Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

GÜNDEME DAİR

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

Fikret Kol bir ara ‘İzmir’in Kurtuluşu; 9 Eylül’ ve ‘Cumhuriyet’ isimle harika çizgilerle bir fotoroman yapmıştı…İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne önerdi, ‘Olmaz’ dediler…Her halde bu işi yapanların, alım- satım gibi, bir bildikleri vardır.Fikret Kol da üzerinde durmadı…

Birilerinin kulaklarını çınlatmak için bu küçük notu araya sıkıştırmak istedim.Karataş’ın önceki muhtarı vardı.O da Konak Belediyesi’ne semti anlatan bir hazırlık yapmış bunları vermişti…

Oyaladılar.‘Bugün yarın’ dediler.Tabii ki o da üzüldü o kadar…Yani artık bu kitap daha doğrusu eser konuları çok daha ciddi ele alınmalı…

‘Eş dost’ kavramı ortadan kalkmalı, aynen kentlerin parklarına, yollarına, ceddelerine verilen özel isimler gibi,Kimse tanımaz, kimseye yararı dokunmaz, sıradan birinin adı buralarda yaşatılmamalıdır.Belediyelerin kadrolarına bir bakın?

Maşallah ağzına kadar dolu.Bir zamanlar TARİŞ’in bir genel müdürünü, ‘Geleni gideni işe alıyorsun ama bunlar işe yaramıyor?’ gibi ona ve çoğu kişiye göre ‘tuhaf’’bir soru sormuştum…

Yanıtı şöyle olmuştu.Ne yapayım, acıyorum!Bir keresinde de , ‘açlıktan kurtardım’ gibi bir laf etmişti.Bu bir genel müdüre mi kaldı?Acınacak o kadar insanımız var ki!Şimdi TARİŞ’in hali ortada.Belki gençler bu ismi duymamıştır bile.İzmir’in hatta Ege’nin gözbebeği hatalı politika ve politikacılar yüzünden ne hale geldi…

Bu arada anımsatayım.Hani acıyorum!’ diyerek kendini sözde savunan, aslında belli yerlerden gönderilen listelerdeki isimleri işe alan o genel müdür de bir gün ‘eyvallah’ demek ya da dedirtilmek zorunda bırakıldı, birçok örnekleri olduğu gibi.Ona bir kişi bile acımadı.Bir Tur Atalım.Konudan konuya atlıyorum.Asıl yazacaklarımı ve güncel şikâyetleri unutuyordum:

Hemen her yerden, ücretli plaj tepkisi şikâyetleri geliyor.

Yaz aylarında denize girmek isteyenlerin tercihleri belli..

Ama şöyle Çanakkale, hatta İstanbul’dan başlayıp Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerini biz gezelim…

Sahil boyunca uzanan özel plajlarla karşılaşıyoruz.

Bu plajlardan yararlanmak için ise, belirli bir ücret ödemeden denize girmek mümkün değil.

En ucuzundan söz edeyim.Hafta içi denize girmek için kişi başı 25-30 lira ödenen plajlarda, hafta sonu bu fiyat 70 liraya kadar çıkıyor. Özel plajlarda otopark için de ücret alınıyor.

Plaja gelenler para ödemek durumunda kalıyor ya da ücretsiz bir alan olmadığı için denize girmeden geri dönüyor. Erişim   Olay Olmalı.Her türlü sahile, kıyılara halkımız ücretsiz erişebilmelidir.

Oraların ücretli yapılması kıyı kanuna aykırıdır, anayasaya aykırıdır. Vatandaş fiyatını beğenmediği bir hizmeti satın almadan da girip ücretsiz olarak istifade etme hakkına sahip…

Ama.Aması falan yok bu işin.Fakat;  aksi durumda vatandaşların İçişleri Bakanlığı’na ve kolluk kuvvetlerine şikayette bulunulabileceğini belirteyim..

Dahası,Yasalara göre. daha önceden plaja para ödeyen bir kişinin ödediği parayı da Tüketici Hakem Heyetine başvurarak geri alma hakkına sahip.Madalyonun Diğer Yüzü,Bu arada hatırlatmak istiyorum.Madalyonun bir de arka yüzü var.Bırakın insanlar özgürce denize girsin!’ diyenlere anımsatmak istiyorum.Halka açık plajlara ya da mesire yerlerini bir de belli saten sonra, örneğin akşam saatlerinde gidin de görün manzarayı.Parklarda ‘eğlencelik’ dediğimiz çekirdek – fıstık ya da kabuklu çerezleri yiyen bazı kendini ve haddini bilmezlerin kirlettiklerinden belki 10 değil 100 misli bir kirlilikle karşılaşıyoruz.

Bunlara ‘insan’ demeye bile utanıyoruz…

Terbiyeye bağlıyoruz ama eğitim ve bilgi noksanlığı daha öne çıkıyor…

Sevgi, saygı her şey yok olmuş durumda…

DENGEYİ BULMAK LAZIM

Sonuç olarak,  para veren var, veremeyen var.

Düşünün iki çocuğu ve eşiyle birlikte dört kişinin bir plaja gittiğini…

Düşünmek bile istemiyorum aile reisinin halini…

İşin ilginç hali birçok yerde, yerli halk bile yararlanamıyor bazı güzelliklerden…

Yine hatırlatıyorum.Tüm sahiller tüketicilerin anayasal hakkıdır.

Yani sahillerden istifade edebilmeleri için ücretsiz girebilmeleri imkanı sağlanmalıdır.

Çünkü bir de kıyı kanunumuz var. Kıyıların 100 metrelik şeridi kamuya aittir, sahiplenilemez.

Ama görüyoruz bazıları bariyer koyuyorlar, tel örgü çekiyorlar, içeri girişe yüksek paralar istiyorlar.

Tüketici oralara para ödemek zorunda değil.

Şezlong, kabin, duş imkanı vardır bunlardan ayrı bedel istenebilir.

Fiyat etiketlerini koyarlar, tüketici kabul ediyorsa o fiyatları ödemeyi, o hizmetleri alır.

Ama kıyıya geçmek için ondan herhangi bir ücret alınması hukuka aykırıdır.

Böyle bir ücret ödemiş olan tüketici, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurarak o bedellerin iadesini isteyebilir ve bunun ilgili alacağı karar da mahkeme kararı hükmündedir.

Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru artık çok kolay.

Ticaret Bakanlığı’nın ‘TÜBİS’ sistemi üzerinden internet kullanmak suretiyle başvuru yapılabiliyor ve herhangi bir ücrete de tabi değil. Tüketiciler kıyı kanununa göre kıyılara girerken, orada istifade etmek için kıyıya geçerken herhangi bir ücret ödemek zorunda değil.

Biliyorsunuz, bazı belediyeler ise mali sorunlarını çözebilmek için bazı kuralları yasaları çiğniyorlar…

Anlattığım kural ve yasalar tüm Türkiye sahilleri için geçerlidir.

Sadece, askeri bölgeler ile  tarihi eserin bulunduğu alanlar kanunda korunmuş ama onun dışında kıyılar halkındır, hiç kimse orayı çevirip de girişi engelleyemez.

Belirttiğim gibi, ne yazık ki bazı kamu kurumları, belediyeler dahil bunu yapabiliyor.

Böyle bir durumda bilinçli tüketici kıyıya girmek ister.

Onu içeri almadıkları takdirde, kolluk güçlerinden destek alarak ücretsiz girme hakkına sahiptir.

Herhangi bir ücret ödemişse bu parayı geri alabilirler.

Sahilleri kapatmış olanlarla ilgili vatandaşlar İçişleri Bakanlığı’na, mülki amirliklere, kaymakamlıklara, valiliklere müracaat ederek bu sahillerin halka açılmasını isteyebilirler.

Orası halkın istifade etmesi için kanunla korunan bir bölge bunu çevirmeleri kabul edilemez.

Son söz olarak şöyle diyebiliriz:Bir şezlong kirasının günlük 20 lira olması mantıken yerindeyken, 100 lira, 500 lira gibi bedel istiyorlarsa burada fahiş fiyat uygulanıyordur. Bunun fiyat etiketini, fiyat tabelalarını gören tüketici zaten şezlong istemez, havlusunu serer üzerine uzanır.

Her türlü sahile, kıyılara halkımız ücretsiz erişebilmelidir.

Oraların ücretli yapılması kıyı kanuna aykırıdır, anayasaya aykırıdır. Vatandaş fiyatını beğenmediği bir hizmeti satın almadan da girip ücretsiz olarak istifade etme hakkına sahiptir.

Şimdi İzmir’den, Karaburun’dan güzel bir örnek vereyim:

Karaburun Belediyesi, uzun yıllardır işlettiği İncirlikoy ve Ardıç’taki plaj tesislerine bu yaz ilçe merkezindeki Bodrum Koyu ve Mordoğan’daki Kocakum Plajı’nı da ekleyerek hizmet vermeye başladı.Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, tesislerin çalışanları ile birlikte plajda temizlik yaparken, plajları kullanan vatandaşların çevreyi kirletmemesi, diğer tesislerin de kendi sorumluluk alanlarında gerekli temizlikleri yapmaları uyarısında bulundu.

Belediyeye ait plajlarda hijyen ve sosyal mesafe kurallarından ödün verilmeden vatandaşlara kaliteli hizmet sunuluyor. Tamamı kadınlar ve üniversite öğrencilerinden oluşan 43 personelin istihdam edildiği plajlarda, müşterilerin yüzme ve yemek yeme dışında maske takmaları zorunlu olacak.

İLK KEZ  YÜZLERİ, GÜLDÜ

Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, belediyenin sosyal medya hesaplarından yaptıkları duyurularla seçilen 28 genç ve 15 kadınının ilk kez sigortalı çalışmaya başladıklarını belirterek, ‘Bu tesislerimiz kaliteli ve en üst seviyede hijyen standartlarında hizmet vermenin yanında, hem sosyal belediyeciliğin bir örneği hem de sosyal sorumluluk projeleri olarak işlev yükleniyor’ dedi. Mutfaklarda görev yapacak kadınları ilçe sakinleri arasından, yeteneklerine ve ihtiyaç durumlarına göre belirlediklerini kaydeden Erdoğan, ihtiyaç sahiplerine yaz dönemi boyunca ek gelir elde etme fırsatı da sunduklarını söyledi.

Eylül ayı ortasına kadar hizmet vermesi planlanan tesislerdeki hijyen standartlarına göre en az iki metre aralık bırakılan tüm şezlonglarda tek kullanımlık örtü bulunacak ve girişte vatandaşların ateşleri ölçülecek. Çalışanların tümü maske ile görev yapacak.

Şezlong ve şemsiye ücreti dışında vatandaştan herhangi bir giriş ücreti talep edilmezken, yiyecek ve içeceklerin üretiminde sunumunda da aynı hijyen standartlarına dikkat edilecek.

Kovid-19 nedeniyle Türkiye’de bugüne kadar 5 bin 206 vatandaşımız hayatını kaybetti.

5 bin 206 tane civciv ölse, Türkiye’de oturup 5 saat ağlayacak vicdanlı insanlar var.

Her yaştan 5 bin 206 vatandaşımızı kaybettik ama normalleşti gitti.

Bir zamanlar bir siyasetçi,  ölümler 20’deyken, ‘Trafik kazasında 20 kişinin öldüğü bayram dönüşleri oluyordu.’ diyordu. Bu kadar normalleştirildi.5 bin 206 ailenin canından can koptu.Ama yine herkes bildiğini okuyor.Daha bugün Sağlık Bakanı da bir açıklama yaptı.Yoğun bakımlar yine dolmaya başladı’  dedi.Haziran ayı enflasyon rakamlarının beklentilerinin neredeyse iki katı üzerinde %1.13 arttığını belirten TÜGİAD Başkanı Şohoğlu, gıda fiyatlarının enflasyona olumlu destek verdiği bu aylarda Manşet Enflasyonun 12,62 ile yılın en yüksek seviyesine çıkmasının şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

İktisadın temel kuralının faiz düştükçe enflasyonun yükselmesi olduğunu belirten Şohoğlu, Merkez Bankası’nın büyümeyi desteklerken, fiyat istikrarı kontrolünü de elden bırakmaması gerektiğini ve önümüzdeki süreçte fiyat istikrarı sağlanmasına daha fazla odaklanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Sözlerini; ‘uzun süredir tekrarladığımız üzere, uzun soluklu yapısal reformlarla desteklenmeyen adımlar geçici çözümler sunmaktadır‘şeklinde sürdüren Başkan Şohoğlu, uzun soluklu yapısal reform beklentilerinin sürdüğünü belirtti.

KÜRESEL TOPARLANMAYA İŞARET EDİYOR

Türkiye, Haziranda 13,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.

Bu rakam bir ay öncesine göre yüzde 35,1, bir yıl öncesine göre ise yüzde 15,8’lik artış anlamına geliyor. TİM Sektörler Konseyi Üyesi Rüstem Çetinkaya ‘Haziran ayı ihracat rakamları bize küresel ölçekte ciddi bir toparlanmaya işaret ediyor. Ana ihracat pazarımız olan Avrupa’da ise vaka sayıları ciddi oranda azaldı. Bu durum bizim açımızdan olumlu bir gelişme’  dedi.

Türkiye’nin Haziran ayı ihracatı bir önceki aya göre yüzde 35,1, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 15,8 artış ile 13,5 milyar dolar olarak hesaplandı.

İthalat bir önceki yıla göre yüzde 8 arttı, dış ticaret açığı azaldı.

En çok ihracat yapılan ülkeler Almanya, İngiltere ve ABD oldu.

Yılın ilk 6 ayında birçok ülkeye yapılan ihracat rakamları daralırken ABD’ye ihracat geçen yıl ile aynı kaldı. Haziran’da ABD’ye ihracat ise bir önceki yıla göre yüzde 50 artış gösterdi.

RAKAMLAR NORMALLEŞMENİN İŞARETİ

Haziran ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Üyesi Rüstem Çetinkaya, küresel ölçekte bir toparlanmaya işaret etti:

‘Bizim faaliyet gösterdiğimiz mermer, granit ve doğal taş tarafında Haziran ayında 134 milyon dolar ihracat yapıldı. Bu rakam bir önceki aya göre yüzde 33, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 17,5 artışa işaret ediyor.Açıklanan ihracat rakamları küresel ticaretin normalleşmeye başladığını gösteriyor. Sadece yurt içinde değil bütün dünyada satın alma endeksleri ve sanayi üretim endeksleri dipten dönüşünü yaptı. Vakalardaki yüksek artışlar risk unsuru olarak izleniyor ama ülkeler ekonomileri yeniden kapatmak istemiyor. Tamamen eskiye dönüş bir süre alacak ama Nisan’da ve kısmen Mayıs’ta gördüğümüz düşük ekonomik aktiviteyi görmeyeceğimizi düşünüyoruz.’

AVRUPA’DA DA TOPARLANMA VAR

Rüstem Çetinkaya, Türkiye’nin ana ihracat pazarı olan Avrupa bölgesinde de salgının etkilerinin ciddi oranda azaldığını söyledi. Çetinkaya, ‘Salgının merkezi Güney ve Kuzey Amerika kıtaları olmuş durumda. Bu bizim açımızdan elbette iyi. Avrupa ekonomileri hem hükümetlerin hem de merkez bankalarının teşvik paketleriyle toparlanma yaşıyor ancak unutmamak gerekir ki pandemi öncesinde de Avrupa ekonomileri çok iyi durumda değildi.

Mayıs ayında bileşik PMI rakamlarında Euro bölgesinde 32 seviyesinin altında idi.

Ancak Haziranda bu rakam 47’nin üzerine çıktı.

Hala büyüme seviyesi olan 50’nin altında olsa da kriz öncesi seviyelere yakınız.

Giderleri yoğunlukla Dolar ve TL’den oluşan ancak gelirleri Euro bazlı olan Türk ihracatçısı için bu da önemli bir etken’ şeklinde konuştu.Biliyorsunuz, seversiniz sevmezsiniz ama o bizim büyük oy farkıyla seçilmiş bir belediye başkanımız.Hakkında çeşitli söylentiler çıkarılıyor.Ne zamandan beri, daha Büyükşehir’e aday olduğu zamandan bu yana.Neler söylendi, neler yapıldı, düzenlendi.Hataları yok mu?Var tabii!Çoğu zamanda biz de bunu ele alıyoruz.Ama bu yapılanlar, söylentiler diz boyunu çoktan aştı.En basitinden şunu söyleyeyim,Ne oldu şu camilerimizden okutulan ‘Çav Bella’yı çalan namussuzlar ne oldu?Heyecanla yakalanmalarını bekliyoruz.Az kalsın bu hainliği de Soyer’e yükleyeceklerdi.Saldırılar hep boş çıkıyor.Ama düşünce belli çamur at, izi kalsın…

Hafta içinde, DİSK’ten Başkan Soyer’e destek ziyareti oldu…

‘Asla yalnız yürümeyeceksiniz’ dediler.Düşünün benim gibi kaç kişinin sabrını taşırdı bazı karanlık noktadakiler.

Bir yerlere gelmiş, yani tepedeki adamların açıklamaları sizinle paylaştım.

Neyi merak ediyorum?Herkes kendi penceresinden bakıyor…

Ama gerçekten gördüklerini değil de, belki de üyelerinin ya da ortaklarının veya daha yukarıdakilerin istek ve dileklerini dillendiriyorlar.

Ehh arada, ara gazı verdikleri de oluyor.Şimdi hemen bitişiğimizden Manisa’dan söz edeyim:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
GÜNDEME DAİR - 27 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 24 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 20 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 15 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 13 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 9 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 6 Ekim 2020
GÜNDEME DAİR - 29 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 26 Eylül 2020
GÜNDEME DAİR - 24 Eylül 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ