Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

FETVA ve İNANMIŞLIK

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Yüce Allah, dinini peygamberleri aracılığı ile insanlara iletmiş, hepsinde de doğruları yanlışları bir bir sıralamış, neleri yapmaları ya da neleri yapmamaları gerektiği anlatılmış. Kısaca ibadetler ve bunların doğru olma yolunda insanlara katacağı her şeyi önlerine koymuş. Peki, çiğ süt emmiş insanoğlu boş durur mu? Çıkarlar tümüyle ön plana çıkınca adama babasını tanımaz duruma gelmiş. Bu durum öteden beri böyle…

Cahillerin çok olduğu toplumlarda ‘din’ olgusu her zaman en önemli sömürü aracı olmuştur. Yalnızca bizde değil, başka dinlerde de… Kilise cennetten yer satmış örneğin. Yine matbaanın ülkemize 350 yıl sonra girmesinin altında da dönemin şeyhülislamının verdiği fetvalar yatıyor. Matbaanın bizim açımızdan ülkeye girmesi demek binlerce el yazmasıyla geçinenlerin birden ekmeğinden olması demek. Topla parayı, ver Şeyhülislâma, o da versin fetvayı:

“Matbaa şeytan işidir, gâvur icadıdır. Bir Müslümanın bunu kullanması çok büyük günahtır.”

Bizim Kur’an’ı Arapçasından okuyan saf insanımız bir kere bu kitabın içinde ne yazıyor diye anlamak gibi bir derdi olmamış ki. Kur’an’ı başkasından dinler, başkasından öğrenirsen işte böyle ortada sürekli sömürülen olursun. Öyle de olmuş. Hatta günümüzde bile bir sürü örneği var. Atatürk’e işte bu yüzden verip veriştiriyorlar. Çünkü çıkarlarına dokununca bu durum kaçınılmaz oluyor. Saf ayaklarına yatıp, dini çıkarları için o kadar çok kullanan kesimler var ki. Çünkü onlar bu yolu seçerek kandırabilecekleri, çıkarlarının tuzağına düşürebilecekleri çok sayıda insan olduğunun pekâlâ farkındalar. Cemaatler, tarikatlar bu yolu seçerek kendilerine taraftar toplamada öteden beri hiç boş durmuyorlar. Aralarında akademik anlamda önemli mevkilere gelmiş olanlar var ki, bunları bile nelere inandırmışlar nelere, aklınız hayaliniz durur. Eee o zaman kişinin diplomasının derecesi değil, Yüce Allah’ın kendisine bahşettiği aklını doğru olarak kullanıp kullanmaması önemli. Fetö olarak gözlerde büyütülen kişi niye önemli bir kesim üzerinde etkili oldu acaba? Bir tek nedeni var, çünkü etrafındaki enayileri Allah’la konuştuğuna inandırdı. Buna inandıran biri çevresindekilere her şeyi yapar. 

Şimdi merhum Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün bir kitabında da yer alan ‘Şeker, İran ve İngilizler’ başlıklı yaşanmış ibretlik bir olayı bu bağlamda aşağıda paylaşmak istedim. Belki ibret alanlar, ders çıkaranlar olur, belli mi olur…

“Eskiden İran’da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu…

İngilizler, İran’a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar…

Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular…

İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında, kazancın 10 % ‘nu teklif ettiler…

Mollalar bu teklifi kabul ettiler…

İran’da Cuma namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor olup, bir Cuma hutbesinde Mollalar şu vaazı verdiler…

“Siz Allah’ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız..?

Bundan böyle çaya şeker katacaksınız…

Bu vaazdan sonra İranlılar çaya şeker katmaya başladılar…

İşler yoluna girince, İngiliz’ler, Mollalara verdikleri % 10 payı satışların iyi gitmediği gerekçesiyle vermemeye başladılar…

Bunun üzerine Mollalar ilk Cuma hutbesinde ikinci bir fetva daha verdiler…

“Gâvur icadı şekeri çaya katmak caiz değildir.” Dediler…

Bu fetva üzerine İranlılar, evlerindeki şekerleri sokaklara döktüler…

Bu durum üzerine İngiliz firmaları, mecburen Mollalarla yeniden masaya oturmak zorunda kaldı…

Fakat Mollalar bu sefer, İngiliz firmalarından % 20 pay istediler…

Eee… Dinsizin hakkından sahte ve uydurma Muaviye İslam inançlı sahtekâr imanlı(!) gelir(miş)…

İngiliz’ler çaresiz kabul ettiler…

Bunun üzerine Mollalar, ilk Cuma hutbesinde bu seferde şu fetvayı verdiler…

“Biz size çaya şeker katmayın dedik ama sokaklara dökün de demedik…

Şekerleri sokaklara dökmeyeceksiniz, şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı şekere boy abdesti aldırarak içeceksiniz” dediler…

Tabii ki bu fetva İran halkı tarafından hemen yaşama geçirildi…

Dinin cahil insanları aldatmak, yönlendirmek, onları sömürmek açısından ne kadar etkili olduğunu gösteren bir örnektir…”

Bu İran’da gerçekleşen yaşanmışlık…

Din adına verilen fetvalara aman dikkat! Akla, mantığa, kitaba uygun değilse mutlaka altında bir Çapanoğlu yatıyor demektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ