Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

TURGAY KONURALP

TURGAY KONURALP

Gündelik  hayattın akışı hızıyla program dahilinde sporu da gündelik hayatımıza katmaya çalışırız. Ama önemli olan hangi  spor dalı yapılırsa yapılsın  program  dahilinde yapılması gerekir.

Spor aslında  bir nevi her insanın  yapması  gerektiği bana göre bir  hayat gereksimi   ancak bizler  neden spor yaparız?  Spor yapmadaki  en büyük  amaçlardan  biri de  her zaman  başta zinde  kalmak olduğunu  biliyoruz.

Günlük sporda tempo  ve programlı spor  yapmanın da kendine  göre ayrı  bir önemi  bulunmaktadır. Sportif  dalların yanında  ayrıca  spor’da dayanıklılığın da önemine değinmek istiyorum.Gerçekte ise dayanıklılık vücudun yorgunluğa karşı koyabilmesi hadisesi şeklinde özetlenebilir. Biraz daha açık ifade etmek gerekirse nefes nefese kalmamak, bitkinlik hissine kapılmamak gibi ifade edilebilir. Bunun sebebi vücudun vital kapasitesinin artması, daha düşük kalp ritimlerinde daha ciddi çalışmalar yapabilmesi, bunun yanında metabolizmanın boşalan glikojen depolarını daha kısa sürede yenilemesi ve laktik asitle yapılan anaerobik antrenmanlarda kaslardan laktik asitin daha kısa sürede uzaklaştırılmasıdır.

Dayanıklılığın artması için öncelikli yapılacak antrenman düşük yoğunlukta(şiddetde) uzun süreli yapılacak antrenmanlardır.

İnsan vücudu yaradılışı gereği maruz kaldığı zorluklara dayanabilecek yapıya sahiptir. İnsan kasları üzerindeki enerji depoları normal insanlarda 48 saatde tamamlanırken sporcularda bu tamamlanma süresi zaman içerisinde düşmektedir. Bununla birlikte süper kompanzasyon yani fazla tamlanan hadisesi ile birlikte de özellikle antrenman sonrasında karbonhidrattan zengin beslenildiğinde enerji depolarının kapasitesi artmakta ve daha uzun süre enerji sağlayabilmektedir.

Yorgunlula ilgili bir diğer konuda kaslarımızda laktik asit birikmesi ve bu sebeple acı hissetmemiz konusudur. Yine normal insanlarda kaslarda biriken laktik asit uzun sürede uzaklaştırılırken düzenli spor yapan bir sporcu laktik asiti kasları üzerinden daha kısa sürede uzaklaştırabilmektedir.

Anaerobik eşik dediğimiz vücudun oksijensiz enerji açılımına geçme eşiği de yükseldikçe kaslarda laktik asit birikme durumu minimuma inmektedir. Bunun için antrenmanlı bir kimse kolay yorulmamakta yada antrenman sonrasında daha kısa sürede toparlanmaktadır.

Birde dolaşım sistemi ile ilgili konular dayanıklılıkta önem arz etmektedir. Dayanıklılığı artan sporcunun kalbi büyümekte damarları genişlemekte ve pasif halde olan kılcal damar sayısı azalarak aktif hale geçmektedir. Bu da glikojen ve oksijenin taşınmasını kolaylaştırmakta yüksek tempolu egzersizlerden sonra kalp ritminin kolayca normal seviyeye düşmesine yardımcı olmaktadır.

Dayanıklılık sporları ise uzun süreli enerji gerektiren maraton, triathlon, duathlon gibi sporlardır.  Bunun yanında tüm sporlar için dayanıklılık önemlidir.

Oysaki kondisyon ile ilgili bir takım yada sporcunun belli bir spor dalı ile ilgili psikolojik, fizyolojik, teknik ve taktik olarak perfomans seviyesidir diyebiliriz.

Yani dayanıklılık sadece yorulmamak yada zor yorulmak olarak algılanırken, kondisyonda müsabaka yada o spor dalı için psikolojik olarak hazır olunup olunmadığı, spor ile ilgili olarak teknik kapasitenin yeterliliği ve bununla birlikte taktik durumu da değerlendirilir. Tabi ki tüm bunların icraata geçebilmesi için genel ve özel dayanıklılığında iyi seviyede olması gereklidir.

Bir spor dalı ile ilgili kondisyon kısa sürede kazanılabilecek bir özellik değildir. Yapılan branşın psikolojik şartları, fiziksel şartları, kuvvet, çabukluk, çeviklik, dayanıklılık gibi motorik özelliklere duyduğu ihtiyaç farklı farklı olabilir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ