayamayanlar, anlamak istemeyenler, küçükseyenlere ise olayın özünü anlatmak deveye hendek atlatmakla eşdeğerdir. Anlamayan, önemsemeyen, küçük görenzihniyet ise “Kurtuluş Savaşında keşke Yuna galip gelseydi.” diyenleri baş tacı ederler.

Bugün olayı yalnızca dar çevreden bakarak anlatamaya çalışacağım. Bölgemiz, Ödemiş ve çevresi 3 yıl 3 ay gibi uzun bir süre Yunan işgalini yaşamış. Nice olaylar yaşanmış, istenmeyen… Nice acılar yaşanmış, anlatılmayacak… Ödemiş,  Aydın ve Denizli işgale direnişin simgesidir. KuvayiMilliye’nin ateşini yakan başta gelen cephelerdir. Kurtuluş Savaşının örgütlenmesinde önemli üs görevini yapmışlardır.

Ödemiş ve köylerinde yaşanan kimi olayları belgeleriyle sıralamak gerekirse: Örneğin kendi doğduğum yerden, Kayaköy’den başlamak gerekirse:

İşgalin ilk günü Kayaköylü bir asker arkadaşının ziyaretine gelen Denizli Camikebir Mahallesine kayıtlı Ali Çavuş adında biri Yunanlıların Ödemiş’e doğru ilerledikleri sıralarda mitralyöz ateşi sonucu şehit oluyor. Mezarı Kayaköy’dedir. Bu konuyla ilgili olarak Denizli Askerlik Şubesine bizzat yaptığım yazışmaya karşılık alamadım.

Öte yandan babaannemin erkek kardeşi Hüseyin, işgalinin henüz başlarında Yunanlılarca katlediliyor.

Her şeyden öte bir başka insanlık vahşeti yaşanmış Kayaköy’de. İşgal askerleri üstlerine iyi görünmek için her yola başvuruyorlar. Onların ise en çok çekindikleri her an karşılarına çıkabilecek zeybekler… Kayaköy’deYunanlı işgalcilerce öldürülen 6 kişinin kafalarını ‘Bedel Ali’ diye bilinen, önceden Bayındır’ın Lütuflar Köyünden gelip Kayaköy’e yerleşmiş birine, bugünkü merkez cami meydanında baltayla kestirip sonra da bir çuvala koyarak Aydın’daki ana karargâhlarına gönderiyorlar.

Ateşli silahlarla ve süngülerle öldürülenler, ağaçlara ters asılıp yakılanlar, tecavüze uğrayanlar… Baskılar, gasplar, sıkıntılı geçen üç yılı aşkın bir süre… Acılar, acılar, acılar… Dağılan aileler, yetim ve öksüz kalan çocuklar…

Başka yakın ilçelere girmeden Yunanlı işgalcilerce Ödemiş çevresinde öldürülenlerin sayıları yer yer şu şekilde: Birgi (33), Bozdağ (10), Hamamköy ve yakın köylerinden (40)

Bu sayılar daha da fazla, diğer köylerde de şehit olan onlarca, yüzlerce şehit olduğu biliniyor.

Ödemişli emekli bir din görevlisi aynen şunu söylüyor:

“Allah bize acıdı, Mustafa Kemal’i gönderdi. Biz hâlâ O’nun değerini anlamış değiliz.”

Özeleştirisini yaparken gerçek ve çok yönlü derin mesajlar vermiyor mu?

Kayaköy’de dönemin tanıklarıyla ta ortaokul yıllarımda yaptığım söyleşilerden birinde de yine aynı minnettarlık vardı:

“Yunanlıları son dönemlerde bir korku, bir telaş sardı. Kendi aralarında ‘Kemal’in süvarileri bugün yarın burada olurlar.’ diye tedirginliklerini dile getiriyorlardı. Çünkü Büyük Taarruz’un ateşinin büyüyerek İzmir’e kadar geleceğini çok iyi biliyorlardı.”

İngiliz raportörün Yunan işgali ile ilgili raporu tam anlamıyla insanın için acıtan türdendir:

“Medeni dünyanın gözlerini yaşartan bir vahşet abidesi.” diyor.

Bugünkü gençliğimiz, kendi büyük dedelerinin yeni bir vatan yaratmak için nelerle ve kimlerle mücadele ettiklerini gerçek kaynaklardan iyi öğrenmek zorundadır. Böyle olursa geçmişte canlarını ortaya koyarak bu ülkeye hizmet edenlerin değerini daha iyi anlayacaklar, Mustafa Kemal sevgisini ve tutkusunu, minnet dolu yüreklerinde daha derinden duyumsayacaklardır.

Yöremizin tarih araştırmacısı ve yazarı Tireli A. Munis Armağan ‘Bozmenderes’ten Bozdağlar’a Kuvayı Milliye’ isimli güzel yapıtında konuyla ilgili şu anlamlı ifadelere yer vermiştir:

“Bugün rahat koşullarda yaşadığımız vatanın ve hazır bulduğumuz bu güzel coğrafyanın bizlere hangi bedeller ödetilerek miras kaldığını bilmek için o dönemde kaybedilen her bir can yüreğimizde acı birer ibret taşıdır. Yaşananları yazılar anlatmaya yetmez, en ayrıntılı, en etkili anlatımlar bile çok hafif kalır. Vatan ve ulus bilinci öyle sanıldığı kadar kolay kazanılmamıştır. Sevginin bir kefesinde can, öteki kefesinde ise ulusal kültür vardır. Bu yurdun işgalden kurtarılmasında en önemli desteği sağlayan Kuvayi Milliye o iki kefenin ürünüdür. Bu bağlamda şunu acıka söyleyebiliriz: Çileleri, sıkıntıları, acıları göze alamayanlar toprağın kokusunu bilemeyenler, havasını soluğu bu vatan topraklarının nelerle kendilerine miras kaldığını özümsememiş insanlar için şehitlerin de gazilerin de, KuvayiMilliye’nin de hatta Mustafa Kemal’in de anlamı yoktur. Oysaki o dönemlerde yaşanılan tüm acılar aklı başındaki herkesçe Mustafa Kemal gerçeğinin daha derinden benimsenmesine neden olmuştur.”

Mustafa Kemal’in Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Ulusal Egemenlik, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
AŞKIN ADINI KİRLETMEYİN - 10 Haziran 2021
KEKLİK ve İNSAN - 27 Mayıs 2021
102. YILINDA 19 MAYIS - 20 Mayıs 2021
BİLİM DÜŞMANLIĞI - 29 Nisan 2021
OKU(ma)MAK ÜZERİNE - 22 Nisan 2021
KÖY ENSTİTÜLERİ - 15 Nisan 2021
SÜT TOZU - 8 Nisan 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ