Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

RESİM YÜREKLE YAPILIR

MUSTAFA ALİ KASAP

MUSTAFA ALİ KASAP

 Yaratıcı ve estetik yönünüzün farkına vardınız mı? İçinizdeki kimselere anlatamadığınız en güzel duygularınızı resim yolu ile anlatabilmeye ne dersiniz? Bazıları resim ellerimizle fırça ile boya ile yapılır zanneder. Oysa resim yürekle yapılır. Artık boyaları kalbinizin paletinde duygularınızla karıştırarak yapmanın dayanılmaz hazzını tatmalısınız. Yeryüzündeki tüm insanların anlaşabildiği tek ortak dil resimdir. Resim yaparak duygularınızı dünyamızdaki tüm insanlarla paylaşabilirsiniz. Yaradılışımız gereği hepimizin sahip olduğu ve tüm insanların genlerindeki o estetik programı ortaya çıkarın. İlkel insanın mağara duvarına niçin resim yaptığını, tüm insanların neden kendini ve çevresini süsleme gereğini duyduğunu bir düşünün. Resim yaparak bulutların, denizin, güneşin, çiçeklerin, ağaçların, insanların daha bir anlamlı ve gizemli olduğunun farkına varacaksınız. Asıl önemlisi kendinizin farkına varacaksınız. Sanatla içinize doğru bir yolculuğu başlatın. Bir resimden tat almanın farklı yönleri olabilir. Resimlerin konusu ne olursa olsun herkeste benzer duyguları uyandırabilmelidir. Resmin bazen konusu, bazen rengi bizi etkileyebilir. Önemli olan çeşitli kültür yapılarına göre insanlarda benzer duygular uyandırmalıdır. İster kadın, ister erkek, ister iş adamı, ister işçi, öğrenci, köylü kentli, neyse, farklı bilgi ve kültür yapılarındaki insanlarda da yakın duygular uyandırmalıdır. İzleyici kendini bulmalı, kendini yaşamalıdır resimlerde. Bunun için gerçek ötesi konu ve non-figüratif konular yerine daha naif, hemen herkesin anlayabileceği, içten resimler yapmayı yeğliyorum. Tamamen doğallıkla çalışırım. Beni derin duyarlılıkla esinlendiren şeyleri işlerim. Onları dürüstçe ve içtenlikle çizerim. Resimlerimiz kendi türkülerimizi söylemeli; kendi insanımızın öykülerini anlatmalı. Ancak bunu yaparken kendi kültürümüzü de iyi tanımamız gerek. Olaylara, mekânlara, insanlara hep toplumcu anlayışla yaklaşırım. Unutmayalım, ulusal bileşimi kuramamış bir kişi evrensel olamaz. Evrenselliğin yolu yerellik ve ulusallıktan geçer. Kendi ulusuna; ulusal sorunlara, halkımızın gerçeklerine yer vermeyen bir sanatçı ile kimse ilgilenmez. Ancak sanatsal estetikten yoksun olan bir yapıt ne kadar toplumsal olursa olsun bir sanat yapıtı olamaz. Beni etkileyen, heyecanlandıran her şey, resimlerimde kendine yer buldu. Bazı ressamlar şöyle derler:” Tuvalin başına geçmeden önce ne yapacağımı bilmem. Tesadüflere göre çalışırım. Ben yaparım izleyen istediğini bulur.” Ben kesinlikle bu anlayışta değilim. Kimin için, neden resim yaptığımı sorgulamam gerekir. Yaşadığım çevremin doğası, insanı benim konum olmuştur. Tüm resimlerim yaşadığım, hissettiğim, dokunduğum konu, mekân ve modellerdir. Bunları tamamen içten samimi ve hiçbir abartı ve sanat ukalalığına kaçmadan yapmaya çalışırım. Paletimdeki boyaları, yüreğimde karıştırarak sürerim tuvale. Resimler bitince içlerinden çıkan konular hep tanıdık oluyor. İzleyenler kendilerini buluyorlar resimlerimde. Beni mutlu kılan da bu. İŞTE MUTLULUĞUN RESMİ! Çocukların o kadar büyük bir dünyaları var ki… Küçücük elleriyle kâğıtların ve kartonların üzerine rengârenk kocaman hayallerini çizerken, burada kendilerinden geçerler. Önce, üzeri yüzlerce kırık pastellerin, fırçaların, kâğıtların kapladığı geniş masanın etrafında toplanıp, masanın üzerine kapanarak bir rüya görmelerini istiyorum. Minik elleriyle gözlerini kapatıp yüzlerinde beliren tatlı tebessümlerle biraz sonra çizecekleri resmin düşünü kurduruyorum onlara. Rüyalarını hemen de gördüler. Bir iki dakika içerisinde ne muhteşem rüyalar görmüşler şaşarsın. Şimdi düşlerinin resmini yapacaklar. Hemen hepsinin kâğıdının üstünde gülümseyen sarı bir güneş, mutlu çocuklar, üzerinde kırmızı elmaların olduğu ağaçlar, içeride yaşayan insanların duvarlarının arkasından göründüğü bacasından dumanların tüttüğü sevimli evler, dereler, çiçekler, kelebekler çiziyorlar. İşte mutluluğun resmi! Öyle görkemli kurgular yapıyorlar ki bazen, şaşıp kalıyorum. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz. Çalışma tamamlanınca hemen minik bir sergi açıp, resimlerin karşısına toplanarak tüm resimleri tek tek değerlendiriyoruz. Her resmi alkışlıyoruz. Onların mutluluğu beni çok mutlandırır. Uzun zaman atölyemde çalışıp buranın tozunu yutup, kokusunu aldıktan sonra mutlaka güzel sanatlara yönelik bir okula giderler. Tatillerde yeniden atölyeye geldiklerinde, yeni gelen küçük çocuklara kalfalık yaparken takındıkları öğretmen tavırlarını bana göstermeye çalışmaları görülmeye değerdir. Yıllar sonra okulu bitirip resim öğretmeni olarak ellerimi öpmeye geldiklerinde aldığım hazzı anlatamam.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
GÜLÜN DİKENİ - 14 Eylül 2020
- 7 Eylül 2020
ÖDEMİŞ’TE SİNEMALAR - 24 Ağustos 2020
RESİM YÜREKLE YAPILIR - 17 Ağustos 2020
Yıl 1877 Aylardan Kasım - 10 Ağustos 2020
EFE KADINLAR - 20 Temmuz 2020
EFEM - 29 Haziran 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ