Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

ATATÜRK’Ü YOK SAYANLARA

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Atatürk’ü adının anılması gereken konularda ve yerlerde yok sayma son yıllarda sanki gelenekselleşti. Başta da bu konuda en çok tepki çeken kurum olan Diyanet’te… Hem de Atatürk’ün kurduğu bu ülkenin, yine Atatürk’ün kurduğu Diyanet’te…Çünkü uzun yıllar öncesine kadar gerek belirli gün ve haftalardaki hutbelerde, yine kandil geceleri camilerde yapılan dualarda Atatürk’e yer verilir, dua yapılırdı. Bu bağlamda geçen haftaki hutbede beklenildiği ve son yıllarda bilinçli bir biçimde gelenekselleştiği üzere 18 Mart Çanakkale Zaferi dile getirildi, ancak bu savaşın kara savaşlarındaki en önemli komutanınınbilerek adı sanı anılmıyor. Her şey denildi ama bir tek Atatürk hariç… Bu durum, bilinçli bir girişimdir. Adının ısrarla anılmamasında bir kasıt vardır. Bunun başka bir açıklaması olmaz, olamaz.Bağcı koca bir bağ bağışlıyor ama bir salkım üzüm verilmiyor. Ne acı, ne ayıp, ne utanç duyulacak bir durum.

Son yıllardaAtatürk karşıtı bu zihniyetin istediği oluyor.Öyle ki Atatürk’ün kurduğu bu ülkede ismini anmaktan bile korkuyorlar. Damat Ferit gibileri, Vahdettin gibileri kahraman sayıyorlar; İskilipli gibileri devlet töreniyle anıyorlar, “Kurtuluş Savaşında keşke Yunan galip gelseydi” diyenleri baş tacı ediyorlar.

Göz göre ilkokullarımızda her gün ders başlamadan okunan, son olarak yüksek mahkeme kararınca kesin olarak kaldırılan ‘Andımız’ konusunda da yine aynı bilinçaltı var. Niye mi? Çünkü içinde ‘Atatürk’ var. Ne diyordu Andımız’da:

“Ey Büyük Atatürk!Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.”

Atatürk’ün ifade ettiği ‘Türk’ kavramından, bu ülke topraklarında yaşayanların, vatanına bağlılığın değil de yalnızca çoğu zaman kuru kuru övünç malzemesi yapılarak sunulan salt ırkın ötesinde başka bir şey anlamamışsan, işi birilerini memnun etmeye kadar götürürsün, öyle ki en milliyetçi geçinenlerin bile gıkları çıkmaz, susarsın.

Merhum Bekir Coşkun, 2018 yılında gazetedeki köşesindeki bir yazısında konuyla ilgili ne de anlamlı ifadelere yer vermişti:

“Baltayı, satırı alıp Atatürk büstüne saldıran adam… Çanakkale Zaferi’nin kahramanı,üç yüz senedir İslâm âleminin kazandığı tek zaferin sahibi Atatürk‘ü yok sayanların bilinçaltıdır…Birisi ismine tahammül edemez… Öbürü heykeline…Hatta, kazandığı zaferde adını anmamak, heykelini parçalamaktan daha beterdir…

Atatürk’e sahip çıkanlardan hıncını alamayanların onlara atfen yaptıkları suçlamaların komikliğine bakar mısınız? Zamanında aynı zihniyetin uzantıları kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmışlar. Öyleyse onların kendi acizlikleri, kendi beyinsizlikleri, kendi zekâ seviyeleri tartışılması gerekir. Atatürk’e saygı ve minnet duyan insanların, O’na, O’nun ilke ve devrimlerine ölümüne sahip çıkanların fikirleriyle bu ülke ancak güzel yerlere gelebilir. Dini kendilerine hemen her dönemde sömürü aracı yapanların, vatan millet Sakarya edebiyatıyla ayaklarını yerden keserek atıp tutanların, gerek kendilerinin gerekse kandırdıklarının düşünce ve yaklaşımlarıyla değil.

Bizler bunca zaman dıştaki hainlerle baş ettik ama içimizdeki hainleri yenemedik. İşte içimizdeki hainliğin ilk sırasında ise Atatürk düşmanlığı geliyor. Bu durum aynı zamanda dış hainlere destek anlamı taşıyor. Sanırım bu toprakların karakteristik özelliğinden biri de bu olmalı: Herkesin memnun kaldığı, her türlü nimetinden sonuna kadar yararlanıp da kendi kurtarıcısına ve kurucusuna, bu rejimine, bu rejimi altın tepside sunana düşmanlık edilmesidir. Oranı belki çok azdır ama vardır işte, var. Ne yazık ki var.

Bu ülke bizlere Mustafa Kemal Atatürk’ün onca emekleri ve önemli hizmetleri sonucunda yok olma noktasından teslim edildi. Örneğin benim aile çevremden üç şehidim var. Yemen’de, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehitlerim var benim. Can verdik biz, can… Bu vatan uğruna can verdik. Bugünlere Atatürk sayesinde geldik. İşte sırf bu yüzden bu ülkede yok sayılacak en son şeydir Atatürk. O’nu yok saymak, yaptıklarını küçük görmek bu ülkenin her türlü nimetinden yararlanan hiç kimsenin haddi de değildir hakkı da…2019 yılında, üstelik de 23 Nisan kutlamaları sırasında, üstelik de bir okulda, hem de öğrencilere ne diyordu devletin koca valisi:

“Atatürk’ü çok abartmaya gerek yok, o kadar abartmayın, bu ülkede 10 senede bir Atatürk kadar biri çıkar.”

Koronavirüs aşısını bularak dünya açısından çok önemli bir gelişmeye imza atan Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin ‘Yıldızlı Liyakat Nişanı’ aldıktan sonra Almanya’daki Türk büyükelçiliğinin içerisinde bulunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk büstü ile fotoğraf çektirmesi apayrı bir gururdur, tam derslik bir andır.

“Atatürk ve Cumhuriyet’in bilimsel devrimlerine çok şey borçluyum.” diyen  2015 yılı Nobel Kimya Ödülünün sahibi, gururumuz Aziz Sancar’ın yine buna benzer söylemleri,sonrasındaki vefa ve minnet yüklü Anıtkabir ziyareti de ona keza…

Şöyle tarihi gerçeklere bir bakın isterseniz. Son 300 yılda hep kayıp yaşayarak en son Anadolu’da küçücük bir yeri kalan koca imparatorluk görürsünüz.İşte Atatürk’ün yeniden inşa ettiği bu ülkenin her yerinde yine O’nun alın teri vardır. Havasında, suyunda, toprağında onlarca emeği vardır. Eğer bilinçli olarak tüm bunları görmezden gelecek olursanız gün gelir havasız, susuz ve de topraksız kalırsınız. Mustafa Kemal bu ülkenin demiridir, çimentosudur. Bu ülkenin tapusundaki en geçerli tek imzadır.

Atatürk’ü Çanakkale’de yok sayanlar, bir numaralı Türk düşmanları İngiliz Savaş Bakanı Churchill ve Başbakan Lloyd George’un şu sözlerini okusunlar da utansınlar.

Ne diyordu Churchill:

“Şu an mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm. Oldukça mutluydum, umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir diyordum.Çünkü bu savaşı kazanmak için askeri, parayı, cephaneyi her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız. Mustafa Kemal’i.Bağrımda İngiliz gururu olmasa Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim.”

Lloyd George ne diyordu:

“Beyler, her yüzyılda bir dahi çıkar. Bizim de karşımıza Çanakkale’de Mustafa Kemal çıktı. Bu defa Türklere kısmet oldu…”

Atatürk’e ve Atatürkçülüğe çok uzak olanların bile zamanı gelince, zorda kalınca ne kadar sıkı sıkıya sarıldıklarına yakın tarihlerde hep tanık olduk. Atatürk hem Osmanlı paşasıydı. Öyle ki yabancı bir yazarın söylemiyle “1. Dünya Savaşı sırasında yenilgi yüzü görmeyen tek Osmanlı subayı” hem de. Atatürk fikirleriyle, ileri görüşlülüğüyle, o cepheden bu cepheye koşuşturduğu yaşamıyla, ilke ve devrimleriyle bu ülkenin dünyanın manevi şahsında saygı duyduğu en büyük liderdir. Atatürk bu ülkenin gururudur, en aydınlık yüzüdür. Atatürk, bir güneştir. O, yalnızca yoktan var ettiği bu ülkenin değil, tüm dünyanın güneşidir. O güneş ki asla art niyetlilerin, kötü düşüncelilerin pis balçıklarıyla sıvanamaz. Gün gelir O’nuyok sayanların cisimleri kaybolur, isimleri unutulur ama bu ülkenin tapusunda imzası bulunan Atatürk’ün ismi sonsuza kadar gururla hatırlanır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
DEVE - 21 Ekim 2021
KARGO - 30 Eylül 2021
AFGANİSTAN - 2 Eylül 2021
OTOBÜS KAZALARI - 26 Ağustos 2021
SEL - 19 Ağustos 2021
2021 YKS’NİN ARDINDAN - 12 Ağustos 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ