Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

Ödemiş’in Kestane Kanseri İle Savaşı

Reklam

Sürdürülebilir ormancılık bakımından, orman kaynaklarının en iyi şekilde planlanması, işletilmesi, toplum yararına sunulması günümüzde büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda ülkemizin en önemli orman ağacı türlerinden biri olan kestane ağacı, özellikle çok amaçlı kullanımlar için önemli potansiyele sahip türlerin başında gelmektedir.

Dünyada en fazla kestane üretimi Çin’de gerçekleştirilmektedir. Kore’nin ardından 3. sırada yer alan ülkemizde en fazla kestane üretiminde Aydın’dan sonra İzmir 2. sırada ve İzmir ili genelinde kestane üretiminde Ödemiş 1. Sırada yer almaktadır. Dünyada 10-12 tür kestane ağacı olup ülkemizde doğal olarak bulunan tek türü ise Anadolu kestanesi (Castenea Satire Mill) dir.

Anadolu kestanesi 500-1200 metreler arasında yetişir. Optimal yayılış alanı 600-900 metredir. Ortalama boyu 15-20 metredir. Su geçirgenliği az, ağır kirli topraklarda iyi gelişmez. Kuru, iyi drene olmuş, derin, verimli, Potasyumca zengin ve asitli topraklarda iyi gelişir. Yüksek sıcaklıktan ziyade, kuraklıktan etkilenir.

Ülke ekonomisine katkısı yönünden bakıldığında hem üreticilere hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır. Türkiye kestane üretiminin büyük bir bölümü şekerleme sanayinde kullanılmakla birlikte, küçümsenmeyecek miktarda kabuklu ve kabuksuz kestane ihracatı da yapmaktadır. Yaklaşık 21 milyon dolar değerinde 7-8 bin ton kestane ihracatı yapılmaktadır. Karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minarellercezengin meyvesi, mobilya ve doğrama yapımı için kaliteli kerestesi, antioksidan ve antimikrobiyel özellikteki balı, boyamada kullanılan dal, yaprak ve kabuklarıyla kestane ağacı ve ormanları ekosisteme sayısız faydalar sağlamıştır.

Kestane ağaçlarında dal kanseri dışında birçok hastalık olabilmektedir. Bu hastalıkların bir bölümü de zararlı böcekler sebebiyle oluşmaktadır. Ortaya çıkan hastalıklarla mücadele kimyasal, kültürel ve biyolojik olarak sürdürülmektedir.

Kestane ormanları hem ülkemizde hem de yayılış gösterdiği Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan potojen ve virülent faktörler nedeniyle büyük zararlara uğramıştır.  Bugün itibariyle kestane ormanlarında görülen en önemli hastalık etmenlerinin başında kestane dal kanseri gelmektedir. İlk kez 1940’lı yıllarda çıkan bu hastalık ülkemizde 1960’lı yıllarda ilk defa Marmara bölgesinde ve 20 yıl gibi kısa bir sürede tüm ülkede yayılmıştır.

Kestane kanseri mantarı bir yara paraziti olup, ağaçlara yeni oluşan yaralardan girmektedir. Dokularda çökme veya şişme, kabuklarda çatlaklar oluşması ve kırmızı renk olması, kabuk dokusunun parçalanması şeklinde görülür. Gelişen kanser, dal veya gövdeyi çepeçevre sardığında bu kısmın üzeri tamamen ölür. Mantar sporları en fazla insan etkisiyle yayılmaktadır. Steril olmayan aletlerle yapılan mücadele, tekniğine uygun yapılmayan aşılama ve hasat sırasında kullanılan sırıklar ile rüzgar, böcek, kuş, kemirgen gibi hayvanlarla diğer ağaçlara taşınır. Kanser köklerde görülmez bu nedenle ağaç dipten yeniden sürgün vererek yaşayabilir.

Ödemişte Horzum,Bıçakçı,Kemer mahallelerinde bulunan kestane ağaçlarında yaygın olarak görülen bu hastalık sonucundaverim düşüklüğü nedenlerinin araştırılması amaç-lanarak, üreticilerin karşılaştıkları sorunlar üzerine bilimsel, akademik, teknik ve diğer alanlarda bilgi toplayarak, sorunların ortadan kaldırılmasına katkı sağlamaya yönelik çözüm-lerin üretilmesi hedeflenmiştir. İlk hedefimiz, Ödemişte bulunan bu mahallelere gidip oradaki ağaçları incelemek, üreticilerle, Ödemiş İlçe Tarım Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü ile görüşüp yeni çözüm yolları aramak olmuştur.

Yaptığımız görüşmeler, bu konuda yapılan çalışmaların bu hastalığı ortadan kaldırmada kimyasal bir mücadelenin olma-dığını,mücadelenin kültürel ve biyolojik olarak yapıldığını ortaya koymaktadır.

Kültürel mücadeleye örnek olarak;%30 a kadar kuruma olan ağaçlarda kuruyan ince dalların sağlam yerden kesilip yakılması, %30-%60 kuruma olan ağaçlarda kuruyan ana dalların çıkarılması, %60 dan fazla kuruma olan ağaçlarının toprak seviyesinden kesilip uzaklaştırılması şeklinde önerilmektedir.Kesilen yerlere girişi engellemek için 3 kısım ardıç katranı+1 kısım göztaşı sürülmelidir.

Budama için kullanılan aletler %10’luk çamaşır suyu (sodyum hipoklorid) içinde dezenfekte edildikten sonra diğer dallara geçilmelidir. Aşı kalemleri hastalığın olmadığı yerlerden alınmalıdır. Hasatta yara oluşumuna dikkat edilmelidir.

Hastalığın biyolojik mücadelesinde ise hypovirülent türler kullanılmaktadır. Hastalığın bugüne kadar bulunmuş en etkili mücadele şeklidir. Bu ırkların içinde bir mikrop olan virüs bulunmaktadır. Bu virüs kanser yapan virülent tipe bulaşabilir ve sonuçolarak kanser iyileşebilir. Buna bir tip aşılama diyebiliriz. Aşılamanın başarılı olması için ağaçtaki kanserle uygulanacak hypovirülent ırkın uyumlu olması gerekmektedir. Üretilen hypovirülentizolatların arazide hastalık dokusuna uzman kişilerce ve uygun aletlerle uygulanması şu şekildedir;

Araştırmalarımızda karşılaştığımız durumlardan birisi de çevre halkın bu konuda geçmişten gelen uygulamaları geleneksel bir şekilde sürdürmesi ve bu durumun hastalıkla mücadele konusunda büyük zorluklar ortaya çıkarmasıdır. Uygulamaların geleneksel yöntemlerle yapılması sonucunda ağaçların büyük bir bölümü zarar görmekte, sanitasyon çalışmaları yapılarak ağaçların tamamının kesilmesi ve yerine yeni türlerin dikilmesine sebep olmaktadır. Bunun sonucunda yöre genelinde üretimin düşmesiyle maddi kayıpların ortaya çıkması söz konusudur.

Bu çalışmayı ortaya koyma amacımız, Ödemiş bölgesinde ve ülke genelinde bir değerimiz olan kestane ağaçlarının korunması ve halkımızın bu konuda bilinçli hale getirilmesi için farkındalığı arttırmak ve uygulanan yöntemlerin bilimsel verilerle desteklenerek geliştirilmesi gerektiğidir. Hypoviriülent ırkların ülkemizde Karadeniz Bölgesi’nde kendiliğinden var olabildiğibuna karşılık bölgemizde bu türlerin doğal yetişme koşullarının zayıf olması, laboratuvar çalışmalarının gerekliliğini ortaya koymuştur.

Sürdürülebilirliğin önemli olduğu gerçeğinden yola çıkarak, insanların yaşam standartlarının yükselmesi, fiziki çevre kalitesinin ve bölge insanının refahının artması, bir yandan da doğal kaynaklarınkorunmasıdır. Dünya Koleji ÇGS (Çevrenin Genç Sözcüleri) kulübü öğrencileri olarak bu hastalığa karşıönerilerimiz; Ödemiş ve bazı mahallelerinde karşılaşılan bu hastalıklara karşı bölge üreticilerine,bizim desteğimizin de içinde bulunduğu bilgilendirme seminerleri yapmak ve kullanılan yöntemlerin, yerel kuruluşların da desteği ile daha steril bir ortamda gerçekleştirilmesini sağlamaktır.Ayrıca laboratuvar çalışmalarının geliştirilerek bu hastalığa karşı daha dayanıklı türler yetiştirilmesi ve kestane ağaçlarımızın zarar görmesini engellemektir.Bu sayede üretimin sürekli hale getirilmesi, kırsal alanların sürdürülebilir şekilde kalkınması adına önemli çalışmalar olacak ve ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ