Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

‘İzmir’e, bir İzmirliye, hatta bölgemize yani Ege’ye bir çivi çakan, bir kişiyi istihdam ederek ekmek vereni omuzlarımızda değil, başımızın üzerinde taşırız’ diyoruz, yazıyoruz.Bu nedenle İzmir’in eski ve kaderine terk edilmiş en önemli ve ünlü otellerinden Çankaya’daki Atlas Otelini hizmete açan, istihdam yaratan, tüm başarılı geçmişini ve tüm aile birikimini kaybetme tehlikesine rağmen, büyük değil çok büyük bir yükün altına giren ‘duayen’ yönetici ve turizmci Muzaffer Tağıl’ın heykelini bile dikmek gerekir, insanlarımıza moral vermek içinTanımasam, ‘güvenilir’ bir insan olduğunu bilmesem belki bir cümle bile etmem…Şimdi sözü Muzaffer Tağıl’avereyim.Böylece bazı okuyucularıma örneğin emekli Ziraat Yüksek Mühendisi ve Muhtar Sevil Dokuzer büyüğümüzün de, Resmi açılış ne zaman oldu ya da olacak?’ sorusuna yanıt olsunİzmir’in incisi, simgelerinden biri olan tarihi ‘Atlas Oteli’ işletmecisi olarak hizmete geçtik.Pandemi nedeniyle açılış tertiplememize karşılık günlerdir şehir içi ve şehir dışından gelen dostlarımızla, arayan, soran iyi dileklerini ileten, otelimizi çiçek bahçesine çeviren, hediyelerini gönderen herkese tek tek teşekkür ediyoruz.

Hayat sizlerle güzel, anlamlı ve en büyük zenginliksiniz bizim için.Antikalarla bezenmiş olan otelimiz adeta bir koleksiyon tadında.Birlikte bu, yılların otelini yaşatacağımıza inancımız sonsuz.İyi ki, varsınız.

AMAN DİKKKAT!

Benim görüşümde şöyle:Umarım, her zaman yanında olmaya çalıştığımız, ender güvenilen girişimcilerimizden MuzafferTağıl’a ‘selam vererek’ insanlığından ve vicdanından yararlanarak ‘bedavacı’ dediğimiz kimselere artık yüz vermez.Bu tip kişileri ayıklar.Hep yazıyor ve uyarmaya çalışıyoruz İzmir’in sesi olmaya çalışırken, gerçek girişimcilerimizi, resmi makamları, İzmir’e görevle gelenlere, hatta esnaf, tacir ve mekan sahiplerine hep ‘aman’ diyoruz.Bir zamanlar bir valimize de şöyle demiştik:Sayın valim İzmir’deki yüzsüzleri, namussuzları, halkı kandıranları, bir kimseye bir bardak su bile vermeyenleri artık yakamızdan silkelemeye sizinle başlayalım!Ama önerimiz yarıda kalmıştı…Çünkü tayini çıkmıştı…Belki bundan böyle bu konu üzerinde duranlar çıkar…

Çıkar ama pandeminin bitmesini lazım..

Çünkü bunların hiç eksik olmadığı davetler, eğlenceler, yemekler, ziyafetler, hediyeler yok…

Korona ile bunlar da şimdilik yok olmuş gibi görünüyorlar ama öyle fırsatçılar ki en ufak bir noktayı bile değerlendirirler.Tabii ki ben bunların medya ayağından söz ediyorum

TEK BAŞLARINA İMKÂNSIZ!’

Bilge Keykubat İzmir’in en önemli tarım uzmanlarından biriNe zaman kendisi gibi uzmanları bir arayı getirip, ücretsiz bir dijital hem de ücretsiz uzun soluklu bir dergi çıkardılar ki, alkışları kendisine oldu.Bir gün baktım, çocukları topladı ve onları tarlalara götürdü.

Nasıl kedi ve köpekten başka bir hayvan tanımıyorsa kent çocukları, meyve ve sebzeden de habersizler.Bizim zamanımızda okulların bahçelerinde sebze yetiştirir, fidan ve fide dikerdik.

Elma ve armudu bile patates gibi ürettiğimizi sananlar var.

Gerçek tarım yazarı olan Bilge Keykubat ‘Geleceğimiz için tarım ve gastronomi turizmini inşa etmek zorundayız’ diyor.Bunları sırayla ele alarak, Bilge Bey’in ağzından sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şimdi söz bu değerli İzmirli tarım uzmanı ve yazarımızda

BİRBİRİ ARDINA

Pandemi dünyada olduğu gibi ülkemizde de pek çok değişime, pek çok yeniliğe yol açtı.

Yeni meslekler, yeni bölgeler, yeni trendler, yeni felsefeler birbiri ardına gelmeye başladı.

Dünya 2020 yılı Mart ayı öncesi ve sonrası olmak üzere iki döneme ayrıldı.

Pandemi ile birlikte başlayan yeni dönem biz insanlar için büyük bir değişim ve yenilenmenin de göstergesi oldu. Ölüm korkusu insanları evlerine kapattı. Çalışma hayatının eve taşındığı, dijitalleşmenin her alanda ön plana çıktığı bir süreç başladı. Pek çok alanda ilkleri ve belirsizlikleri yaşadığımız bu dönemde ölüm korkusu ile evlere kapanan insanları başka bir korku sarmıştı ‘Aç mı kalacağız?’Evlere kapanan insanları saran gıda bulabilecek miyiz kaygısı yeni felsefeler, yeni modeller ve yeni trendlerin de bir kıvılcımı oluvermişti:

KIRSALA KAÇIŞ VE KENDİ BESİNİNİ KENDİN ÜRETME’

Evlere kapanan veya kırsala kaçan insanlar bir süre sonra başka bir şeyi fark ettiler:

‘Tek başlarına imkânsız!’

İnsanlar hem tek başlarına olamayacaklarını hem de mesleklerin ve işlerin de tek başlarına bir çıkış sunamayacağını anladılar.İşte bu nokta, yeni bir ekosistemin adımlarını çok sağlam atmasını sağlıyordu. Tarım-Gıda-Sağlık-Turizm-Teknoloji artık tek bir ekosistemin parçaları haline geldi.

Pek çok ülke ve toplum bu dörtlüyü ayrılmaz bir parça olarak görmeye başladı.

Artan ve değişen kişisel beklentiler de bu ekosistemin en önemli itici gücü haline gelmiş durumda.

Bu yeni dönemde sektörde en büyük ile en küçük firma veya en büyük ülke ile en küçük ülke karşı karşıya kalabiliyor ve küçük büyüğe diz çöktürebiliyor.

Pandemi geleceğin tahmin edilemez olduğunu gözler önüne serdi.

Bu nedenle artık ileriye daha doğru bakmak ve ayaklarımızın yere daha sağlam basması gerektiği gerçeği unutulmamalı.Turizm de pandemiden derin bir şekilde etkilenen sektörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor ve yeni akımlar önümüzdeki dönemin turizm sitemini derinden etkileyeceğe benziyor.Toplu etkinlikler yerine bireysel veya küçük gruplar bariz bir şekilde kendini göstermeye başladı bile. SIRT ÇANTASI İLEArtık sırt çantasını alıp eşi veya bir arkadaşı ile kendini kırsala atan insanlar çok daha fazla görülmeye başladı.Deneyim yaşamak isteyen insanların arzusu çok güçlü.

Koluna sepetini alıp tarladan domateslerini toplamak, zeytin hasadı yapmak, yavru koyunları biberonla beslemek, hayvanların yemlerini değiştirmek, kümesten yumurta toplamak, hatta buralarda topladığı ürünleri de satın almak inanılmaz bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor.

Hem bunu sadece deneyimlemek isteyenler hem de bu deneyimi yaşayıp ‘Ben de bir çiftlik kurabilir miyim?’ diye düşünenler için biçilmiş kaftan bu deneyimler.

İster tarlada ürününü toplayıp, yemeğini yiyip, topladığı ürünün parasını ödeyerek akşam evine dönme, ister bütün bunları yaptıktan sonra orada konaklamak.

İkisi de tercih edilebiliyor.Sohbet gibi samimi bir şekilde ele alınan bu yazıyı burada tabii ki kesemem.Sonraki yazılarımda tabii ki bu genç ve dinamik, yaşamı bürodan çok tarlalarda gezgin gibi sırt çantası ile gezen, ürünlerimizin rekoltelerini yapan grupların vazgeçilmezi, köylünün, ziraatçının, üreticinin dostu ve yol göstericisi Bilge Keykubat beyi bu hafta içinde yakalamışken kolay kolay bırakmayacağım…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 12 Ekim 2021
İYİ Kİ YAZMIŞIM! - 7 Ekim 2021
- 4 Ekim 2021
- 25 Eylül 2021
DEVAMI GELMELİ - 23 Eylül 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ