Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

OTOBÜS KAZALARI

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Dünya’da bizim gibi ülkelerde gündem o kadar hızlı değişiyor ki…

Bu yazımı geçen hafta için yazmıştım. Ancak araya sel felâketleri girince bir hafta ertelemeli yayınlamış oldum.

Kimi insanlar uçağa binmekten korkarlar. Ya kaza yaparsa, ya düşerse diye. Bakın bakalım genel verilere hangi ulaşım alanda kaza oranı daha yüksek. Eğer uçak düşerse ölürüm diye düşünen birinin otobüs kazasından sağ kurtulma oranı da neredeyse aynı düzeye geldi.

Geçen haftalarda Manisa’da meydana gelen otobüs kazasında 6 kişi yaşamını kaybederken, ondan birkaç gün sonra da Zonguldak-İzmir seferini yapan yolcu otobüsünün Balıkesir’de kontrolden çıkıp takla atması sonucu 15 kişi daha aramızdan ayrıldı. 

Hemen ardından Uşak’ta yine kaza… Burada da ölü var, yaralılar var. Kim bilir bu yazı yayına girdiğinde daha başka hangi otobüs kaza haberleri gelecek, bilemiyoruz. Zaten etrafımızdaki ölümcül otomobil ve motosiklet kazalarına resmen alıştık, bir de sözde güvenli yolculuk yöntemi diye inandığımız otobüsler…

Tüm kazalarda insan kaynaklı kaza oranı artık çok düşük. Günümüzde araçlar ve yollar ileri düzey bir konuma gelmişken, sürücü kaynaklı meydana gelen kazalara ne diyeceğiz?

Bu otobüs kazalarında “Kusura bakmayın, şoförümüz biraz uyudu da.” diye bir bahane olabilir mi?Şoförün uykusuz olması masum yolcuların suçu mu ya da onlara sunulabilecek geçerli bir bahane midir? Adamın canı, canları gitmiş, her ne olursa olsun senin bahanenin geçerli bir nedeni olabilir mi?

Son bir haftada artan otobüs kazaları 21 kişinin ölümüne neden oldu, biliyor musunuz? Bu ülkede insan canı bu kar mı ucuz Allah aşkına?” Biz yolcu olarak güven içinde bir otobüse binemeyecek miyiz?

Yaşanan kazaları değerlendiren Fren ve Trafik Güvenliği Uzmanı, Makina Yüksek Mühendisi, Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Üyesi Alpay Lök, dikkat çeken ifadeler kullanıyor: “Sürücülerin hiçbiri otobüs sahibi değil, uzun hatlarda 3 şoför ayda 50 bin kilometre yol yapıyor, hiç durmuyor. Şoförler otobüslerin bagajında yatıyor. ‘Ne zaman uyanırsınız’ dediğimizde ‘motor durunca’ diyor. Bu çok sağlıksız; dinlenmiş sayılmıyor. Avrupa’da şoförlerin hafta sonu 2 gün evinde yatmadığında tam dinlenmenin gerçekleşmediği tespit edilmiş. Bizim şoförler hep yorgun, hep uykusuz.”

Bunlar gerçekten de korkunç bir özeleştiri gerçeği…

Yine basından bir başka korkunç veri şu şekilde:

“Son günlerde yaşanan otobüs kazaları, aracın ne kadar süreyle kullanıldığını, hangi hızda gittiğini gösteren takograflara yapılan müdahaleleri gündeme getirdi. 9 saat araç kullanan şoförlerin ara vermek yerine farklı bir ehliyeti takografa koyarak yola devam ettiği belirtiliyor.”

Dünyada pek çok yönden geri kalmış ülkeler trafik konusunda da tam bir karmaşa, tam bir düzensizlik içindedirler. Ancak bizim araçlarımız modern donanımlı, yollarımız da bir o kadar iyi olmasına karşın bu kadar kazaların gündem yaratması son derece düşündürücüdür. Dikkat edin kazaların neredeyse tamamına yakını sürücü kaynaklı… Yorgun, uykusuz, alkollü, hız ihlali yapan, trafik kurallarına uymayan sürücülerle dolu memleket… Eskiden ‘hatalı sollama’ kaynaklı ölümcül trafik kazaları çok olurdu. Eee şimdi yollar çok şeritli olunca pek çok yerde bu türden kaynaklı kazalar da neredeyse yok denecek noktaya ulaştı. Derdimiz ne o zaman?

Lütfen dikkat! Sürücüler kendi canlarını değil, taşıdıkları onca canlar olduğunu unutmasın ve sorumluklarını tam olarak yerine getirsinler.

Bayram dönüşleri çoğu yerde uzun yıllar resmen bir trafik terörüne dönüşüyordu. Alınan bazı önlemlere az çok bu konuda ilerleme kaydedildi.

Yıllar önceydi. Bizzat yaşadığım, gördüğüm, duyduğum, izlediğim bir olayı burada bir kez daha paylaşmak istiyorum:

Hiç unutmuyorum 2005 yılının 18 Haziran’ıydı. İzmir’den Kars-Kağızman’a gidiyorum. Iğdır iline ait bir firmanın yolcu otobüsüydü. Plakasını daha hâlâ hatırlıyorum. O dönem için trafiğe yeni çıkmış bordo renkli, güzel bir otobüstü.

İzmir garajından otobüse bindik. Manisa’ya geçtik. Otobüsün oradan alacak olduğu yolcular varmış. Genellikle gidecek yolu uzun olan otobüslerde olduğu gibi o otobüsün de iki şoförü vardı. Şoförün birini hiç gözüm tutmamıştı. Manisa-Turgutlu arasında öylesine riskli sollamalar giriyordu ki, birkaç kez yüreğim ağzıma geldi. Ki daha yolun başındaydık.

Doğru dürüst gözümü yummadan Erzurum’a vardık. Bir süre daha ilerledikten sonra yolun soluna dönersen Sarıkamış-Kars, sağına dönersen Kağızman-Iğdır yönüne gidiyor.

Aras Nehri boyunca bir kenarı uçurum olan yolda, yine aynı şoför… Virajlara öylesine giriyor ki tüm yolcular telaşlanıyor, her virajda yüreklerimiz ağzımıza geliyor.Zor da olsa sonunda gideceğimiz yere ulaştık.

Üç gün sonra da aynı şeyleri yaşamadan İzmir’e döndük. Dönüş yolculuğumuz gidişimize göre daha rahat geçse de yine de huzursuzluk yaşıyordu insan. Örneğin gece vakti Sivas’a girerken şoförün hemen arka koltuğundan doğrulup otobüsün hız ibresine bir an gözüm takıldı. İnanır mısınız ibre 150’yi gösteriyordu.

Aradan bir buçuk ay geçmişti. Savaş Ay’ın “A Takımı”nı izliyordum. Erzincan-Tercan arasında tır ile çarpışan bir otobüs haberini konu almış. Baktım hurda yığınına dönmüş bir otobüs. Plakasına gözüm takıldı tanıdık. Rengi zaten tanıdık. Aman Allah’ım o otobüs! Evet, beni Kars’a götüren o otobüs…

Görüntü korkunç, insan bakamıyor… Niye mi? Çünkü koskocaman otobüsün bir yanı yok… Kazadaki toplam ölü sayısı korkunç rakamlarda; 27…

Ortalık yangın yeri… Kazanın şokuyla ne yapacağını bilemeyenler, telefonlarıyla uyku sersemliğinde yakınlarına ulaşmaya çalışanlar…

Çağrılan ambulanslar… Otobüs kazalarında yakın zamanda hiç bu kadar can kaybı olmamıştı. İnsanın yüreği dayanmaz. Daha fazla izleyemedim.

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Geçmişten önemli dersler çıkarmak zorundayız. İbret olmak durumundayız. Yoksa önemli ihmaller sonucu oluşan bu olaylardaki acıların sonu gelmez.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ