Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

KIBRIS ve LOZAN

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Temmuz ayının son günleri iki kavram için büyük önem taşır: Lozan ve Kıbrıs.

24 Temmuz 1923 T.C.nin tapusu olma niteliği taşıyan Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın Lozan Barış Antlaşmasının, 20 Temmuz 1974 Bülent Ecevit’in Başbakanlığındaki Türk Hükümetinin dönemin uluslararası yaptırımları göz önüne alındığında büyük bir cesaret örneği göstererek başarıya ulaştırdığı Kıbrıs Barış Harekâtının yıldönümleridir.

Her iki başarıda da ‘barış’ sözcüğünün yer almış olması ne kadar anlamlı ve önemsenecek bir durumdur. Yıllarca savaşlardan bıkmış usanmış bir ulusun asker kökenli olmasına karşın “Zorunlu kalmadıkça savaş bir cinayettir.” , “Yurtta barış dünyada barış.” diye haykıran devletimizin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri ve felsefesi üzerine kurulmuş bir devlet tarafından uluslararası platformdaki önemli başarılarıdır.

Temmuz denilince akla yazın o aşırı sıcaklarıyla birlikte deniz ve yayla odaklı tatil mevsimi gelir. Temmuz denilince akla bir de bu ülkenin Cumhuriyet değerlerini özümsemiş aklı başında, oturup düşünen insanlar için Lozan ve Kıbrıs gelir.

Tarih 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşmasının tarihi. Büyük bir özveriyle girişilen ve zaferle sonuçlanan, adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olma özelliğini taşıyan Lozan Barış Antlaşmasının bu yıl 97. Yıldönümü. Bu antlaşma, tümüyle teslimiyet antlaşması olan Sevr’i tümüyle hükümsüz bırakan bir antlaşmadır.

Tarih 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının tarihi. Dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit’in liderliğinde CHP-MSP koalisyon hükümeti tarafından gerçekleştirilen bu tarihi harekâtın 46. Yıldönümü.

Her ikisi de onurdur, gururdur. Her ikisi de Türkiye Cumhuriyetinin gücüdür. Kıbrıs Barış Harekâtı adaya yapılmış olsa da aslında her ikisi de Emperyalistlerin dönem dönem uşaklaştırdığı hayalci Yunan siyasetine karşı haklı biçimde girişilen hareketlerdir.

Kimi tarih bilmez cahillerce çok tartışıldı, çok öne sürüldü, küçümsenmeye çalışıldı Lozan. Oysaki yukarıda da belirttiğim gibi Lozan ülkemizin tapusu olma özelliğini taşır. Kurtuluş Savaşının bitimiyle Emperyalist güçlere karşı alınan gerçek bir zaferdir. Elbette ki bu zaferin mimarları başka Mustafa Kemal ve o kadar baskı ve gözdağlarına karşı bu önemli girişimi büyük bir strateji ustalığı göstererek bizim açımızdan kazançlı çıkmamamızı sağlayan İsmet Paşa’dır.

Bu bağlamda dönemin zorlu koşulları göz önüne alındığında Lozan namustur, Lozan gururdur, Lozan tapudur.

Gerek Lozan gerekse Kıbrıs konusu gündeme geldiğinde olaya siyasi bir partinin genel başkanlığı açısından bakılacak olursa ilginç bir durum daha ortaya çıkar. O da İsmet İnönü ve Bülent Ecevit halef selef olmalarıdır.

Kıbrıs Barış Harekâtına gelecek olursak, parolası “Ayşe tatile çıksın.” idi. Bu tarihi harekât Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Garanti Anlaşması’nın III. Maddesine dayanarak gerçekleştirdiği bir harekâttır.  45 yıl önce,  Kıbrıs Adasında birlikte yaşayan Türklerle Rumların arasını bozmak isteyen bazı etnik grupların silahlı saldırılarına maruz kalması sonrasında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, görüşmelerden bir sonuç alınamayınca TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırmış ve Kıbrıs Barış Harekâtına karar verilmişti. TSK 1974 yılında, Yunanistan’ın Kıbrıs’ı topraklarına katma çabaları ve Rumların saldırıları sonucunda adaya çıkarma kararı aldı. Adadaki Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerin tarafından gerçekleştirilen bu harekât, TSK’nın zorlu koşullarda gerçekleştirdiği en önemli başarılardan biridir. Bu parolada adı geçen Ayşe’nin, dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı olduğu söyleniyor. Harekâtta üç gün içinde ne yazık ki 57 şehit verildi, 184 askerimiz de yaralandı. Şehitlerimizin ruhları şâd olsun.

Öte yandan tarihin tozlu sayfalarını çevirince 1 Temmuz 1878’de devletler hukukunda görülmemiş garip bir antlaşmayla Kıbrıs’ın İngiltere’ye ‘emaneten’ terk edildiğini; İngiltere, Kıbrıs’a karşılık her yıl Osmanlı’ya 22 bin 936 kese altın ödeyecek olduğunu görüyoruz. Yani son dönemde göklere çıkarılan Abdülhamit dönemi var ya işte bu dönemin ilk kurbanlarındandır Kıbrıs. Hani yine son dönemlerde alaşağı edilmeye çalışılan, küçük görülmeye çalışılan Lozan Barış Antlaşması var ya yeni şu bizim gibilerin T.C.nin tapusu olarak, namusu olarak gördüğümüz Lozan yeniden gündeme gelerek bugünkü sürecine bizim açımızdan oldukça olumlu olarak yansımıştır.

Sonuç olarak, temmuz ayı hem Lozan hem de Kıbrıs’tır. Her ikisi de T.C. olarak önemli başarılarımızdır. Kutlu olsun.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ETİL METİL - 22 Ekim 2020
GIDALARDAKİ HİLELER - 17 Eylül 2020
DÜRÜSTLÜK ÜZERİNE - 3 Eylül 2020
KÖFTE, PİDE, LOKMA - 27 Ağustos 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ