Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

DENİZDEN BABAM ÇIKSA YERİM

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Balığa çok düşkün olan insanların ağzından çok duyduğumuz bir söz vardır. Yazının başlığı olduğu üzere aynen şunu derler:

“Denizden babam çıksa yerim.”

Öte yandan denize gönül vermiş, denizi dinmez, bitmez tükenmez bir nimet bilmiş insanlardır aslında bu sözden belki de en çok istifade edenler.

1 Eylül itibariyle balık sezonu açıldı ve haliyle yaz dönemindeki o kısır balık döngüsü son buldu.

Ödemiş’te biz her ne kadar balığı oldukça pahalıya yesek de –ki bu durum araya belki de birden fazla insanların girmesiyle bu noktaya geliyor- balığın pek çok lezzetli çeşidini haftanın hemen her günü bulmak olası. Özellikle salı ve cumartesi kurulan pazarlarımızda balık tezgâhları yerlerini dolu dolu almaya başladı.

Balık yanında, yenebilen çeşitli deniz ürünlerini de bulmak olası Ödemiş’te. Bir balıkçı arkadaşın söylemine göre Ödemiş’e 30-35 tür balık çeşidi geliyormuş. Herkesin kendi damak tadına göre hoşuna giden balık türleri var. Örneğin ben ilk sıraya tekir ya da barbun olarak bilinen kırmızı balığı yazarım.  Sonra çipura, levrek gibi balıklar gelir.

İnsanımız kendi damak tatlarında çok, etten bile pahalı olan bu besini edinebilmek için damak tatlarından çok bütçesini düşünerek alabiliyor balığı. Durum böyle olunca orta direğin ilk tercihi öteden beri sardalye oluyor. Sonra hamsi, istavrit gibi balıklar izliyor bunu.

Son haftalarda işin bir de başka boyutu ortaya atıldı. Bir süre öncesi Diyanet’in balık türleri dışında kalan midye, karides, kalamar, yengeç, ıstakoz vb. deniz ürünleriyle ilgili yaptığı açıklama önce şaşkınlık yarattı ve sonra da tepkilere neden oldu. Tepkilerin asıl nedeni belki de bunca yıldır konu hakkında olumsuz bir durum ve belge ortaya konmamışken durduk yerde böyle bir açıklamanın yapılarak zihinlerin bulandırılması oldu.

Diyanet ilk açıklamasında “midye, karides, kalamar, yengeç, ıstakoz gibi” deniz ürünlerinin yenilmesinin ‘haram’ olduğuna dair fetva vermişti. Bu fetvaya farklı yerlerden tepkiler yükselince Diyanet’ten bu kezyeni bir açıklama geldi.

Bütün âlimlere göre balık türlerinin helâl olduğunu ve Hanefi alimler tarafından balık dışındaki ürünlerin helâl kabul edilmediği bildirildi.

“Maliki, Şafii ve Hanbeli âlimleri ise Maide Suresi’nin 96. ayetindeki ‘deniz avı’ ifadesinin kapsamlı oluşunu ve Hz. Peygamber’in ‘Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir.’ ifadesine dayanarak, deniz ürünlerinin yenilmesi hususunda oldukça geniş bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Maliki ve Hanbeli âlimlere göre, deniz hayvanları prensip olarak helaldir. Ancak timsah gibi yırtıcı hayvanlar helal değildir.

Şafii mezhebinde ise aslen suda yaşadığı halde karada da yaşayabilen kurbağa, yengeç, kaplumbağa ve su yılanı gibi hayvanlar habis ve zararlı oldukları için helal değildir. Bunların dışında kalan midye, kalamar, ıstakoz, karides gibi deniz ürünlerinin yenmesi ise helaldir.” denildi.

Oysaki “Kur’an-ı Kerim’de, denizden elde edilen yiyeceklerin helâl olduğu bildirilmiştir (Mâide, 5/96; Fâtır, 35/12). Hz. Peygamber de (s.a.s.), “Denizin suyu temiz, ölüsü helâldir.” (EbûDâvud, Tahâret 41) buyurmuştur.

Öte yandan ne yazık ki Diyanetin temsilcileri, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kuruluş felsefesinden çok ama çok uzak… Özellikle son yıllardaki Atatürk aleyhindeki pek çoğu kasıtlı sayılabilecek eylemleriyle ve söylemleriyle ya da gerektiği yerde Atatürk’ü görmezden gelip, yok sayıp, unutturma adına yaptığı söylemsizlikleriyle, örneğin Çanakkale ve 30 Ağustos başta olmak üzere, öncesindeki “Keşke Kurtuluş Savaşı’nda Yunan kazansaydı” diyenlere sahip çıkıp, onurlandırmasıyla tepkilerin odağı oldu. Bir de son haftalardaki deniz ürünleriyle ilgili birden ortaya çıkıp, insanları ikilemde bırakan tutumu da zihinlerde farklı izler bıraktı.

Şahsen din âlimi falan değilim belki ama bir şey dinimizde ya haramdır, günahtır ya da değildir. Ya da harama helale yakın mekruhtur. Konunun kişiye göresi, ona göresi bana göresi, duruma göresi olmaz. Bununla ilgili fetva zaten uzun yıllar önceden verilmiştir. Kaldı ki deniz ürünleri su yüzüne yeni çıkmıyor, yeni tüketilmiyor.

Yıllar önce dini konularda hassas bir arkadaşa midyeyi çok sevdiğimi söyledim. Zaman zaman midye konusunda da haram helal konusu gündeme geldiğini, kendi görüşünün ne olduğunu sordum. Hanefi mezhebinde harama yakın mekruh, Şafi mezhebinde ise herhangi bir engel durum olmadığını söyledi ve ille de yemek istersen “Uydum Şafi’ye, der geçersin.” dedi.

Balığın pek çok türünün bugüne kadar tadına baktım. Kendime göre favori balıklarım var, damağıma hoş gelen, hem de tam acıkma kıvamında çerez tadında tüketilen. Böcek görünümlü karides ile de henüz geçen yıllarda tanıştım. Gerçekten de hoş bir tadı var.

Deniz ürünlerini seviyorum. Birkaç balık türüne de bayılıyorum. Kalamar, karides ve midyeyi de seviyorum. Sanırım ben de bazılarının dediği gibi denizden babam çıksa yiyecek gibi duruyorum.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
DEVE - 21 Ekim 2021
KARGO - 30 Eylül 2021
AFGANİSTAN - 2 Eylül 2021
OTOBÜS KAZALARI - 26 Ağustos 2021
SEL - 19 Ağustos 2021
2021 YKS’NİN ARDINDAN - 12 Ağustos 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ