Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

UMUDUMUZU KAYBETMEYELİM

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

İzmirliler iki önemli kentimize mutlaka gitmiştir, ya da gitmek ister.Daha doğrusu Çanakkale Şehitlerimiz ile Anıtkabir’i mutlaka ziyaret etmek isterler.Ekte vermeye çalıştığım görüntü de, Başkent’te Anıtkabir Müzesi’nden…Görmeyen, bilmeyen ya da bilmek görmek istemeyenler için söyleyeyim:Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş meydanındaki ‘makamı.Son olarak ziyaret eden arkadaşım Ayfer Ülkü de anlattı.‘Kupkuru tahtaların üstüne konulmuş bir tanecik minder…

Önünde derme çatma bir sehpa, yerde boş mermi kovanları, ışık niyetine kütüğün üstüne asılmış bir fener, sehpada serili harita,Bir kahve fincanı, bir teneke kupa, bir de dandik kül tablası…’

Bu arada küçük bir noktaya, sözcüğe de dikkat çekmek istiyorum.Dandik’ sözcüğünü en fazla kullananlar İzmirlilerdir.Erol Mütercimler bu manzarayı seyredince şöyle dedi.Düzgün bir yatağı döşeği, oturacak bir rahat koltuğu olmadan, onca gencecik fidanın canı ve koca memleketin selameti ona emanetken geceleri uyuya biliyor muydu acaba?’Sorusunu yenileyerek devam ediyor:

‘Döşeği taş, battaniyesi yıldızlar iken, o kan kokusunun içinde, omuzlarındaki o tarifi imkânsız yükün altındayken şöyle mis gibi bir uyku çekebildi mi dersiniz?’Soruyorum kendime, onca sorumlulukla, ömrü savaş meydanlarında geçerken, ‘Atatürk ne zaman genç olabildi acaba?’ diye…

Lütfen yavaş yavaş aklınıza sığacak bir şekilde okuyun‘Bir tahta sıra, bir çiçekli minder, bir fincan kahve, bir teneke kupa!..’Bir insan, sadece bunlarla yetinip, uyumadan, dinlenmeden, batmış, işgal edilmiş, hasta, eğitimsiz, öz güveni sıfır bir ülkeyi , ‘sadece umudunu yitirmeyerek’ kurtarıyorsa ve savaşın en ümitsiz aşamasında bile defterine ‘Türkiye Cumhuriyetini nasıl kuracağına dair notlar’ karaladıysa, bugün bizim ‘umudumuzu yitirmek’ gibi bir lüksümüz yok demektir.

Umut biterse her şey biter!Bunu da aklımızdan hiç çıkarmayalım…

SAVAŞ KARŞITLARI

Londra’da14 Eylül Salı günü başlayan silah fuarı her gün başka konuda bir eylemle protestocuların hedefinde.Haftanın son gününde toplananların hedefinde İsrail vardı. Newham’deki Central Park’a kurulan sahneden mesajlarını ileten protestocular İsrail’i bu fuarın en tehlikeli müşterisi olarak niteledi.Protestocular İsrail’in aldığı silahları Gazze’de, Batı Şeria’da denediğini ve insanların bu yüzden öldüğünü söylediler.En son bölgede Mayıs ayında patlak veren ve 11 gün süren çatışmalarda 270 kişi hayatını kaybetmişti.Her Filistin’le dayanışma mitinginde olduğu gibi bu eylemde de en dikkat çeken grup İsrail karşıtı Yahudiler oldu. Onlara göre İsrail, kimseye daha fazla zarar veremeden barışçıl bir şekilde dağıtılmalı.Dünya’nın en çok katılımlı silah fuarının organizatörü DSEI ise iddiaların tam tersi, alıcı ve satıcıların buluştuğu en yasal silah ticaretinin bu fuarda olduğunu belirtti.Protestolara ve aleyhlerinde çıkan haberlere, dünyanın en sıkı denetlenen ve kurallara dayalı organizasyonu olduklarını ileri sürerek karşılık verdiler.DSEI ayrıca sektörde etkili bir platform olarak 486 milyar dolarlık iş hacmiyle ve 290 bin kişinin işini sürdürmesine katkıda bulunmakla övündü.

Savaş karşıtları, ‘Siyah Yaşamlar Önemlidir’, ‘Silahlanmayı Durdurun’ gibi toplumsal hareketler, fuar öncesi ve süresince eylemlerine devam edecekleriniDünyaca ünlü bu akaryakıt istasyonunun logosunu da kullananlar ‘Shell 130. Yıl Kutlaması’ diyerek altına şunları yazıyorlar:

‘ANKET SAYESİNDE  2000 LİRA ALMA ŞANSINIZ OLACAK!

‘Gel gel!’ diyen birinci soru da şu:İşte bu sorudan sonra 2 bin lira hayali ile devam ettiğinizde, tuzağa düşüyor, banka hesabınızın boşaldığını ve borçlandırıldığınızı anlıyorsunuz.Dolandırıcılar o kadar ustalar ki, bir de yorumcular eklemişler…

Hesaplarını ele geçirdikleri gibi sahte hesaplar üzerinden şöyle yorumlar yayınlıyorlar:

Belki de bunların içinde kendi yakınlarınızı ve arkadaşlarınızı bile görüyorsunuz

Ama onların bu sözde anket ili hiçbir ilgisi ve bilgisi bile yok…

Bazen ‘Hesabımı ele geçirdiler, para isteyen ya da anket tavsiyelerine sakın inanmayın’ diye uyarı mesajlarını bile görüyorsunuzdur.

‘Alınacak başka anketler var mı?Bu gerçek hediyeyi aldım. Arkadaşlarıma da anlattım. Onlar da alabilsinler.Sanıyorum 6 yıl kadar önce, bana da böyle sevdiğim ve güvendiğim bir arkadaşımdan mesaj gelmiş, ‘Shell’ gibi ünlü bir Türk firmasının önemli hediyeler dağıttığını söylemişti. Verdiği linke girdiğim an o günkü para ile 200 liram bir saniyede telefon hesabımdan kesilmişti.

Yani aybaşında telefon faturası ile birlikte ekstradan 200 lira ödeme yaptım.

Bir zamanların ünlü ‘900’lu telefonları gibi…

BAYRAĞI DİKİNCE!

Kaç gündür siyaset yazıyorum.Birilerini sinirlendirip, kızdırıyorum…Arada sizi güldürmeye ve düşünmeye sevk etme kararı aldım.Bakalım beğenecek misiniz?Birmingham’daki bir adamın Londra’daki arkadaşına yazdığı mektup:Mahallemde gün aşırı soyulmaktan bıktım. Alarm sistemi bir işe yaramadı, bu yüzden onu parçaladım ve etkisiz yerel Mahalle Nöbetimizden kaydını sildim..Bunun yerine ön bahçemin her köşesine bir Taliban bayrağı diktim.

Şimdi, şehir polisi, Ulusal Güvenlik Bürosu, ScotlandYard, MI-5, MI-6, CIA ve Avrupa’daki diğer tüm istihbarat servisleri, hepsi 7 gün 24 saat evimi gözetliyor.Her gün işe gidip gelirken ben ve eşim de alışverişe çıktığında takip ediliyorum.Yani kimse bizi rahatsız etmiyor…Kendimi hiç bu kadar güvende hissetmemiştim.Hepsi ‘Taliban!’ sayesinde,‘Acaba!’ diyorum, bizdeki ‘Talibancılar’ da bu yazıyı okuyupa ciddiye alarak mı methiyeler düzüyorlar?

GÜLÜMSEMEYİ BIRAKMAYALIM

Okullarımız sorunlarla birlikte açıldı.Herkesin tanıdığı bir öğretmen vardır.Hepsine güç ve kuvvet kadar ‘sabır’ da diliyorum!,,İştenedeni?Anaokulu’na giden bir çocuk; çizmelerini zorlukla giymeye çalışıyordu.

BAKTI Kİ ‘GİYEMEYECEK!’ ÖĞRETMENİNDEN YARDIM İSTEDİ.

Yardım isteği üzerine yanına gelen öğretmeni; iterek, basarak, bastırarak çabaladı ve anlından terler damlayana kadar!Sonunda çizmeleri çocuğa giydirdi.Çocuk, ‘Olrnadı! Ters giydirdin, bana! dedi.Az kalsın, öğretmen bayılacaktı…Baktı ki, çocuk haklı!Gerçektenters!Sinirliliğini ve sakinliğini koruyarak, çizmeleri çocuğun ayağından çıkarttı…

Aynı çabayı tekrar gösterdi, böylece; bu kez çizmeleri çocuğa giydirdi.

Fakat çocuk dedi ki;Bu çizmeler benim değil..Öğretmen çocuğa bağırarak; ‘Neden bunu daha önceden söylemedin?’ dedikten sonra yine aynı çabayı göstererek çizmeleri çocuğun ayağından çıkarttı.

Derin bir ‘Ahh!’ çekmek üzereyken çocuk, ‘Çizmeler kardeşimin! Annem bugün için sen giyebilirsin, dedi.’Öğretmen ne yapacağını bilemedi; ‘Gülsün mü, ağlasın mı?’

Ancak; sabırlı olmayı başardı aynı çabayla çizmeleri çocuğun ayağına giydirdi.

Zar zor bu işi bitirdikten sonra ona sordu.Eldivenlerin nerede? Dışarısı çok soğuk!’Çocuk ona baktı ve şunları söyledi.Onları kaybolmasın diye çizmemin içine koydum öğretmenim!’

Sonuç Öğretmenin, öğretmenlerimizin hakkı hiçbir şekilde ödenmez, ödenemez.Tabii bu bizim düşüncemiz.Bazıları için bir şey diyemiyoruz.Umarım her şeye rağmen yüzünüzden gülümseme eksik olmuyordur.Olmasın da…Şen kahkahalar arasında yaşamımız sürsün…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 12 Ekim 2021
İYİ Kİ YAZMIŞIM! - 7 Ekim 2021
- 4 Ekim 2021
- 25 Eylül 2021
DEVAMI GELMELİ - 23 Eylül 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ