Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

YUMURTA

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Hani yıllarca bu felsefi soru yüzlerimizde beliriveren tatlı bir tebessümle sorulup durdu ya:

Yumurta mı tavuktan çıkar yoksa tavuk mu yumurtadan?”

Ancak iki seçenekli yanıtı kişiye hep değişip durdu. Olayı yalnızca fiziki anlamda düşünecek olursak, yumurtayla çoğalan hayvan türlerini de yine benzer şekilde değerlendirmek gerekir.

Yazıya başlarken ‘Yumurta Kabuğu’ isimli bir de tiyatro oyunumun olduğunu, birkaç kez sahnelendiğini, oyun metnine internet ortamında erişilebileceğini de unutmadan baştan belirteyim.

Elbette bizim sorumuz ve sorunumuz bunlar değil. Ancak gerçek anlamda yumurta, sorun olur mu, olur. Bizim derdimiz ne köy yumurtası ne de çiftlik yumurtası. Bizim derdimiz Ödemiş pazarlarında ‘köy yumurtası’ görünümü verilerek satılan yumurtalar…

Sağ olsun yıllardır büyüklerim gerçek köy yumurtasından vermeyi aksatmadılar. Ancak zaman oluyor ki bazen dışarıdan almak gereksinimi doğuyor. Durum böyle olunca Ödemiş’te kurulan pazarlara yöneliyorsunuz köy yumurtası arıyorsunuz. Rengi, şekli ve genel fiziki görünümleri köy yumurtası gibi olsa da o kadar aldatıcı oluyor ki bazen aldığını yumurta… 

Örneğin yumurtayı alırken satıcı bir kadına soruyorsunuz:

Teyze köy yumurtası mı bu?”

Ha ya çocum, kendi tavıklarımın yımırtası bunlaa.” diyor satıcı.

Bu kez ekleyerek arkasından asıl soruyu soruyorsunuz:

Teyze, tavuğun köy tavuğu olduğuna inanıyorum da… Peki, sen bu tavuklara ne yediriyorsun?”

Sanırım işte asıl üzerinde durulması gereken soru da bu olsa gerek. Yumurta köy tavuğunun olsa da içine akla gelebilecek her türlü şeyin katılarak yapıldığı, kokusuna bile dayanılmayan yapay yemlerle beslenen tavukların yumurtalarının sarısı tavaya kırınca hemen dağılıveren, koyu turuncu renkte, bir acayip oluyor ki, insanı yumurtadan tiksindiriyor.

İşin ilginç yanı Ödemiş’teki tüm pideciler ve katmerciler belki maliyetinden belki de başka bir özelliğinden olmalı çiftlik yumurtası kullanıyorlar. Bu yumurta zaten şahsen benim çok zorda kalmamışsam hiç yemediğim, hatta eve hiç sokmadığım bir yumurta.

Bana sorarsanız, pazar yerlerinde hiç tanımadığınız kişilerden yumurta almayın derim. Ellerini ‘âmin’ için havaya kaldıranlar bile size yalan söylemekten kaçınmıyorlar. Bu bağlamda Ödemiş’in tüm pazar yerlerinde sabahtan belediye hoparlörlerinden hocanın yaptırdığı pazar duasında “Bizleri her türlü haramdan, aldatmaktan ve aldatılmaktan koru” sözlerine el açıp, dua etmenin pek bir anlamı kalmıyor o zaman. Çünkü bu haliyle gerçekten de samimiyetten uzak oluyor.

Bir tanıdığım, geçmişte zabıta görevi yaptığı dönemlerde üstelik de pazar yerinde yumurta konusuna suçüstü yaptıklarını söyleyince şaşırmıştım. Kadının biri ucuza aldığı iri görünümlü çiftlik yumurtalarına kendince bir çeşit işlem uygulayıp, renk değişimi yaptırıyormuş. Ne günlere kaldık. Yumurtaya bu işlemi yapanlar başka neleri yapmaz ki?

Geçen hafta Ödemişliler grubunda yorumlara kapatıp, -kaldı ki ben benzer paylaşımlarda ve yazılarımda doğal olarak mağdur olan tarafı savunduğum, haklıdan taraf olduğum halde görgü ve yazma adabından uzak kendini bilmezlerin olur olmaz tepkileri gelebiliyor- bu yazımda üzerinde durduğum yumurta konusu başta olmak üzere bazı sebze ve meyve örneklerinden de yola çıkarak, doğrudan yana bir şeylere vurgu yapmaya çalıştım. Biri özelden, olayı tam olarak anlayıp dilemeden, daha doğrusu yazılanları okuyup anlamadan –ki sanırım büyük olasılıkla pazarcı kendisi- ‘pazarcıları kötüleşmişsin’ diye başlayıp, biraz da dangalakça bir şeyler yazmış. Sözleri sanki ürün hilesine başvuranları destekler nitelikte. Oysaki ben aynı zamanda bunun gibilerin de hakkını savunurken, bu bakış açısıyla hangi akla hizmet ettiğinin anlaşılan kendisi de farkında değil.

Aradan bir gün geçti. Bu kez yönüm Perşembe Pazarı oldu. Arada bir köy yumurtası alıp memnun kaldığım satıcıdan aldım bu kez yine yumurtaları. Adam “Memnun kalırsın.” dedi. Gerçekten de işte köy yumurtası bu… Başka söze gerek yok. En azından dürüst satıcı bu özelliğini sözüyle kanıtlamış oluyor.

Satıcı ve müşteri birbirlerine muhtaçtır. Satıcı karşıdakini bir günlük görmemelidir. Satıcı kendini uyanık görüp, müşteriyi de saf, salak olarak görürse bu iş orada biter. Dürüst olmak gerekir.

Önceki günkü Salı Pazarında yumurta konusunda aynı düşünen bir müşterinin alışverişine tanık oldum. Alıcı satıcıya soruyor: “Tavuklara ne yediriyorsun?”

Demek ki yapay yemle beslenen tavuk yumurtasının tadı yalnız bana değil, birçok kişin ağzının tadına uymayan türden. Öyleyse tavuklara ucuza kaçsın diye yapay yem değil buğday, eğer bu şekilde pahalı gelirse de doğaya kendi hallerine bırakmak gerekiyor.   

Başka yerde kafaları çalışmayan kimi insanlar nedense işin hilesine, dolandırıcılığına kalınca hemen her şeyi biliyorlar. Üstüne üstlük dürüstlük havalarına girip, yalan dolanla bir de karşıdakine salak gözüyle bakıyorlar ya, işte o zaman kara cehaletleri iyice su yüzüne çıkıyor.

Sonuç olarak dürüstlük hepimize lazım… Namus kavramı bir toplumda yalnızca bedenin bir noktası olarak algılanıyorsa, beyninin içinin her türlü ahlâksızlık yuvası olması kimileri için çok fazla önem arz etmiyor.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ