Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

DEVE

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Çöl hayvanı olarak nitelenen deveyi hepimiz biliriz.

“Deve” sözcüğü bir insana söylenirken tümüyle argo ve hakaret içerse de bir hayvan olarak düşünüldüğünde eskiden beri insanların en önemli yardımcılarındandır.

Ara coğrafyasının bir kültür hayvanı olarak algılansa da dilimizde ‘deve’ sözcüğünün geçtiği çok sayıda deyim ve atasözleri de vardır.

Eskiden konargöçerlerin de en yardımcı hayvanlarının başında yine develer geliyordu. Hatta günümüzde bu yaşamı tek tük sürdürenlerde develer hâlâ vardır.

Bizim buralarda pek tercih edilmese de özellikle Arap coğrafyasında önemli kurbanlık hayvanların başında gelir.

Deve, her ne kadar çöl hayvanı olarak bilinse de bölgemize de fazlasıyla uyum sağlamıştır. Günümüzde tek tük rastlansa da eskiden Anadolu’daki göçebe Yörükler eşyalarını deve sırtında taşırlarmış.

Yakın çevremizdeki bazı köylere uğrayıp da sağa sola göz gezdirdiğinizde en ve boyları oldukça geniş, anahtar yerlerinin iki anında sarkan geniş halkalı, kocaman tahta kapılar görürsünüz. Çünkü eskiden bazı evlerde develer bulunurdu. Çiftçinin bağ, bahçe ve tarladaki ürününü, uzaktaki kışlığına taşımak güçlü kuvvetli hayvanların işi olduğundan bunu en kısa yoldan çözümlemek develerle mümkün olurdu. Traktörün olmadığı dönemlerde, kağnıyla birlikte en önemli yük taşıma aracıymış develer. Kendileri deve beslemeyenler bile avlusuna, damına, ahırına koyacak olduğu sap, saman, buğday gibi yazlık ürünlerini içeriye kadar ulaştırmak için kapılarını büyük yaptırmışlar zamanında. Bu kapıların pek çoğu ise yerlerini modern kapılara bıraktı son yıllarda.

Köylerde deve ile ilgili takma isimlere de rastlarsınız. En çoğu da “Deveci”dir bunların. Hepsi de o devecilik yıllarından kalmadır. Öte yandan soyadları “Deveci” olanlar da vardır epeyce.

Deve, pek çok yönüyle öteki hayvanlardan farklıdır. Kolay kolay susamazlar. Bir seferinde doksan litreye kadar su içtikleri söyleniyor. Oysa onlara su içirmek bile başlı başına bir dert ve tam bir sabır işidir. Sahipleri, suyu onlara kepek yardımıyla zorla içirmeye çalışırlardı.

Yaz mevsiminde tarla boylarında, kıyıda köşede, derede tepede dikenli, yeşil bitkiler yetişir. “Çakırdiken” olarak bilinir çoğu yerde. İşte develer, hiçbir hayvanın kolay kolay yiyemediği bu çakırdikenlere bayılırlar.

Develerin ilginç özellikleri de var. Sigara tiryakisi olanlarından tutun da eşeksiz güreşe başlamayanlara kadar çeşitli yönlerine tanık olursunuz. Erkek develerin ağızlarından bembeyaz köpükler salınır çoğu zaman. Duyduğum kadarıyla akşamdan içirilen pekmezin bir sonucuymuş bu görüntü.

Ayrıca duygusal ve kinci olduğu da söylenir develerin. Babam, 70’li yılların ortalarında ilk görev yeri olan Menemen Adliyesinde çalışırken hiç unutmuyorum bir devenin neden olduğu çocuk ölümünün keşfinden söz etmişti.

Şimdilerde köylerde deve kalmadı. Onları ancak güreşlerde görebiliyoruz. Ege’nin bazı belde ve ilçelerinde festivaller düzenleniyor her yıl. İşte en yakınımızdaki geleneksel duruma getirilmiş olan Konaklı ve Tire’deki deve güreşleri festivalleri de bunlardan ikisi.

Bizleri eski günlere götürecek, çok sevdiğim şiirlerden birini aldım aşağıya. Ödemişli şair Hasan Vasfi Uçkan’ın, deve katarlarından etkilenerek pek çok konuya değindiği ve 1955 yılında Varlık Dergisi’nde yayınlanan güzel şiiridir bu:

ÖDEMİŞ’TEN İZMİR’E GİDEN DEVELER

Ödemiş’ten İzmir’e giden develer

Ya incir taşırlardı ya soğan,

Sallanaraktan, ıhlayaraktan

Tıngır da mıngır çan sesleriyle.

Çocuklar yollara düşerdi,

İncir kokan soğan kokan çocuklar

Hem incir hem soğan kokan çocuklar

Gözleri ışıl ışıl ayva renkli.

Bir dağ devrilirdi sanki,

Geçer giderdi develer, arkalarından

Büyürdü dağlar kadar yalnızlık,

Kalakalırdı çocuklar gibi bir başlarına.

Yanlarında sepetler teyzelerimin,

Bir giriştiler mi sepetlere

Ömürlerini aktarırlardı adetâ

İncir yerine.

Kara bulutlar gibi ağaçlar,

Sergim sergim toprağın yüzü,

Yağmurmuş, güneşmiş, rüzgârmış

Vız gelirdi.

Onların yaşaması benim yaşamam.

Karasız aksız bir düz çizgi,

Siz hâlâ öyle misiniz şimdi,

Hâlâ geçer mi tıngır mıngır develer?

Hadin desem duyduklarınızı

Anlatabilir misiniz bana,

Bile bilir misiniz bir gece uykunuzda

Gelip girsem düşlerinize.

Ah benim kulaklarımda motör sesleri

Gümbür gümbür Deut’lar, Man’lar

Portresini yitirmiş notalar kadar

Yalnız ve tekim aralarında.

Ama basım gittiysem ölmedim daha,

Bir gün olur elbet döner gelirim

Ödemiş’ten İzmir’e giden develer

Yeter ki siz geçmenize devam edin.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ