Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

TÜRK TARİHİNDE TÜTÜNCÜLÜK

SEVAL KONURALP

SEVAL KONURALP

Dünya tarım tarihi içerisinde neredeyse hiçbir ürün tütün gibi çok hızlı bir şekilde yayılış göstermemiştir. Günümüzde tütün ve tütün mamullerinin tüketilmediği bir ülkeden bahsetmek mümkün değildir. Günümüzde 60’ı aşkın tütün türü içerisinde en fazla yetiştiriciliği yapılan Nicotiana tabacum L. olup ülkemizde de yetiştirilen tütünlerin çok büyük bir kısmını (% 95’i kadarını) oluşturmaktadır. Söz konusu bu türün ardından en fazla yetiştirilen Nicotiana rustica L. olup ülkemizde ekseriya Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilmektedir. Nicotiana tabacum L. uluslararası piyasalarda Türk veya Şark tipi tütün olarak da bilinen ve ekseriya sigara imalinde kullanılan tütün türü olup, Nicotiana rustica L. ise daha ziyade nargile, pipo, enfiye ve çiğnemelik tütün olarak istifade edilen, nikotin oranı yüksek (% 4 – 6) bir tütün türüdür. Bunlar Türk tütününe göre daha düşük kalitelidir.Amerika’nın keşfiyle birlikte dünya sadece siyasi, sosyolojik ve ekonomik açıdan bir değişim yaşamamış aynı zamanda yeni kültürler, farklı sebze, meyve ve hayvan türleri de Eski Dünyaca tanınmıştır. Yeni Dünya’dan getirilen tarım ürünlerinden patates, vanilya, domates, mısır, ananas, yerfıstığı Amerika yerlileri tarafından uzun yıllardır tüketilen tütün kadar hızlı bir şekilde dünya çapında yayılmıştır. Türkiye’ye tütünün ilk olarak ne zaman ve ne şekilde geldiği konusunda farklı araştırmacılar tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan Borio (2007) tütünün 1580’de Venedikliler tarafından getirildiği, 1600’lü yılların başına kadar tütün ihtiyacının ithalat yoluyla karşılandığını, 1630’lu yıllara gelindiğinde ülkenin (Osmanlı İmparatorluğu’nun) farklı sancaklarında yetiştirilmeye başlandığını ve 1633’te IV. Murat tarafından tütün tüketiminin yasaklandığını belirtmiştir (Borio, 2007: 6-11). Türkoğlu (1979) tütünün ilk olarak 1603 yılında imparatorluk topraklarına taşındığını, 1612’de tütün tüketiminin yasaklandığı, 1639’da da tütün içenlerin idamla cezalandırıldığını belirtmiştir (Türkoğlu, 1979: 196). Doğruel (2000)’ler Osmanlı topraklarına tütünün ilk olarak 1612’de Hollanda ile yapılan bir ticaret anlaşması sonucunda girdiğini belirtmiştir (Doğruel, Doğruel, 2000: 25). Er ve arkadaşları (2011) ise söz konusu bitkinin ülkeye ilk girişini 1601 – 1605 yılları arasında olduğunu ifade etmektedirler (Er ve ark., 2011: 76). Burada ironik olan tütünün ülke topraklarına ilk girişinin bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan bir çeşit ilaç şeklinde oluşudur. Bu durumu da Savaş (1969: 151) tütünün memleketimize ilk olarak 1594 yılında ilaç olarak girdiğini belirtmiştir. Yapmış olduğumuz literatür çalışması ve tarihi belgeler ışığında tütünün ülkemize bilhassa Anadolu’ya hangi tarihlerde ve ne şekilde girdiği yönünde kesin bir şey söyleyemesek de genel olarak Anadolu’nun ve Türk çiftçisinin tütünle buluşmasını XVI. yy.’ın sonu XVII. yy.’ın başları olarak belirtmek yerinde olacaktır. Bu sonuca göre Türkiye için 400 yılı aşkın bir tütün geçmişi bulunmaktadır diyebiliriz. Osmanlı İmparatorluğu’nda ziraati ilk olarak Makedonya, Kırcaali, Yenice’de başlamış, Anadolu’da ise Bursa, Avunya (Agonya)3 , Söke, Foça ve Akhisar’da ilk defa ekimi yapılmıştır (Mercimek, 1999: 11). Özellikle Anadolu şartlarına çok iyi adapte olan tütün uluslararası pazarlarda “Türk Tütünü” veya “Şark/Oriental Tütünü” (Turkish/Oriental tobacco) adıyla aranılan bir hale gelmiş ve kendine has aromasıyla sosyal hayatta önemli bir yer edinmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli ihraç ürünlerinden biri olan tütün Türkiye Cumhuriyeti’nin de temel ihracat ürünlerinden birisi olarak önemini korumuştur. 1980’li yıllara kadar tütün üretimi kabaca düzenli bir artış eğiliminde olmakla beraber yapılan araştırmalarla insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin kamuoyu bilinci oluşturması ve 1996’da tütün ve tütün mamullerinin kullanımının belirli alanlarda yasaklanması söz konusu zirai faaliyetin yıldan yıla gerilemesine neden olmuştur.

Türk (Şark/Oriental) tipi tütünlerden özellikle ülkemizde yetiştirilenlerin içeriğindeki etken madde ve temel kalite göstergesi olan nikotin miktarı % 1’den az olmakla beraber tüm Türkiye’deki tütünler göz önüne alındığında bu oran % 1 – 2 civarında değişmektedir. Bu sayede içimi en hafif tütünler olarak bilinmekte ve nikotin oranı daha yüksek olan tütünlerle harmanlamada aranılan bir özellik sergilemektedir. Ana hatlarıyla Türk tipi tütünler; nikotin oranı düşük, azot ve protein içeriği az, tohumları % 34 – 45 oranında kaliteli yağ içeren, kokusu ve tadı ağır olmayan, küçük kıtalı (kıta: yaprak ayası) ve kurutulduğunda sarı renk alan, 0.5 – 2 m. arasında boylanabilen, ülkemiz şartlarına çok iyi adapte olmuş bir bitkidir (Er ve ark., 2011: 78). Türkiye şartlarında çok iyi kalitede tütün elde edilmekle beraber coğrafi şartların çeşitliliğinden dolayı kısa mesafelerde çok değişik özelliklerde tütünler elde edilmektedir. Örneğin Doğu Karadeniz’de (Özellikle Trabzon’da) ve İskenderun’da nargilede kullanılan tömbeki tütünü yetiştirilirken Orta Karadeniz’de (Samsun, Bafra) çok daha üstün vasıflı tütünler elde edilmektedir. Nikotin oranı da tütünün yetiştirildiği coğrafi bölgeden bölgeye Türkiye’de Tütün (Nicotiana Tabacum L.) Yetiştiriciliğinin Tarihsel Gelişimi ve Coğrafi Dağılımı 76 ● Doğu Coğrafya Dergisi – 30 farklılık göstermekte olup Ege ve Karadeniz Bölgesi tütünleri % 1 – 3 oranında nikotin içerirken bu oran Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri tütünlerinde % 3 – 5 civarındadır. Tütün, tütün sanayinin hammaddesini teşkil etmekte olup başta pipo (kıyılmış tütün şeklinde) ve nargilede (tömbeki tütünü) tüketilmekte iken sigaranın keşfiyle çok daha fazla ve yaygın bir şekilde tüketilir olmuştur. Önceleri enfiye (Tütün tozunun buruna çekilmesi) ve çiğneme yöntemiyle de tüketilen tütün, aynı zamanda tohumlarının içerdiği yüksek yağ oranıyla boya ve sabun sanayinde, kolonya ve esans imalinde kullanılmaktadır. İçeriğindeki nikotin sayesinde zirai ilaç imalinde de istifade edilmektedir. Tütünü, coğrafi dağılımı konusunda da bahsedeceğimiz gibi, dünyanın çok değişik coğrafi şartlarında ziraati yapıldığından belli bir iklimin tanıtıcı bitkisi olarak nitelendirmek güçtür. Genel olarak iklim ve toprak şartları açısından toleransı yüksek bir bitkidir. Bununla birlikte ince yapraklı, belli bir aromaya sahip, kokulu yüksek kalitede tütün elde edebilmek için belirli iklim ve toprak şartlarından bahsedilebilmektedir. İklim şartları; yüksek yaz sıcaklarından pek hoşlanmayan tütün, ortalama 100 – 110 gün süren yetişme devresi boyunca sıcaklıkların 12° – 15°C altına düşmemesi, optimal sıcaklık değerlerinin 22° – 24°C olmalıdır. Özellikle gelişme devresinde sıcaklığın 20°C’nin altına düşmemesi gerekmektedir. Nikotin oranı düşük, iyi kalitede tütün eldesi için toplam 1800 – 3500°C sıcaklık gerekmektedir (Taşlıgil, 1992: 130; Baydar, 2009: 302; Doğanay, Coşkun, 2012: 205). Yıllık ortalama yağışı 500 – 700 mm. civarında olan yerler tütün yetiştiriciliğine elverişli olup söz konusu yağışların yetişme devresinde (İlkbahar ve yaz başlarında) düşmesi uygundur. İhtiyacı olan suyu yağışlardan karşılayan tütün aşırı kuraklık yaşanmadığı sürece sulanmaya ihtiyaç duymayan bir bitkidir (Taşlıgil, 1990: 369). Puroluk tütünler için 2000 mm.’ye yaklaşan yağış değeri yeterli olup bu şartları da ülkemizde de bir dönem yetiştirildiği yer olan Doğu Karadeniz’de bulmaktadır. Tömbeki tütünleri için ise yıllık 300 – 500 mm.’lik yağış yeterlidir. Diğer klimatik şartlara baktığımızda ideal bir tütün eldesi için nispi nemin % 55 – 60’ı geçmemesi gerekmektedir. Nispi nemin yüksekliği tütün ziraatinin temel problemlerinden mavi küf hastalığı başta olmak üzere, nikotin oranının yükselmesine de sebebiyet vereceğinden kalitenin düşmesine neden olmaktadır. Tütün için şiddetli rüzgarlar zararlıdır. Zira rüzgara bağlı olarak yırtılan yapraklar tütün pazarında tercih edilmemekte, bu nedenle özellikle şiddetli rüzgarlara karşı korunaklı sahalar tercih edilmelidir. Toprak şartları; Nicotiana tabacum L. türü Türk tütünü için bitki besin maddelerince fazla zengin olmayan (Bununla birlikte puro ve pipo için kullanılan tütünlerde nispeten daha zengin topraklar istenir), hafif nemli, geçirimli, derin topraklar uygundur (Er ve ark., 2011: 79; Doğanay, Coşkun, 2012: 206). Toprakların nötr veya hafif asidik olması da tütün yetiştiriciliği için ideal olup özellikle de kırmızı renkli topraklarda çok iyi bir gelişim göstermektedir (Savaş, 1969: 162; Taşlıgil, 1990: 370). Taban suyu seviyesinin de 1 m.’den yüksek olmaması aranılan bir diğer özelliktir. Çoğu bitkisel üretim faaliyeti için uygun olmayan eğimli sahalar tütün yetiştiriciliği için oldukça elverişlidir. Bu gibi sahaların değerlendirilmesinde tütün yetiştiriciliği çiftçi için büyük önem taşımaktadır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MANDALİNA - 2 Ekim 2020
NAR - 29 Eylül 2020
TARIM VE GEÇMİŞİ - 9 Eylül 2020
SILAJ YAPIMI - 2 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ