Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

YEME BOZUKLUKLARI VE AİLE YAPISI

UZMAN DOKTOR

UZMAN DOKTOR

Yeme Bozuklukları (YB) Modern Çağ’ın hastalıkları arasında, hızla artan hastalık grubunda yer almaktadır. Zayıflıkla çekiciliğin, incelik kavramının, estetik kaygıların değişmesi yeme bozukluklarını arttırmıştır. Kilolu insanların yaşlı göründüğü, incelik ve zarafetin daha çekici olduğu tarzındaki moda ve anlayış özellikle genç kızlarda zayıf kalma, ince olma arzusunu doğurmuştur . YB’nin psikanalitik açıklamaları 1930’larda yapılmaya başlanmış ve bu açıklamalar bozulmuş yeme fonksiyonu ve kusma üzerine odaklanmıştır. YB, psikiyatride nedenleri ve sağaltımı tartışmalı bir hastalık grubudur. Sonuçları ve komplikasyonları açısından önemli riskler taşımaktadır. Otuz yıllık süreç içerisinde Anoreksiya Nervoza (AN) hastalarının % 25’i yaşamını kaybetmekte, % 25’i kronikleşmekte yani düşük beden ağırlığı ile yaşamlarına devam etmekte ya da bulimia nervoza (BN) geliştirerek kilolarında büyük oynamalar oluşmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla on kat daha fazla görülür ve genel yaygınlık oranı % 1’dir.

“Yeme Bozuklukları” (YB); yeme davranışına yönelik tüm bozuklukları bir çatı altında toplayan, bu rahatsızlıkları anmak için kullanılan genel bir tanımlamadır. En bilinen yeme bozuklukları, Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervozadır. Bunların yanı sıra yiyecek olmayan maddelerin yenmesi anlamına gelen pika ve yenilen yemeğin yeniden ağza getirilerek yine çiğnenmesi gibi davranışlarla kendini gösteren ruminasyan bozukluğu, tüm dünyada psikiyatrik hastalıklar sınıflandırmasında yer alan yeme ile ilgili davranım sorunlarıdır. YB, oluşma nedenleri karmaşık, erken başlayan uzun süre devam eden ve terapötik güçlüklerle tanımlanan ölümcül sonuçları olan bozukluklardır.

Pek çok psikiyatrik sorunu incelerken ailenin yadsınamayacak etkileri karşımıza çıkmaktadır. Kişiliği, yaşam görüşünü, davranışları etkileyen en önemli çevre elbette ki aile, anne-babadır. Aile içi ilişkiler, paylaşımlar, anne ve babanın karakter özellikleri ile çocuklarına yaklaşımları çocukların geleceğini etkilemektedir. Aşırı koruyucu ebeveynler veya çocukları ile mesafeli ilişkiler içinde olan, duygusal uzaklığı tercih eden ebeveynler farklı şekillerde çocuklarının yeme davranışlarını etkileyebilmektedir.

Diğer yandan kimi ailelerde çocuklar kendilerini yalnız, reddedilmiş hissedip aileleri tarafından anlaşılmadıklarını düşünebilirler. Böylece kendilerini kanıtlama ve onay alma mekanizmasını fiziksel özellikleri üzerinden kurmaya çalışabilirler. Yeme, ebeveyn-çocuk ilişkisinin ve duygusal durumun duyarlı bir göstergesidir. Aile ilişkileri büyük çoğunlukla yeme bozukluğunun nedenleri arasında yer almaktadır. Bulimia Nervoza tanısı almış hastaların pek çoğunun aile öyküleri incelendiğinde, sorunlu aile ilişkileri göze çarpmaktadır. Hastalar anne babalarını “uzak ve reddedici olarak tanımlarlar. Bazı bulgular hastaların ailelerinde yakın fakat sorunlu ilişkilerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Yeme nöbetlerinin anne ile bütünleşmeyi temsil ettiğini, ancak sonrasında anneden ayrılma ve bireyselleşme çabasının dışa atım ve kusma davranışları olarak kendini gösterdiğini düşündürmektedir. Bu hastalarda çocuğun özerkliğinin gelişmesini güçleştiren, onun çocuksu kalmasını destekleyen bir aile patolojisinin bulunduğu ileri sürülmüştür.

Öte yandan, Anoreksiya Nervoza’li çocuk ve ergenlerin ailelerinde olmayanlara göre daha fazla ölüm ve ayrılma, ruhsal bozukluk, alkol kullanımı ve kumar oynama sorunu olduğu bildirilmiştir. Kimi aileler bebeklikten itibaren çocuklarına karşı birtakım yüksek beklentiler içindedir ve bu durum gençlerin, hem ebeveynlerinin hem de kendilerinin beklentilerini karşılamaya yüksek hedeflere ulaşmaya yöneltir. Başarı konusu yeme bozukluğu görülen kadınların ailelerinde sıkça vurgulanır. Anoreksiya’lilarin ailesinde belirgin olarak gözlenen mükemmeliyetçilik, duyguların bastırılması, diyet yapma ve şişmanlık korkusu, teşhircilik, ebeveyn çatışmaları gibi özellikler; ailelerin çocuklarının üzerindeki beklenti ve baskılarının, yeme düzenlerini ne kadar etkileyebileceklerini gözler önüne sermektedir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ