Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

KARAR: DANIŞTAY KARARIYLA ATATÜRK’ÜN ÖĞRETİLMESİNE…

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Bu tür kararlar yüksek mahkeme kararı da olsa yeniden başlanacak gibi bir algı bıraksa da zaten meslek yaşamım boyunca ödünsüz ve koşulsuz öğrettim, anlattım, vefanın minnetin duygusunu öğrencilerimle paylaştım. Yaşayarak paylaştım, gözyaşlarımla paylaştım. Atatürk’ü anladıkça ve anlattıkça her geçen zamanda gözümde de gönlümde de büyüdü, büyüdü, zirvesine ulaşılmaz kocaman bir dağ oldu. Bu vefanın ve minnetin esin kaynağı belki de ailemden ve yakınlarımdan Yemen, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında şehitler vermemizdi.

Ben bu yolda yaşamımı ve yaşam biçimimi adamış biri olarak ödünsüz yol aldım. Yeri geldi yazarak, yeri geldi haykırarak paylaştım. Her konuda kendimi dolu dolu hissederek, belge belge ortaya koydum Atatürk’ü de Atatürkçülüğü de… Bunu, beni tanıyanlar çok iyi bilir.

Atatürk ve Atatürkçülük son yıllardaki kadar çok yönlü saldırılara maruz kalmadı. Kimi saldırılara göz yumuldu, kimilerine sözde yasal işlemler yapıldı.

Bu ülkede yüreğinde birazcık vefa ve minnet duygusu taşıyan, bu bağımsız topraklarda rahat yaşayan, havasından, suyundan, toprağın, kısaca her türlü nimetinden yararlanan her kim varsa yatıp kalkıp Atatürk’e dua etmesi gerekmez mi?

Atatürk, eşittir Türkiye’dir.

Gönderde özgürce dalgalanan bayraktır, minarelerden yükselen ezandır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek asil yürekli imza yetkilisidir, Lozan’da resmiyete kavuşturulan tapusunun adıdır.

Hani olaya ille de eski olsun, Osmanlı gözüyle bakılsın diyenlere de Atatürk kim sorusunun yanıtı açıkça şudur:

“Atatürk hem Osmanlı’yı hem de kurduğu Cumhuriyeti çok iyi bilendir.  Atatürk, yok olma noktasına gelmiş koca bir imparatorluğun küllerinden özgür ve bağımsız modern bir devlet yaratandır. Atatürk, yabancı bir yazarın gözüyle 1. Dünya Savaşı sırasında yenilgi yüzü görmeyen tek Osmanlı subayıdır. Bilmem anlatabildim mi?

Danıştay ilk ve orta dereceli okullarda Atatürk ilke ve devrimlerinin eksiksiz öğretilip, öğrencilere Atatürk milliyetçiliğinin aşılanıp, milli bayramlar ve yerel kurtuluş günlerinin kutlanmasına karar verdi.

Son yıllarda Atatürk ve Atatürkçülük hedefli çok yönlü saldırılara ve göz göre göre yapılanlara sessizlik egemenken, işte böyle bir dönemde hani ne derler? “Hangi dağda kurt öldü?”

Ya da başka türlü ne derler? “Bayram değil, seyran değil,acaba eniştem beni neden öptü?”

Oysaki bizim kutlamalarımız hiçbir zaman sönmedi, susmadı. Tam tersine her geçen yıl kendi içimizde daha da coşarak sürdü.

Bu karar resmi bir yerden geç de olsa sevindirici bir karar, böylesi bir dönemde oldukça daolumlu bir karar. Üstelik alınan bu karar her ne amaçla gündeme gelirse gelsin fevkalâde bir durum, gerçekten de mutluluk verici…

Vefayı, minneti diline dolamaya korkanlar, hele hele okullarda konu Atatürk olunca az da olsa kem küm edip homurdananlar için önemli bir gelişme…

Son yıllarda coşkusu iyiden iyiye azaltılan ulusal bayramlarımıza yeniden coşku katmak adına müthiş bir karar…

Hiç düşündünüz mü dünyadaki bir ülke için iç ve dış konum ve sağlamlık için demirden, çimentodan daha sağlam ne olabilir acaba? İşte o Atatürk’tür, Atatürkçülüktür.

Mezarı sevenlerince her yıl 8-9 milyon insan tarafından istekle ziyarete edilen, gönüllerde yaşayıp, yaşatılandır.

İçteki ve dıştaki her tehlikeye karşı kalkandır Atatürkçülük. İç ve dış barışın sembolüdür. Dostluktur, kardeşliktir. İnsana duyulan saygının, verilen değerin adıdır.

İşte bunun için mesleğim boyunca her zaman ve her daim Atatürk’ü de Atatürkçülüğü de anlattım, öğrettim öğrencilerime. Sanki öğretmedim de adeta kazıdım minicik o yüreklere. Kazıdım ki hiç çıkmasın. Minicik yüreklerinde vefayı, minneti, saygıyı ve katışıksız sevgilerini yaşatsınlar diye.

Tüm Türk tarihi boyunca yaşadığı dönem itibariyle böylesine zorlu koşullardan yüzünün akıyla nasıl çıkılabileceğini doğru anlasınlar diye.

Norveç dilinde deyimleşen “Atatürk gibi düşünmek” deyiminin bir Türk olarak gururunu ömürleri boyunca yaşasınlar ve taşısınlar diye.

Türklüğü yerlerden alıp onur duyulacak bir kavram haline getirmiş bir büyük devlet adamına sahip olmanın ebediyen şerefini duysunlar diye.

Öyle üç beş kendini bilmezin, beyinleri sulanmışların bakmayın ikide bir ortaya çıkıp mide bulandırdıklarına. Güneşi balçıkla sıvayamazlar.

Atatürk ve Atatürkçülük böylelerinin zor anlarında bile inanın en geçerli kurtuluş yoludur, sığınabilecekleri en güveli limandır.

Eee haliyle koskoca yüksek mahkeme boşuna böyle bir karar almıyor, bilmem anlatabildim mi?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
DEVE - 21 Ekim 2021
KARGO - 30 Eylül 2021
AFGANİSTAN - 2 Eylül 2021
OTOBÜS KAZALARI - 26 Ağustos 2021
SEL - 19 Ağustos 2021
2021 YKS’NİN ARDINDAN - 12 Ağustos 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ