Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

KEKLİK ve İNSAN

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Padişahla kekliğin hikâyesini duymuşsunuzdur. Bilmeyenler için bir kez daha hatırlatmak isterim:

Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdil-i kıyafetle Kuşlar Çarşısı’nı gezer.

Burada, avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar.

Bir ara Yavuz Sultan Selim’in gözü kekliklere ilişir…

Bir grup kekliğin kafesinin üzerindeki yazıda “Tane işi satış, fiyatı 1 altın” yazıyor.

Hemen yanıbaşlarında, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır.

”Hayırdır” der satıcıya ve sorar: 

”Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?”

Satıcı, ”Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor” der. Ardından da ”Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar” diye de ekler.

Padişah ”Satın alıyorum” der ve 500 altını verir. Kekliği eline alı almaz hemen oracıkta kafasını koparıverir.

Adam şaşırıp, ‘‘Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını koparttınız, yazık değil mi!” diye dövünürken; Padişah gürler: 

“Bre gafil! Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ölümdür.”

Şimdi buradan soyuna ihanet eden canlı olarak ilk sıraya kekliği yazmak gerekir aslında. Ancak ben öyle düşünmüyorum. Bence ilk sıraya insan yazılmalı. Aklı olan insanı, iradesi olan insanı…

Covid-19’a bağlı pandemi sürecinin aşağı yukarı 15. ayındayız. Bu süreçte binlerce can verdik. Hemen her gün açıklanan resmi rakamlara bakacak olursak -ki verilen bu rakamların daha da üstünde kayıplar olduğu ileri sürülüyor-  kimleri kaybetmedik ki…

Hemen her gün hastalıkla ilgili verilen bu korkunç sayıdaki rakamlar… 

Hemen her gün hastalıkla ilgili verilen haberler…

Hemen her gün televizyon ekranlarında yayınlanan kamu spotları…

Hemen her gün yakınlarını kimsesizler gibi toprağa verenler…

Hemen her gün tedavi gören, hastalıktan kurtulmaya çabalayan, çare arayan insanlar…

Şimdi dışarıya bakıyorsunuz, çarşıya şöyle bir göz atıyorsunuz ve kesinlikle değişen bir şey göremiyorsunuz.

Maske takmadan dolaşan insanlara, böyle bir hastalığın aslında olmadığına kendilerini inandırmış insanlara baktıkça insan böyle bir toplumda yaşamaktan nefret ediyor, utanç duyuyor, tiksiniyor.

Kasıtlı olarak maske takmayan kekliktir.

Maskeyi koluna takan ya da çene altı aksesuarı olarak kullanan da kekliktir.

Hastalık için yeterince hijyen kurallarına uymayan, önemsemeyen de kekliktir.

Kısıtlamada kasıla kasıla sokakta gezip tozan da kekliktir.

Hastalığa inanmayan da kekliktir.

Çünkü onca uyarılara karşın ortada net olarak anlaşılmıyorsa lamı cimi yok, bu işin özeti apaçık kendi soyuna ihanettir.

Yalnızca hastalık sürecinde değil öteden beri mal ve para hırsı için insanoğluna saygısı kalmayan insansılar, sağlığa zararlı ürünleriüretip satanlar da kendi soylarına ihanet içindedirler.

Hormon, zirai ilaç, koruyucu madde, glikoz şurubu, GDO insana uzak olması gerekirken, zorluklarla tutunmaya çalıştığımız şu kısacık dünya yaşamında adeta başımızın derdi olmuş durumda.

Bu bağlamda sonuç olarak hikâyede anlatıldığı gibi soyuna ihanet eden canlıyı yalnızca keklik olarak görmeyelim. Onca uyarılara karşın, karşısındaki kötü örnekleri gördüğü halde umursamaz biçimde, önlemsiz durumda, kendi halinde cahiliye devrinden kalmış gibi sağda solan insansılara bakınca soyuna asıl ihanet eden asıl canlının keklikten çok insan olduğunu net bir şekilde göreceksiniz.   

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ELEKTRİK ÇARPMASI - 24 Haziran 2021
AŞKIN ADINI KİRLETMEYİN - 10 Haziran 2021
KEKLİK ve İNSAN - 27 Mayıs 2021
102. YILINDA 19 MAYIS - 20 Mayıs 2021
BİLİM DÜŞMANLIĞI - 29 Nisan 2021
OKU(ma)MAK ÜZERİNE - 22 Nisan 2021
KÖY ENSTİTÜLERİ - 15 Nisan 2021
SÜT TOZU - 8 Nisan 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ