Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

BİRGİ ve RİVAYETLERİ

YAŞAR GÜNAYDIN

YAŞAR GÜNAYDIN

O, Pyrgion (Birgi) Kralının kızıydı. Üstelik alımlı, çalımlı güzel bir kızdı da. Ama ne var ki yaramaz mı yaramaz, hareketlimi hareketliydi. Yerinde duramazdı hiç.

 Öykümüz 1307 yılına ilişkindir. Tam bu zamanda atlı ve silahlı bir Türkmen Alayının başında Germiyan Beyi Yakup bin Alişir-in Subaşısı Aydınoğlu Mehmet Bey, Bizans İmparatoru yönetimindeki Pyrgion (Birgi) Kentini kuşatmış. Kentin surlarına çıkan kralın güzel kızı Türkmenlerin başındaki yakışıklı Mehmet Beyi görünce ona âşık olmuş. Kralın kızı Mehmet Bey’e mektup göndermiş. Mektuplar ikisinin arasında gidip gelmiş. Kralın kızı durulmuş ve aşkı uğruna hemen müslüman olmuş. Mehmet Beye son gönderdiği mektubunda Birgi Kalesinin en zayıf kapısını ele vermiş. Mehmet Bey Türkmenleri ile bu kapıdan yüklenerek kente girmeyi ve ele geçirmeyi başarmış. Kentte yaşayan papaz ve adamları kızın yaptığının geç de olsa farkına varmışlar. Kemer yaylası yolundan kaçmadan önce krallarının kızını bulup, kilisenin duvarından aşağıya atmışlar. Kızın ayaklarındaki takunyaların mermere değdiği yere izleri çıkmış ve ölmüş. Mehmet Bey ise kente girince müslüman olmuş kral kızının sıcak cesedini buldurmuş ve onu Müslüman törelerine göre gömdürmüş. Mezar taşına da “Merhume, Mahsuma, mağfure, saide, şehide” yazdırmış. Bu mezar ve takunya izli taş bugün Birgi’de Aydınoğulları Türbesinin giriş kapısının sağ yanında bulunmaktadır.

Rumeli Kazaskerliği zamanında (1551-1557) onun isteğiyle Kassâm-ı askerîsi (Yeniçeri Ocağı efradı ve subaylarından olup ölenlerin mirasına dair işlemlerle ilgilenen komisyondaki, devletin tayin ettiği memur demektir.) olmuştur.

İmam Birgivî, kassâmlığı süresince hem ders okutmuş hem vaazlar vermiş, halkı Kur’an ve sünnete davet etmiştir. Uzun süren müderrislikten sonra, Kassâmlığı sırasında devlet dairelerindeki işlerin nasıl yürüdüğünü görmüş ve resmî görevlerde yaşanan yolsuzluklar ile mücadele etmiş, Kadıların rüşvet alması, zengin çocuklarına haksızlıkla ilmî rütbeler verilmesi bunlardan birkaçıdır. Ayrıca kabirler üzerine türbe yapılması, buralarda mum yakılması, Kur’an’ın ücret karşılığında okunması gibi bidatler ve bâtıl itikatlarla de mücadele etmiştir. İmam Birgivi, haksızlığa tahammül etmemesi sebebiyle bu göreve daha fazla dayanamamış ve devlet memurluğundan ayrılmıştır.

İmam Birgivi, ruhunda şiddetli bir sıkıntı hissetmiş, zühd hayatı yaşama arzusuyla İstanbul’a gidip BayrâmiyyeTarîkatı Şeyhi Abdullah Karamâni’ye bağlanarak inzivaya çekilmiştir. Şeyh Abdullah Karamânî, kırk bir yaşına kadar ilimle uğraşmış değerli bir âlim olan müridi İmamı Birgivi’nin inzivada kalmasına izin vermemiş, müderrisliğe devam etmesini istemiştir. Bu arada İmam Birgivî ile II. Sultan Selim’in hocası Atâullah Efendi arasında sıkı bir dostluk oluşmuş, Atâullah Efendi, İmam Birgivi’ye çok iltifat etmiştir. Kendisinin doğum yeri olan Birgi’de bir medrese yaptırmış, Abdullah Karamânî (KuddiseSirruhû)nun de tavsiyesiyle 1564’te İmam Birgivi’yi bu medreseye günlük altmış akçe maaş ile medresenin ilk müderrisi olarak tayin ettirmiştir.

Birgi’de müderrisliğe başlayan İmam Birgivi, ömrünün geri kalan dokuz yılını burada, ilmî çalışmalar ve irşâd faaliyetleri ile geçirmiştir. Onun ilmî şöhreti kısa zamanda yayılınca her taraftan Birgi’ye talebeler gelmeye başlamıştır. Tasavvufî eserleri olan et-Tarîkatü’l-Muhammediyye ve Cilâü’l-Kulûb gibi pek çok değerli eserini burada yazmıştır.

İmam Birgivi, ilköğrenimini müderris olan babası Pir Ali Efendi’den almış, arapça ve mantık okuyup Kur’ân-ı Kerîm’i de ezberlemiştir. Oğlundaki ilim aşkını gören babası, onu Semâniye Medresesinde yüksek tahsilini tamamlaması için İstanbul’a göndermiştir.

İmam Birgivi, İstanbul’da ilk olarak Bursa ve İstanbul medreselerinde müderrislik yapmış, meşhur Osmanlı âlimi aynı zamanda Mahmut Paşa Medresesi’nde de müderris olan Küçük Şemseddin Ahmet Efendi’de okumuş, ardından da “Ahîzâde” diye anılan Mehmet Efendi’nin ders halkasına geçmiştir.

İmam Birgivi’nin son hocası ise, Kızıl Molla yahut da Kızıl Abdurrahman Efendi lakaplarıyla tanınan önemli şehirlerde müderrislik; Halep, Bursa, Edirne, Kahire ve Mekke’de Kadılık; iki defa Rumeli Kazaskerliği yapmış, Amasyalı Abdurrahman b. Seydî Ali Efendi’dir.

İmam Birgivi öğrenimi boyunca, İstanbul’da devrin büyük âlimlerinin ders halkalarında bulunmuş, meşhur ilim ve fikir çevrelerini yakından tanıma fırsatı bulmuştur ve tam bir Osmanlı âlimi olarak yetişmiştir

İmam Birgivi, Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayıldığı Kanuni Sultan Süleyman zamanında medreseye iyi bir dereceyle girmiştir. Derslerindeki başarısı ile hocalarının sevgisini kazanarak yüksek takdire mazhar olmuştur. İcazetnamesini alarak müderrisliğe yükselmiştir.

Birgi’nin zenginlerinden Tüccar Hacı Ali oğlu El-Hac Derviş Ağa tarafından1662 yılında yaptırılmıştır. Camii Türk İstiklal Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından yakılmış, ancak sonradan yeniden yapılmıştır. 1939 da ise Birgi çayının taşması sonucu sel felaketinde zarar görmüş, çeşitli onarımlarla günümüze ulaşmıştır. Camii kare tasarlı, tek kubbeli bir yapıdır. Ortadaki büyük kubbe sekiz kemerle desteklenmiştir. Kare yapının köşelerinde nişler açılmış olup, Cami’de daha geniş bir yer yaratma çabası görülür. Camii’n son cemaat yerinde dört sütun üzerine üç kemer dizisi izlenir. Sütun başlıkları korintbiçemlidir. Son cemaat yeri üç kubbeli olup, orta kubbe geniş, yan kubbeler dardır. Bu özellik yapıda bir uyum sağlamaktadır. Yapının giriş kapısı kökleşik Osmanlı oymacılık sanatı güzel örneklerindendir. Camiin minaresi köşeli alçak bir taban üzerine oturtulmuş, tek şerefeli ince silindirik bir yapıdır. Camiin anıtsal büyük kubbesi sekizgen bir taban üzerine oturtulmuş olup, içeriden kubbenin köşelerine açılan nişlerle ve dışarıdan boşaltma kemerleri ile kubbenin ağırlığı hafifletilmiştir. Derviş Ağa Camii, son cemaat yeriyle, minaresiyle, boşaltma kemerleriyle, anıtsal kubbe ve son cemaat yeri kubbelerinin kurşunla örtülmesiyle, sivri ve kaş kemerleriyle tam bir kökleşik Osmanlı yapı biçiminin Anadolu’daki güzel örneklerinde

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
BİRGİ ve RİVAYETLERİ - 17 Eylül 2022
BİRGİ VE RİVAYETLERİ - 7 Eylül 2022
DEĞERLERİYLE BİRGİ - 24 Ağustos 2022
- 19 Ağustos 2022
- 18 Ağustos 2022
DEĞERLERİYLE BİRGİ - 8 Temmuz 2022
GEÇMİŞİYLE BİRGİ - 22 Haziran 2022
- 18 Haziran 2022
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ