Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

DEĞERLERİYLE BİRGİ

YAŞAR GÜNAYDIN

YAŞAR GÜNAYDIN

Yeşil manzarası ve eski tarihi evleri ile öne çıkan Birgi Köyü, Ödemiş ilçesine bağlı, sit alanı olarak işaretlenen bir yerdir. Doğa harikası köy, geçmişten günümüze kadar korunabilmiş nadir köylerden biri durumundadır. Fazla ziyaretçi alması ile birlikte Birgi’nin gelişimi etkilenmiş, köy halkı ticarete yönelik girişimlerde bulunmuştur. Bugün Birgi Köyü’nü ziyaret ettiğinizde köy halkı tarafından yapılmış çeşitli hatıralık ürünlerin satıldığını görebilirsiniz.Birgi’ye girdiğiniz ilk anda kartpostal gibi bir manzara olduğunu görüp etkisi altına girebilirsiniz. Bir yamaç üzerine konumlanmış olan köy, çok sayıda ceviz ve çınar ağaçlarının ağırlıklı olduğu ağaçlar arasında büyüleyici bir manzara sunmaktadır. Birgi’nin nüfusu son sayıma göre 3000 olarak belirlenmiştir. Yaz ve kış aylarında her daim ziyaretçi alan köy, turistik ziyaretlerin etkisiyle daha fazla nüfus barındırmaktadır.

Bozdağ’ın (2159 m.) güney eteklerinde tepeler arasında, dağdan inen Sarıyar deresinin iki yamacında kurulmuş olup denizden yüksekliği 390 metredir. Yörede bazı antik şehirler olmakla birlikte Birgi bir Ortaçağ şehri olarak gelişme göstermiştir. Hypaiapa antik şehrinin yer aldığı bölgede yerleşmenin milâttan önce 3000’lere kadar indiği sanılmaktadır.Birgi yöresi Frig, Lidya, Pers, Bergama ve Roma hâkimiyetinde kaldıktan sonra Bizans idaresine geçti. Birgi bu dönemde savunma maksadına yönelik olarak ovaya bakan yüksek bir mevkide kale-şehir olup Pyrgion veya Pyrgi adlarıyla anılmaktaydı. Şehrin bugünkü ismi de buradan gelmektedir. Bölgeye yönelik ilk Türk akınları XI. yüzyılda Selçuklular tarafından gerçekleştirildi. 1193-1199 yılları arasında metropolitlik derecesini kazanan Pyrgion, XIII. yüzyıl sonlarında bölgede faaliyet gösteren Menteşe Bey’in damadı Sasa Bey’in hücumlarına hedef oldu. Sasa Bey şehri, Bizanslılar tarafından bölgeye sevkedilenKatalanlar’ın çekilmesinden hemen sonra muhtemelen 1304’te aldı; onun fütuhatına katılan Aydınoğlu Mehmed Bey ise burayı 1307’de ele geçirerek kurduğu beyliğin merkezi yaptı. Hatta 1312’de burada bir cami, türbe ve medrese inşa ettirdi; onun hâkimiyetindeki bölge Memleket-i Birgi adıyla anıldı. Nitekim Ömerî Aydın-ili için bu tabiri kullandığı gibi İbnBattûta’nın eserinde de benzeri bir ifadeye rastlanır. İbnBattûta 1333’te yaz mevsiminde Bozdağ’daki sayfiyesinde bulunan Mehmed Bey’i ziyaret ettikten sonra onunla birlikte geldiği Birgi’yi güzel ve zengin bir belde olarak tarif eder. Mehmed Bey’in Birgi’deki sarayını gören İbnBattûta onun çeşitli ihsanlarına nâil olmuş, şehirdeki ilim adamları, müderris ve fakihlerle tanışmış, onların ihtişamına ve yaşayışlarına hayran olmuştu. Onun Birgi’den ayrılmasından hemen sonra Mehmed Bey vefat etti (1334). Yerine geçen oğlu Gazi Umur Bey burada tahta çıktı ve üç gün kadar Birgi’de kaldıktan sonra İzmir’e döndü. Aydınoğulları’nın hâkimiyeti devrinde Birgi bir metropolitlik olma özelliğini sürdürüyordu. Hatta Efes (Ayasuluk) metropoliti bağımsız Birgi metropolünün kendisine bir piskoposluk olarak bağlanması için çalışıyordu. İki metropolitlik arasındaki tartışmalar ve suçlamalar İstanbul patrikliğinin müdahalesine yol açmış, mahallinde bir soruşturma bile yaptırılmıştı. Nihayet 1378’de Birgi piskoposluk olarak Efes’e bağlandı ve XV. yüzyılın başlarındaki çalkantılı döneme kadar faaliyet gösterdi.Birgi 1391’e doğru Îsâ Bey tarafından Osmanlılar’a terkedildi. Ancak Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden Aydınoğulları’nın eline geçti, bir ara İzmir Beyi Cüneyd Bey tarafından işgal edildiyse de II. Murad tarafından kesin olarak Osmanlı hâkimiyeti altına alındı. Osmanlı hâkimiyetinde, Aydın sancağına bağlı bir kazanın merkezini teşkil eden Birgi, bilhassa XV. yüzyıldan itibaren XIX. yüzyıla kadar uzanan yavaş ve sürekli bir gelişme seyri gösterdi.

1451’de dokuz mahalleli, nüfusu 1200’e ulaşan bir kasaba durumundaydı. Mahalleleri Dernekpazarı, Kadı, Ahî Germiyan, Sinli, Hisariçi, Sasalu, Taşpazarı, Samet (Sâmût) ve Demirboğa adlarını taşımakta olup bunların arasında en kalabalık olanlarını kale içindeki Hisariçi mahallesiyle Sinli ve Samet adlı mahalleler teşkil ediyordu. Demirboğa mahallesinde oturan hıristiyanların nüfusu ise otuz kadardı (BA, TD, nr. 1/1 m., s. 331-338). 1475’e doğru Birgi’nin sadece hıristiyanların oturduğu Demirboğa mahallesi ortadan kalktı; tamamını müslümanların oluşturduğu nüfusu biraz artış göstererek 1380 dolayına ulaştı. Sinli mahallesi ayrıca Elekçi adıyla da şöhret kazandı. En kalabalık mahallesi şehir dışındaki Samet idi  XVI. yüzyılın başlarında Birgi nüfus ve fizikî yönden gelişmeye başladı. 1512’de mahalle sayısı on ikiye ulaşmıştı. Bu defa tamamen müslümanların yerleşmiş olduğu Demirboğa mahallesi yeniden iskâna açılmış, Sarubey, Kızılmescid ve Hıdırlık (Kadı) mahalleleri kurulmuştu. Ayrıca şehrin iskânı için bazı yörük grupları da buraya yerleştirilmişti. Bunlar şehrin dış mahallesi olan Samet’e kayıtlı olup Vakkaslar, Dânişmendlü, Kutlubeylü ve Eğricedere adlarını taşıyan dört cemaate mensuptular. Şehrin nüfusu ise 2400 civarındaydı ve bunun 100 kadarını yeniden buraya yerleştikleri anlaşılan hıristiyanlar teşkil ediyordu. Samet hâlâ en kalabalık mahalle olma özelliğini sürdürüyordu (BA, TD, nr. 87, s. 196-205). 1530’a doğru nüfusu 2000’e inen, ancak fizikî durumunu koruduğu anlaşılan Birgi’de, bu sıralarda çeşitli vakıflar tahsis edilen Aydınoğlu Mehmed Bey Camii ve Medresesi, Aydınoğlu Îsâ Bey Camii ve Türbesi, Hayreddin Mescidi, Kurd Kadı Mescidi, Seferşah Mescidi, Ahî Hayreddin Zâviyesi, SilâhdarAhmedZâviyesi, AbdülkâfiZâviyesi, Hacı AhmedZâviyesi, Şeyh Muhiddin Zâviyesi, MuslihiddinMuallimhânesi yer alıyor; ayrıca iki hamam, bir kervansaray, mumhâne ve bezirhânebulunuyordu.XVI. yüzyılın son çeyreğine doğru Birgi, fizikî yapı ve nüfus bakımından gösterdiği gelişmenin son noktasına ulaşmıştı. Altı yeni mahalle (Çelebi Kadı, Hacı SâdiAhmed Mescidi, Abdülkerim Çelebi Mescidi, Hacı Abid Mescidi, Hacı Kerim Mescidi ve Fatma Bula) kurulmuş ve mahalle sayısı on sekizi bulmuştu. Nüfusu ise 4500 dolayındaydı ve Samet, Hisariçi, Sasalu gibi eski mahalleleri yine en kalabalık iskân yerlerini oluşturuyordu. Şehrin dış mahalleleri oldukları anlaşılan yeni kurulmuş mahalleler arasında Çelebi Kadı en kalabalık yerleşme yeriydi.Birgi XVII. yüzyılın başlarında bölgede hüküm süren karışıklıklardan etkilendi. Hatta Birgili olduğu belirtilen Celâlî Cennetkarı oğlu kaleye kapanarak etrafa hücumlarda bulunmuş, Aydın yöresine hâkim olmuş, Tire ve Turgutlu’yu zaptetmiş, ancak Manisa ovasında karşılaştığı Osmanlı kuvvetlerine yenilmiş ve Denizli’ye doğru kaçarken yakalanıp Birgi’ye getirilerek burada idam edilmişti (1625). Muhtemelen bu mücadeleler sırasında Birgi tahribata uğradı. Nitekim şehir bundan sonra uzun süre 1575’teki durumuna bile ulaşamadı. 1662’de yapılan bir avârız tahririne göre burada on sekiz mahalle bulunuyordu; ancak bunların yedisi muhtemelen tahribattan sonra teşekkül etmiş mahallelerdi. Hisariçi mahallesi ortadan kalkmış, Akmescid, Manastır, Kutlubeyler, Çürük Baba, Dereli, Çakalderesi, Sitte adlı mahalleler ortaya çıkmıştı. Şehrin nüfusu ise 1250 civarındaydı ve bunun sadece üç hânesi gayri müslimdi (BA, MAD, nr. 3032, s. 47, 12-14). Bu tarihten kısa bir süre sonra Birgi’ye gelen Evliya Çelebi ise buranın Bozdağ’ın eteklerinde yer alan, dış surları harap olmuş bir kaleye sahip bulunduğunu, kale içinde 400 ev, aşağı şehirde on sekiz mahalle, yirmi dört cami ve mescid, 2600 kadar ev, yedi sıbyan mektebi, 200 dükkân, iki han ve bir bedesten olduğunu, halkının başlıca geçim kaynağını beyaz iplik dokumacılığının teşkil ettiğini belirtir. Ancak ev sayısı hakkında verilen rakam şüphelidir. 1662’de 1250 kişinin yaşadığı bilindiğine göre bu sayı ya yanlış ya da evlerin çoğu boş olmalıdır. 1677’de yapılan bir başka avârız tahririnde de on sekiz mahalleden ibaret Birgi’nin yaklaşık 1600 dolayında nüfusa sahip olduğu, 1706’da ise nüfusun 1800-1900 dolayında bulunduğu anlaşılmaktadır.Birgi’nin, milattan önce 2000 yıllarında kurulduğu söylenmektedir. Farklı uygarlıklar tarafından ev olarak sahiplenilmiş olan Birgi, son olarak Osmanlı’nın hakimiyeti altına girmiştir. Tarih boyunca Romalılar, Bizanslılar, Persler gibi farklı medeniyetler tarafından kullanılması sebebiyle çok sayıda o dönemlere ait izleri de görmek mümkündür.

Birgi’nin ismi, eski dönemlerde kale ve sur anlamına gelmekte olan Pyrgion’dan almıştır. Bereketli bir toprağa sahip olan Birgi, bu sebepten dolayı barındırdığı uygarlıkların yanı sıra önemli bilim ve din insanlarına da ev sahipliği yapmıştır.Hem tarihi hem de doğası değerlendirildiğinde mutlak görülmesi gereken bir köy olan Birgi, önümüzdeki yıllarda çok daha fazla değerlenerek ön plana çıkabilecek kültürü bünyesinde barındırmaktadır. Gittiğinizde görebileceğiniz yerler ise oldukça fazladır.Birgi’de yaşayan önemli din insanlarından biri olan İmam Birgivi, burada yatmaktadır. Türbesi bulunan imam, yaşadığı dönemde türbelere karşı pek pozitif duygular beslenmemesine rağmen kendisinin türbesinin olması ise ilginç bir ironik durum oluşturmaktadır.Birgi’de eski dönemlerde eğitim verilen medrese, günümüzde hala yapı olarak konumunu ve varlığını sürdürüyor. 1554 Yılında yaptırılan medrese, Birgili Ataullah Efendi’nin hüneri olarak biliniyor. Tarihteki diğer medreseler ile mukayese edildiğinde daha ufak bir yapı olarak kaldığı görülüyor.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
DEĞERLERİYLE BİRGİ - 23 Kasım 2022
- 4 Kasım 2022
- 2 Kasım 2022
BİRGİ ve RİVAYETLERİ - 17 Eylül 2022
BİRGİ VE RİVAYETLERİ - 7 Eylül 2022
DEĞERLERİYLE BİRGİ - 24 Ağustos 2022
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ