Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

ÜLKEMİZDE MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİ

SEVAL KONURALP

SEVAL KONURALP

Ülkemizde meyve  yetiştiriciliği  konusunda genel anlamda  geniş  bir  alanlarda   hemen  hemen   bir çok zengin çeşitleriyle  üretimler  yapılmaktadır. Türkiye’de meyve yetiştiriciliği Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren çok büyük gelişmeler kaydetmiştir. Hemen bütün meyvelerde ağaç sayıları büyük oranlarda artmış, buna paralel olarak üretim miktarları da katlanmıştır. Bu arada Ziraat Mühendis ve Yüksek Mühendislerinin çabaları, Ziraat Fakülteleri ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitülerinin çalışmaları sayesinde bahçelerde teknik ve kültürel önlemlere daha fazla özen gösterilmiş ve böylece ülkemizin artan nüfusuna, eskiye oranla, daha fazla meyve sunmak mümkün olmuştur. Kuşkusuz, ekolojilerin üstünlüğü nedeniyle yüksek kaliteli olarak yetiştirilen ürünlerin dış satımları da yapılmaktadır. Ancak bu dışsatımların yeterli miktarlarda olmadığı da bir gerçektir. Bu durumda Türkiye’nin, birim alandan alınan pazarlanabilir ürün miktarını artıracak önlemleri mutlaka alma zorunluluğu vardır. Bunun için de bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde, sınıflamada, muhafazada, taşıma ve pazarlamada modernizasyona gidilmesi zorunludur. Türkiye özellikle, her ekolojik bölgesinin avantajlarını bilerek yeni yatırımlar yapmalıdır. Bugünkü durumda çilek, kiraz, turunçgiller tarımında uygulanan teknikler bu konuda gelişmiş ülkelerle yarışabilecek durumdadır. Elma, badem, ceviz ve antepfıstığı tarımındaki gelişmeler de memnunluk vericidir. Türkiye mevcut meyve yetiştirme potansiyelini gereği gibi kullanabilirse bu kesimden gelecek gelir, ülkenin döviz gereksinimi büyük ölçüde karşılar. Bunun için, bilimin ışığında yoğun çalışmaların ziraat mühendislerince yapılmasına gereksinim vardır. Bugünkü koşullarda ciddi bir inceleme yapılırsa, Türkiye’nin hemen bütün meyvelerde bugünkünden çok daha fazla bir yetiştirme potansiyeline sahip olduğu görülür. Ancak bu yetiştiriciliklere girilmeden önce iç ve dış pazarların durumları ve istekleri çok iyi incelenmeli ve pazar boşluklarından yararlanılmalıdır. Turunçgil bahçesi kurma artık ömürlük bir yatırım olmaktan çıkmış, pazar hareketleri ve dünya eğilimleri doğrultusunda bahçelerin zaman zaman yenilenmesi nin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Üreticilerin yeni bahçelerini dünyanın küçük meyveli turunçgillere olan eğilimini, dünya pazarlarındaki boşluk dönemlerini, önümüzdeki belirli bir süreçte dünya altıntop ve limon tüketim trendlerinde kayda değer artışların beklenmediğini göz önüne alarak, yeni tür ve çeşitlerle, arındırılmış materyalle, tür ve çeşitlere uygun anaçlarla ve sık dikim yöntemlerini kullanarak kurmalarının yararlı olacağı bir gerçektir. Meyve yetiştiriciliğinde Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki hedefi, yüksek kaliteli, pazarlanmaya uygun, hastalık ve zararlılardan ari, meyveleri hem kendi vatandaşlarımızın gereksinimlerini bol bol karşılayacak hem de dış pazarlara satılabilecek miktarlarda yetiştirmek, bunlarda devamlılık sağlamak, ekolojik olanaklar içinde değişik zamanlarda yetiştireceği meyvelerle dış pazarlarda marka olabilmek olmalıdır. 1 1.GİRİŞ Türkiye, dünyada bahçe bitkileri yetiştirme potansiyeli çok yüksek olan nadir ülkelerden birisidir. 1930’lu, 1940 lı ve hatta 1950 li yıllarda ülkenin birçok yerinde birçok meyve ve özellikle muz, portakal, limon ve mandarin çok nadir bulunan meyveler durumunda iken bugün Türkiye’nin her yerinde aileler bu meyveleri bol bol ve başka ülkelere kıyasla, ucuz fiyatlarla satın almaktadırlar. Aynı şeyleri elma, şeftali, kayısı, armut vb. meyveler için de söylemek mümkündür. Öte yandan badem, ceviz, antepfıstığı ve özellikle fındık tarımında çok önemli gelişmeler olmuştur. Üzümsü meyvelerden çilek yetiştiriciliği, esas olarak Akdeniz ve ikinci derecede Ege kıyı şeridinde giderek artan üretim değerlerine sahip olmuşlardır. Ülkemizde hemen bütün meyve türlerinde yapılan üretim kendi gereksinimimizi karşılamaktan başka dış ticarete de önemli katkılarda bulunmaktadır. Bugün için ılıman, sert çekirdekli, sert kabuklu, üzümsü ve subtropik meyve dış satımları her geçen gün biraz daha büyük boyutlara ulaşmaktadır. Burada üzerinde önemle durulması gereken husus, aynı topraklar üzerinde Cumhuriyetimizin ilk yıllarında 13 milyon insanımızın gereksinimlerini karşılayabilen meyve üretimimizin bugün 70 milyon insanımızı, kişi başına daha büyük miktarlarda karşılamaya ek olarak, bu ürünlerden önemli düzeyde de dış satım yapabildiği gerçeğidir. Ülkemizin bu düzeye gelmesinde en büyük katkılar kuşkusuz Türkiye de, elma, armut ve ayva gibi en önemli yumuşak çekirdekli meyvelerin anavatan bölgelerindendir. Bu nedenle Türkiye’de bu türlere ait büyük bir çeşit zenginliğinin olması, ayrıca bu meyveleri yüksek kaliteli, birim alana bol ürün verebilecek şekilde yetiştirecek ekolojilerin varlığı kuşkusuzdur. Nitekim bugün Türkiye’de yetiştirilen çeşit sayıları elmalarda 500 ve armutlarda 600 ün üzerindedir. Bu sayılar, gerek yurt içinde seleksiyonlarla yeni bulunan, gerek melezlemelerle elde edilen ve gerekse yurtdışından getirilen çeşitlerle daha da artmaktadır. 2.1. Elma Yetiştiriciliği Dünyada elma üretimi yılda yaklaşık 58 milyon tondur. 2003 yılı verilerine göre elma üretiminin %90’ı 24 ülke tarafından gerçekleştirilmektedir. Çin ve ABD Dünya elma üretiminde ilk iki sırayı alırken Türkiye, 2.6 milyon tonla üçüncü sırada yer almaktadır. AB ülkelerinden Almanya ve İtalya yaklaşık olarak 2.2 milyon ton elma üretimleri ile üst sıralarda yer alırken yerlerini Polonya ve İran’a bırakmak zorunda kalmışlardır Elma pazarlamasında en önemli etkenler çeşit ve çeşit standardizasyonudur. Yapılan araştırma çalışmaları sonucunda üretimi öngörülen başlıca önemli elma çeşitleri, başta Granny Smith olmak üzere, Skyline Supreme, Starkrimson Delicious, Starkspur Golden Delicious, Mutsu, Gloster 69, Lutz Golden, Cooper 7SB-2 ve Prima gibi kışlık çeşitler ile Anna, Beacon, Vista Bella, JerseyMac, Princess ve Summerred gibi yazlık çeşitlerdir (Kaşka, 1997). Özellikle dışsatımda çeşitler bakımından karşılaşılan en büyük sorun, bir yandan söz konusu çeşitlerden yeteri kadar kapama bahçelerin kurulamamasından dolayı talebin karşılanamayışı, öte yandan, son yıllarda bazı ülkeler tarafından talep edilen Gala, Galaxy, Mondial Gala, Fuji, Braeburn, Redchief, Scarlette Spur ve Jonagold vb. çeşitlerin üreticiye tam olarak yansıyamamasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin birçok yaş meyve ve sebze dışsatımında olduğu gibi, elma dışsatımında da hem ülkelere hem de yıllara göre önemli değişiklikler görülmektedir.   Ülkemizde  gerçekleştirilen meyve  yetiştiriciliği  de ülke  ekonomisine ciddi  katkılar sağlamaktadır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MANDALİNA - 2 Ekim 2020
NAR - 29 Eylül 2020
TARIM VE GEÇMİŞİ - 9 Eylül 2020
SILAJ YAPIMI - 2 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ