Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

SEVAL KONURALP

SEVAL KONURALP

Toprakta bol su isteyen mısır, özellikle sapa kalkma ve çiçeklenme dönemlerinde çok su tüketiyor. Eğer doğal yağışlarla su karşılanmıyorsa sulama suyu ile destek verilmesi gerekiyor.  Susuz mısır üretimi, çok yağış alan bölgelerde nadiren yapılabiliyor. Ülkemizde susuz tanelik mısır yetiştiriciliği Karadeniz’de gerçekleştiriliyor. Topraktaki faydalı su oranı %50’nin altına düştüğünde tarlanın sulanması gerekiyor. Mısır yetiştiriciliği sırasında en az 4 kez sulama yapılıyor. İlk sulama, birinci ara çapası sonrası, ekin boyu 10-15 cm’ye geldiğinde yapılıyor. İkinci sulama boğaz doldurmanın ardından, üçüncü sulama tepe püskülü çıkmadan 4-5 gün önce, dördüncü sulama ise süt olum devresinde gerçekleştiriliyor.

İlkbaharda, ilk toprak işlemesinden önce santrifüjlü gübre dağıtma makinesi ile saçılarak gübreleme yapılıyor. Kaz ayağı ile ekim derinliğine karıştırılan gübreler, kombine ekim makinesi ile tohumun 5 cm kadar çevresine ve altına verilebiliyor. Azotlu gübrelerin yarısı ekimle, yarısı gelişme döneminde uygulanıyor. Gübrenin yaprakları yakmaması için, sulama sırasında veya yağmurda azotlu gübre uygulanmaması önem arz ediyor. Üreticiler, azot için şeker gübresi, üre gübresi ve amonyum nitrat gübresi tercih ediyor. Toprağın yapısına ve analiz sonuçlarına göre hangi gübrenin nasıl uygulanacağı değişiyor. Tuzlu ve alkali topraklarda şeker gübresi kullanılırken ekim öncesi veya ekimde uygulama öneriliyor. Nötr ve asit karakterli topraklarda ise üre veya amonyum nitrat kullanılıyor. Akdeniz, en çok mısır yetiştirilen bölge olurken onu Karadeniz, Marmara ve Ege takip ediyor. Cin mısır yetiştiriciliği ve şeker mısır yetiştiriciliği, ülkemiz genelinde tüm bölgelerde, küçük alanlarda yapılabiliyor. Mısır bitkisi, organik maddece zengin, derin ve su tutma kapasitesi yüksek topraklarda daha iyi verim veriyor. Kumsal yapıdakinden killi formdaki topraklara kadar iyi drenaj sağlayan topraklarda tarımı yapılabiliyor. Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde nisan ayı başında, Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz coğrafyasında nisan ayı sonunda, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ise mayıs ayında mısır yetiştiriciliğine başlanıyor. Atdişi mısır, üst kısmındaki diş şeklindeki girintiden ayırt ediliyor. Üst kısmındaki nişastanın çekilmesi sonucu bu görünüme kavuşan mısır çeşidi, yetiştirilen en yaygın türü işaret ediyor. Tane rengi sarı ve beyaz oluyor.

Sert mısır, tanenin iç kısmındaki nişastanın yumuşak olmasına karşın üst kısmın sertliği ile ayırt ediliyor. Tane renklerinde farklı tonların görülmesi mümkün oluyor.

Unsu mısır türünde tane tamamen yumuşak nişastadan oluşuyor. Tane renkleri farklılık arz ederken, bu çeşit daha çok Amerika kıtasında yetiştiriliyor.

Patlak mısır yani cin mısır, küçük taneleriyle biliniyor. Sıcaklığa tabii tutulduğunda şişen ve patlayan taneler çerezlik tüketime uygun görülüyor. Mumsu mısır, kolay ezilebilen yumuşak yapıya sahip oluyor.

Kavuzlu mısırın taneleri kavuz veya yaprak ile sarılı görülüyor. Mevcut mısır çeşitlerinin atası olan kavuzlu mısır, diğer endüstriyel mısırlardan ayrı sınıflandırılıyor.

Tatlı mısır, küçük formu ve tanelerinin yapısıyla ayırt ediliyor. Süt olum döneminde hasat edilen şeker mısırların diğerlerinden tatlı olduğu fark ediliyor. Olgun tanelerde şeker oranı daha düşük görülürken, düşük şekerli tanelerde bile tatlılık fark ediliyor. Konserve ve dondurulmuş ürün haline getirilen tatlı mısırlar, tohumluk fiyatlarının yüksekliği ile biliniyor. Vejetasyon süresi diğer mısır türlerinden daha kısa olan tatlı yani şeker mısır, yetiştirme mevsimi kısa olan bölgelerde bile rahatlıkla yetiştirilebiliyor. Tatlı mısırın tanedeki yağ ve protein oranı da diğer çeşitlerden fazla oluyor.Mısır üretimi sırasında fosforlu gübreler de tercih ediliyor. Ancak toprak analizi yapılmadan fosforlu gübre kullanımı kesinlikle önerilmiyor. Eğer analizde ihtiyaç görülüyorsa, fosfor desteği veren gübreler, ekim öncesi toprağa karıştırılıyor. Eğer fazla fosfor veriliyorsa, toprakta biriktiği biliniyor. Benzer şekilde potasyumlu gübreler de analiz olmadan kullanılmıyor. Ülkemizin toprakları potasyum açısından zengin olduğu için genellikle bu desteğe gerek kalmıyor. Eğer potasyum ihtiyacı analizle belirlenirse, ekim öncesi veya ekim sırasında gübreleme yapılabiliyor. Mısır yetiştiriciliği için bakım tekleme, çapa ve yabancı ot mücadelesi ile tamamlanıyor. Eğer klasik eski tip ekim makineleri kullanılıyorsa bitki boyu 10 cm kadar olduğunda zayıf, hastalıklı ekinler temizleniyor. Hassas ekim makineleri kullanıldıysa teklemeye gerek kalmıyor. Çıkış itibarıyla tarlaya traktör giremeyecek boya gelinceye dek, mısırlara 2-3 defa ara çapası yapılıyor. İlk çapa ekinlerin boyu 10-15 cm arasındayken, ikinci çapa ise 40-50 cm boylarındayken gerçekleştiriliyor. Başak kurtları ve hastalık görülüyorsa ilaçlama ile bakım tamamlanıyor.

Mısır yetiştiriciliği, Türkiye tarım arazilerinde buğday ve çeltik ürünlerinden sonra en çok gerçekleştirilen tarımsal üretim aktivitesidir. Ülkemiz toprakları mısır tarımına oldukça uygundur ve pek çok bölgede yetiştirilir. Mısırda doğru sulama, hastalıklarla mücadele ve doğru gübreleme gibi hususlar eksiksiz bir şekilde gerçekleştirildiğinde büyük bir verim elde edilebilir. Mısırın ülkemiz sınırları içerisinde kullanımı oldukça geniştir. İnsan besini olmasının yanı sıra hayvan besiciliğinde ve hatta yağ ve nişasta üretimi gibi endüstriyel alanlarda dahi mısır kullanılmaktadır. Mısırın yalnızca meyvesinden değil, tümünden faydalanmak mümkün olduğundan çiftçilerimiz için oldukça değerlidir. Şimdi aşağıdaki başlıkları inceleyerek genel hatlarıyla mısır yetiştiriciliğinin en önemli konuları hakkında bilgi edinebilirsiniz.Eğer tohum sık atılmışsa çıkıştan 10-15 gün sonra (4-5 yapraklı dönem) hemen seyreltilmelidir. Bitkinin büyüme konisi bu dönemde toprak seviyesinin altında olduğu için bitki kökten çekilerek seyreltme işlemi yapılmalıdır.Bu dönemde çıkacak yabancı otlar çapalanmalı ve toprak yüzeyi hafifçe havalandırılmalıdır. Çapalama yapılırken genç bitkilerin köklerinin zarar görmemesine ve üzerlerinin toprakla kapanmamasına dikkat edilmelidir. Ara Çapası ve Boğaz Doldurma : Mısırın 8-10 yapraklı olduğu dönemde (40-50 cm.) ikinci azot uygulamasıyla beraber boğaz doldurma işleminde kullanılabilen çapa veya listerle boğaz doldurma yapılır. Destek köklerin toprakla temasının sağlanması için bu işlem mutlaka yapılmalıdır. Çünkü destek kökler fosfor ve diğer besin maddelerinin alımında ve yatmaya karşı destek sağlamada önemli rol oynamaktadır. Yabancı Ot Kontrolü : Mısırın çıkış ve ilk gelişme devresinde yabancı otlarla rekabeti çok zayıftır. Bu rekabet su, ışık ve besin maddeleri yönünden olmaktadır. Bu nedenle yabancı ot mücadelesi en kısa zamanda yapılmalıdır.Mısır bitkisi tarla bitkileri ve tahıllar içinde suyu en ekonomik kullanan bir bitkidir. Örneğin 1 gr kuru madde için 270 gr gibi düşük miktarda su tüketmektedir.Ancak toplam transprasyon yüzeyi, oluşturduğu kuru madde miktarı ve yetiştiği dönemdeki (Haziran-Temmuz-Ağustos ayları)  yüksek buğulaşma nedeniyle, gerekli su miktarı fazladır.Yapılan çalışmalar sonunda, mısır su tüketimine ilişkin genelde yüksek değerler bulunmuş; ana ürün mısır tarımında en fazla su tüketiminin genellikle Temmuz ayında olduğu, bunu sırasıyla Ağustos ve Haziran aylarının izlediği;İkinci ürün mısır yetiştiriciliğinde ise su tüketiminin Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında giderek arttığı belirlenmiştir. Mısır bitkisinin iyi bir verim için yetişme dönemi boyunca topraktan 500 mm su alması gerektiğini, toprakta 150 mm’lik bir suyun depolanması için 450 mm lik suyun gerektiği saptanmıştır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 15 Nisan 2024
- 8 Nisan 2024
- 5 Nisan 2024
- 2 Nisan 2024
- 1 Nisan 2024
- 29 Mart 2024
- 25 Mart 2024
- 21 Mart 2024
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ