Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

DEVLETİN ve MEMURUN PARTİSİ OLMAZ

AYHAN DAYAN

AYHAN DAYAN

Bugüne kadar yayınladığım 12 kitabımın dışında da yıllardır yerelde yazılar yazıyorum. Hemen her konuda da yazdım. Yereldeki köşemde yazdım, ulusalda yazdım. Yazmak bir yaşam biçimim, önemli bir tutkum. Yazarak rahatlıyorum, yazarak mutlu oluyorum. Çünkü yazınca çoğalıyorum, yaşama sevincim artıyor. Çoğu zaman yazarak yaşamın olumlu, güzel, tutkulu yanlarından geçerken bazen de olmadık üzücü, istenmeyen, moral bozucu, karamsarlığa iten konulara da değinilmeden olmuyor.

Bugüne kadar tüm yazılarımda doğrudan bir siyasi parti zikretmedim. Bazen dolaylı olarak üstü kapalı geçiştirdiklerim olmuştur ama doğrudan hiçbir siyasi partinin ismini kullanmadım. Bugünkü yazımda, kendileri tarafından haksızlığa uğratılmış, salak olarak bellenmiş, enayi yerine konulmuş mağdurlardan biri olarak bugün bir partiden söz edeceğim ama ismini yine kullanmayacağım.

Ben 32 yıllık öğretmenim, dolayısıyla devlet memuruyum. Biz bu göreve başlarken neyin ne olduğunu biliyorduk, konumumuzun ne olması gerektiğini de…657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. Maddesine göre bir devlet memurunun siyasi bir partiye resmi üyeliği söz konusu olamaz, olursa da bu durum işine son vermeyi gerektirir.

Durum böyleyken, kendini uyanık sanan bir kesim siyasi fanatikler elbirliğiyle demek ki ya benim devlet memuru olduğumdan habersiz ya da partilerini siyasi bir parti kapsamında görmüyor olmalılar ki ya da bana kötülük yapmak için hazırladıkları bir tezgâhın peşindelermiş. Ya da kendi camialarına, yöneticilerine hoş görünmek için sahte rakamlarla sayılarını büyük göstermek derdinde de olabilirler. Bu konuda hemen her şey düşünülebilir,bizden yana herhangi biriyi niyet düşünülmediğine göre, çok farklı yorum ve değerlendirmeler yapılabilir.

Peki bu sonuca daha doğrusu kendi durumumun farkında olmadan yaptırılan siyasi parti üyesi olduğumun farkına nasıl vardım.Geçenlerde bir öğretmen arkadaş, bir gün sosyal medya sayfasından bir paylaşım yaptı. e-devlet üzerinden yapmış olduğu taramada, kendisinin siyasi bir parti üyesi olduğunu görmüş. Paylaşımında e-devletten bire bir alınan sayfa görüntüsü ifadesi aynen şöyleydi:

“………Partisi İzmir-Ödemiş Teşkilatı 2021/2 dönem aktif üyesisiniz.”

Bunun üzerine ben de işkillendim. Hadi bir de ben bakayım, dedim. Aman Allah’ım! Aynı ibare bende de var! 54 yaşımda bir yaşıma daha girmiş oldum. Meğerse geçen yıldan bu yana üyesiymişim de haberim yokmuş.Düşünebiliyor musunuz üstelik de aktif üye(!)… İnsan bir haber eder, ıslak imzamın olmadığı, sahte olarak düzenlenmiş evrakla yapılan zoraki üyeliğimizi beraber kutlardık, öyle değil mi(!)

Aynı durumdan şikayetçi çok sayıda arkadaşlar oldu. Bir arkadaş, başkalarının aynı partiye habersizce yapılan, sahte üyeliğini belgeleyen en az yirmi ekran görüntüsünün ulaştığını söyledi. Taramalar arttıkça bu sayı da günden güne artıyor. Sanırım öğretmen camiasında daha belirgin. Bir öğretmenin T.C.si, telefonu, adresi, tüm kimlik bilgileri öyle ulu orta okulunun her yerinde teşhir ediliyorsa o bilgilerin partilerine sahte üye kaydedicilerin eline ulaşması sanırım çok da zor olmayacaktır. Sağlık kayıt sistemi ona keza… Bu durumda ilgili yerlere kuşlar söylüyordur, güvercinler haber uçuruyordur belki de kim bilir.

Benim 657’yi çok iyi bilen biri olarak siyasi bir partiye üye kaydı gibi böylesi ahmakça bir girişimim olmayacağına ve kesinlikle olmadığına göre, dilekçe vermek gibi bir aptallığa düşmeyeceğime göre, üye kayıt formu doldurmadığıma göre, herhangi bir evrakta ıslak imzam olmadığına göre -evrakta var ise de merak ediyorum nasıl bir imza attılar acaba benim adıma, benim yerime- sorarlar adama: Bu ne iş? Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?

Ulusal basında bir sörf yapayım dedim, konuyla ilgili başka benzer yaşanan durumlar var mı diye,aman Allah’ım onlarca benzer haber… Üstelik üyeliğini iptal ettirdikleri halde yeniden üye yapılanlar bile vardı içlerinde. İnatçı kanser türü gibi bir şey, inatçı üyelik…

Demek ki işin hukuki boyutu yaptırımsız kalıyor olmalı ki, bu sahtekârlık yapanların yanın kâr bırakılıyor. Elbette onun için bu ülkede son dönemin hukuk kararları tartışma götürür oldu. Orta yol bulunmayınca, haklı göz göre göre hakkını kaybedince adalet nasıl sağlanacak? Siyasi otoriteye göre adalet sağlanıyorsa işte o zaman da ortaya bunlar çıkıyor.

Ödemiş’te aynı sorunun mağduru onlarca, yüzlerce insan olduğu duyumunu aldım. Hani dürüstlük, hani insan hakları, hani demokrasi? Dinde bile zorlama yokken, siz böyle yasal olmayan bilgisiz ve dayatmacı bir yetkiyi nereden aldınız, kendinize nasıl yakıştırdınız?

Olayın hukuki boyutunu yakınlarımdan, tanıdığım hukukçulardan sorup soruşturdum. Yasal hakkımı da pazartesi günü Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığına giderek pek çok mağdur arkadaş gibi bizzat suç duyurusunda bulundum.Gerisi yetkililerin uygulayacağı yasaların işi…

Olayla ilgili aynı mağduriyet Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği tarafından da basın açıklaması ile paylaşıldı. Bildiride şu ifadelere de yer verildi:

“Yapılan işlem hem kişilik haklarına saygısızlık hem evrakta sahtecilik hem de kişisel bilgilerin yasadışı yollarla edinilip paylaşılması suçuna girmektedir. Bunun ileride doğuracağı hukuki sorumlulukları da vardır. Memurluk kanununu da hatırlarsak, üyelerimizle ilgili yapılan işlemlerin suç olduğunu hatırlatmak isteriz. Parti üyeliği, ilgili devlet memurunu memurluktan çıkarmaya kadar götürebilir. Memurların siyasi partilere üye olmasının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre yasak olduğunu hatırlarsak, bu işlemlerin nasıl yapıldığı üye olduğu iddia edilen kişi olmadan nasıl kabul edildiği konusunda ilgili parti yöneticilerinden de ikna edici bir açıklama beklediğimizi belirtmek isteriz. Anlaşıldığı kadarıyla gizli kalması gereken kişisel bilgilerimiz yasadışı bir şekilde edinilip yerimize imza atılmış. İmza taklidi evrakta sahteciliktir ve ağır bir suçtur.”

Gerçeği hâlâ algılamaktan uzak olanlar için önemle belirteyim bu ülke bir hukuk devletidir. Bu bir çiftlik yönetimi değildir. İnsanlar hür iradeleri ile hareket ederler. Yasalar herkese göredir ve bu iradenin koruyucusu ve kollayıcısıdır. Ben her istediğimi yaparım zorlaması kabul edilemez bir gerçektir. İşin özü, sonun sözü şudur: Yasa 657, MADDE 7.

Kendileri lütfedip bizi habersiz üye yapmışlar ama ne kendileri bu devletin partisidir ne de bizler memur olarak herhangi bir partiye üyeyizdir. Zaten siyaset adı altında her gün yeterince midemiz bulanıyor. Uzun yılar sonra bile üyesi olduğum sendikadan istifa etmişken siyaset zaten hiç işime gelmez, kusura bakmasınlar. Bu yüzden üyeliğimiz şimdilik kalsın. Üstelik devletin ve memurun partisi olmaz. Bilmem anlatabildim mi?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ