Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

MEHMET TOP

MEHMET TOP

Peygamberler, Sahabeler ve Evliyalar Kenti Diyarbakır’da Hz. Süleyman (İç Kale) Camii ve Sahabiler TürbesiGüneydoğu Anadolu’nun önemli kültür ve medeniyet merkezi Diyarbakır: kalesi, camileri, medreseleri, türbeleri, hanları ve evleri ile tarihe tanıklık etmektedir. İslam’ın 5. Harem-i Şerifi kabul edilen Ulu Cami buradadır. Bunun dışında, Diyarbakır Hz. Süleyman cami ve Sahabiler Türbesini üzerinde barındırıyor ki inanç turizmi kapsamında,  sıkça ziyaret edilen kutsal mekânlardan birisi kabul ediliyor. İstanbul’da Eyüp Sultan, Bursa’da Emir Sultan, Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli, Birgi’de İmam-ı Birgivi halk tarafından nasıl ilgi görüyorsa, Diyarbakır ilinde de Hz. Süleyman cami ve türbesi aynı ilgiye mazhar oluyor. Caminin yüzyıllardır ibadet mekanı olarak kullanılması yanında, halk inançlarının yoğun biçimde yaşandığı yerlerden birisi olması; Hazreti Süleyman Cami ile çevresini ilgi odağı yapmaya devam etmektedir. Bu nedenle, hakkında bugüne kadar birçok çalışma yapılmış ve burası başta inanç olmak üzere değişik boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu yazıda,  Süleyman cami ve türbelerinin tarihi sürecine ve tanıtımına yer verilecek olup, inanç turizmi açısından önemi vurgulanacaktır.İç Kale kapısının karşısında, Aslanlı Çeşmenin güneyindeki burcun kenarında bulunan cami ve türbeler; Cevat Paşa Mahallesinde Sultan Süleyman Vakfı adına kayıtlı bulunmaktadır. Geçmişten günümüze cami ve türbeler, Selçuklu (İnaloğulları) ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşımaktadır.Hz. Süleyman ve Nasıriye adları verilen caminin esas adı “Kale Cami” olup, belgelerde bu cami için Nasıriye” yanı sıra “Tahiriyye” adının da kullanıldığı görülmektedir.   Caminin ilk inşa tarihinin bilinmemesine rağmen, minaredeki kitabeden İnaloğulları vezirlerinden Nisanoğlu Kemaleddin Ebu’l Kasım Ali (1156-1179) tarafından 555 hicri, 1160 miladi tarihinde yaptırıldığını anlaşılmaktadır.Osmanlı döneminde, caminin ilk genişletilmesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından gerçekleştirilmiş ve adına vakfiye düzenlenmiştir. Daha sonra IV. Murat döneminde 1631-1633 tarihleri arasında Diyarbakır Valiliği yapan Silahtar Murteza Paşa camiyi yenilercesine onartmış ve türbe, çeşme ve tuvalet gibi yeni eklentiler yaptırmıştır. Yapıya 19. yüzyılın ikinci yarısında ve yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde de eklentiler yapılmıştır. En son Cumhuriyet döneminde 1960-61, 1974 -77, 2004 ve 2011 yıllarında birçok defa onarımdan geçmiştir. Camiye ait inşa ve tamir kitabeleri olmak üzere, günümüzde de mevcut sekiz kitabe bulunmaktadır. Minarenin doğu yüzündeki Arapça inşa kitabesinde “AllahüSübhanehüEbu’l-Kasım Ali b. Nisan rahimallahu men terahhame aleyhi ve zalike fi sene hamse ve hamsine ve hamsemie.” ifadesi yer almaktadır. Bu da Türkçe olarak “Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah, Nisan oğlu Ebul Kasım Ali’ye merhamet edenlere rahmet etsin. Bu 555 (1160) senesinde yapılmıştır” anlamına gelmektedir.Harimin giriş kısmında bulunan iki payenin üzerindeki mihraplardan batıdaki üzerinde yer alan celi cülüs kitabede “ Yerhamullahu men salla fi’lmeşhed’il-mübarek ve yerhamu ala Ebi’l Kasım Ali b. Nisan” ibaresi bulunmaktadır.Türkçe ifadeyle,  Allah, bu mübarek meşhede salat edene rahmet eylesin ve Nisan oğlu Ali Ebu’l- Kasım’a rahmet olsun.Doğu payedeki kitabe ise, “Yerhamullahu men salla fi’lmeşhedi’l-mübarek ve yerhamu ala Ebu’l Kasım Ali b. Nisan Cemaleddin”  şeklindedir.Bu da “Her kim bu mübarek meşhede salat okursa Allah ona rahmet eylesin ve Nisan Cemaleddin oğlu Ebu’l- Kasım Ali’ye rahmet olsun” demektir.Minarenin güney yüzündeki kitabe yine Ebu’l Kasım Ali’ye ait olup, “ Allah az….ha ve huveEbu’l -Kasım Ali b. Nisan rahimehullahu.” ifadesi yer almaktadır. “ Ve O, Nisan oğlu Ebu’l Kasım Ali Allah’ın rahmeti üzerine olsun.”Caminin doğu cephesindeki pencere üzerindeki kitabe ise, diğerleri gibi  yapının banisi ile ilgili olup, “Ya ilahel’l halkı kunni’mel-veliyyi li-kemaleddinEbi’l Kasım Ali ve kemaşadebinav meşhedin feradeanhu bi’n-nebiyyi’l-murseli.”şeklinde bir ifadedir. Bu da “Ey mahlukun yaratıcısı, Kemaleddin Ebi’l-Kasım Ali, meşhedi nasıl yükseltip sağlamlaştırdı ise sen de ona iyi dost ol, Nebiyyimürsel hürmetine ondan razı ol.” anlamına gelmektedir.Batı taraftaki ana giriş kapısının üzerindeki kitabe ise, Osmanlı dönemine ait olup, dua mahiyetinde ifadeleri içermektedir. “ Gelenler sonra birdir bu cihanda  Belki bâki değil devri zamanaSevap için yapıp kıldım nazargahKim okur Fatiha rahim ede Allah.” şeklindedir. Yukarıda zikrettiğimiz bir çok kitabede buranın bir meşhed yani şehidlik olduğu vurgulanmakta, önemi bu kitabelerde de belirtilmektedir. Ne yazık ki bugün bunları anlamaktan uzak, sadece dini bir ritüele dönük  dışarıdan bakanlara inanç turizmi olarak adlandırılan bir yoğunluktan söz edilebilir. Diyarbakır’ı İslam topraklarına katabilmek için şehid olan başta Halid bin Velid’in oğlu Hz Süleyman ve diğer 24 ya da 27 Sahabe’nin fetih ruhunu yaşatan ecdadımıza da rahmetle anmak gerekiyor.Hz. Süleyman Cami, Diyarbakır iç kale surlarına ait iki burç arasında eğimli arazi üzerinde kurulu yapılar topluluğundan oluşmaktadır. Yapılar topluluğunda başta cami olmak üzere, caminin batısında ve kuzeyinde türbe ve hazireler, avlu batı giriş kapısının güneyinde yaz aylarında namaz kılmaya yarayan namazgâh bölümü, solunda revaklı abdest alma yerleri yer almaktadır.Yapıda zaman içerisinde yapılan eklentilerle değişiklikler meydana geldiği görülmektedir. Türbe, harimin birinci ve ikinci bölümüne birer kapıyla bağlantılıdır. Üstte üç yöne akıntılı ve kurşun kaplı örtü, duvardaki Osmanlı çinileri, harime bakan demir parmaklıklar, bunu dışından çevreleyen ikinci türbe revak, güney koldaki mezarlar özgün olmayıp 17. yy ve sonrası Osmanlı Dönemi değişiklikleridir.Genel olarak, yapının adından başka hemen hemen hiçbir özgün yanının kalmadığı gözlemlenmektedir. Yine Orhan Cezmi Tuncer’e göre caminin ilk şekli güneydeki mihraplı ufak alandır. Minareyle arasında avlu vardır ve bu yörenin tasarım anlayışına uygundur. İkinci ve üçüncü bölümler sonra eklenerek cami büyütülmüştür.Yapı topluluğuna iki ayrı cephede yer alan kapıdan girilmektedir. Kapılardan biri batı cephede, diğeri güney cephede yer almaktadır. Batı cephede yer alan kapı basık kemerlidir. Kapının eşik kotu yukarıda kaldığından birkaç taş basamakla avluya inilmektedir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 22 Ekim 2021
- 20 Ekim 2021
- 15 Ekim 2021
- 13 Ekim 2021
- 8 Ekim 2021
- 6 Ekim 2021
- 2 Ekim 2021
- 30 Eylül 2021
- 29 Eylül 2021
- 27 Eylül 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ