Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

SİNEMACI NÂZIM HİKMET

YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

Türkçe’nin en büyük şairlerinden Nazım Hikmet, şiirin yanı sıra 7. Sanata gönül vermiş bir sinemacıydı.3 Haziran 1963’te çok sevdiği memleketinden uzakta ‘vatan hasreti’ ile ölen Nazım Hikmet’in az bilinen yönlerini Önder Özdemir araştırmış ve ‘Nazım Hikmet’in Sinema Yolculuğu’nu ‘İST’ dergi okuyucuları için başlatmış.Önce küçük bir anımsatma yapayım:

Nazım Hikmet 15 Ocak 1902 yılında Selanik’te doğdu.Dedesi; Diyarbakır, Halep ve Selanik valilikleri yapmış Mehmet Nazım Paşa’dır.Babası Hikmet Nazım Bey ise Dışişleri Bakanlığı memurluğu, Hamburg konsolosluğu, Matbuat-ı Umumiye’de çevirmenlik gibi işlerde çalışmış daha sonra Süreyya Paşa Sineması Müdürlüğü, Sinema Postası isimli ‘sinema gazetesi’ ile yayıncılık yapmıştı.Annesi Celile Hanım ise piyano çalan, resim yapan, Fransızca bilen, iyi eğitim almış çok yönlü bir kişilikti.Nazım Hikmet 1915 yılında Heybeliada’da Bahriye Mektebine girer. Stajyer Bahriyeli iken yakalandığı akciğer hastalığı nedeniyle 1920 yılında askerlikten ayrılır.

1921 yılı Ocak ayında, arkadaşı Vâlâ Nureddin ile Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçer. 19 yaşındaki Nâzım ve arkadaşı 7 günlük yaya yolculuğunun sonunda Ankara’ya ulaşırlar. Ancak çok istedikleri halde cepheye gönderilmezler ve 14 Haziran 1921’de Bolu Sultanisi’ne (lise) öğretmen olarak atanırlar.Bolu tutucudur, padişah yanlısı çevrenin baskısı vardır, o zamanlar.İki ay dayanabildikleri Bolu’dan ayrılarak 30 Eylül 1921’de önce Batum’a, oradan da Moskova’ya geçerler.

 MOSKOVA’DA TANIŞTI

Moskova onun hem şiir anlayışını kökten değiştirecek hem de yeni bir sanat olan sinema ile karşılaşacaktır.Nâzım’ın deyimi ile onda sarsıntı yaratacak deneyimi, Moskova’da tanıştığı ‘sinema’ ile yaşayacaktır.Nâzım Hikmet sinemayla ilk defa 19 yaşındayken ‘Golod…Golod… Golod…’ (Açlık… Açlık… Açlık…) isimli belgesel ile tanışır.Belgesel filmin yapımcısı, bir kimyager olarak çalışırken, ayrılıp sineme yapmaya başlayan ve Sovyetler Birliği’nin önemli yönetmenlerinden Pudovkin’dir.Moskova’ya Nâzımla beraber giden Şevket Süreyya Aydemir anılarında 18 dakikalık bu belgeseli izleme öykülerini anlatır:

‘1921 yılında akşamdı.Moskova’da gürültülü bir meydandan geçiyorduk.

Meydanın ortasında iki kamyon durdu. Birinin üzerine bir sinema perdesi çektiler, ötekinde makine işlemeye başladı.Ve perdede filmin adı göründü.

Meydandaki insan kalabalığı gittikçe arttı, kenetlendi. Tramvaylar, arabalar geçemediler. Filmi seyretmeye başladık.İşte bu film Nâzım’ın şiire ve sanata bakışını etkiler!..

ETKİ UYANDIRANLAR

Moskova’da Mayakovski ve Meyerhold gibi ünlü Rus şairlerle tanışır.

1921 Mart ayında Pravda gazetesinde, ‘Genç Türk şairi, fütürist şair Nâzım Hikmet’in şiirleri, ritmiyle okuyucular üzerinde büyük bir etki uyandırdı’ yazmaktadır.Moskova’da üniversite eğitimini tamamlar ve 1924 yılı Aralık ayında Türkiye’ye döner.İstanbul’da Süreyya Paşa Sineması’nın müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey, Osmanlıca- Fransızca ‘Sinema Postası Le CourrierduCinema’ adında bir dergi çıkarmaktadır.Bu dergide filmlerin tanıtımları, sinema haberleri ve film eleştiri yazıları yayımlanmaktadır.Babası Nâzım’dan ‘Sinema Postası’ dergisinin yayınında kendisine yardım etmesini, yanında çalışmasını ister.Şeyh Sait İsyanı’ nedeniyle çıkan Takrir-i Sükûn Yasası Nâzım Hikmet’in yargılanmasına neden olur.Dönemin ‘Aydınlık’ dergisinde yayımlanan yazıları nedeniyle yargılanır.1925 ortasında tekrar Moskova’ya dönmek zorunda kalır.Nâzım Hikmet’in gıyabında açılan dava sonucunda 15 yıla mahkûm edilir.Böylece, babasının ‘Sinema Postası’ dergisindeki macerası sadece yedi ay sürecektir.

BİLEMİYORUZ

Babası Hikmet Bey’in Süreyya Sineması’nın İşletme Müdürü olması, sinemaya ilgi duymasına ne kadar etki etmişti?

Bunu bilmiyoruz!Ama asıl olarak, Muhsin Ertuğrul’la dostluğu onu sinemaya bağlar.Ertuğrul Almanya’da, 1920 yılında, Kara Lale Bayramı, Şeytana Tapanlar, Ölüm Kervanı ve Samson filmlerini yöneterek ‘yönetmen’ olarak kendisini tanıtır.1922 yılında Almanya’dan döndüğünde kendi adına film stüdyosu kurmak ister. Bu projesini gerçekleştiremeyince Seden kardeşleri yapımcılığa teşvik eder, böylece ‘Kemal Film’ ile çalışmaya başlar.İstanbul’da Bir Facia-ı Aşk’ Muhsin Ertuğrul’un ilk filmidir.

MUHSİN ERTUĞRUL

Nâzım’dan 10 yaş büyük olan Muhsin Ertuğrul, sinema eğitimi için Moskova’ya gider. Orada Nâzım’ın sağladığı ilişkilerle, önemli Rus sinemacılarla tanışır. Nâzım Hikmet sayesinde Moskova’da çok iyi ağırlanır.

Bakü’de ‘Tamilla’ ve Moskova’da ‘Spartüküs’ filmlerini çeker.Muhsin Ertuğrul daha sonra Türkiye’ye döner ve sinema işletmecisi İpekçi ailesinin şirketi ‘İpek Film’de yönetmen olarak çalışmaya başlar.Bu arada yapılan bir yasa değişikliği ile Nâzım’ın 15 yıllık cezası kaldırılır.1928 yılında ülkeye döner.

Muhsin Ertuğrul ondan önce piyes ister.Nâzım Hikmet’in yazdığı iki oyun Dârülbedâyi’de (İstanbul Şehir Tiyatroları) sahnelenir.Muhsin Ertuğrul bu defa ondan ‘İpek Film’ için senaryolar yasmasını ister.Böylece Nâzım Hikmet’in ‘sinema serüveni’ başlar.

Muhsin Ertuğrul’un 1932 yılında, ‘İpek Film’ için çektiği ‘Bir Millet Uyanıyor’ filminde de Nâzım Hikmet, hem reji asistanı hem de seslendirme yönetmeni olarak önemli rol oynar.Nâzım Hikmet senarist, yönetmen ve seslendirmeci olarak birçok filmde görev alır.Muhsin Ertuğrul’un Nâzım’la başlayan çalışma arkadaşlığı birçok filmde devam eder.Mehmet Fuat bu arkadaşlığı şöyle tanımlar.Aslında her sorunu çözen, bulunmaz bir yardımcıydı.Senaryo yazar, film çekilecek yerleri bulur, çekim sırasında aksadığı görülen konuşmaları değiştirir, metinlerdeki dil yanlışlarını düzeltir, manzum yerleri şarkı sözlerini akıcılaştırır, gerektiğinde eline fırçayı alıp dekor boyardı.’

TAKMA İSİMLER KULLANIRDI

Nâzım Hikmet senaryolarında kendi adını çok az kullanır, ‘Mümtaz Osman’, ‘Ercüment Er’ gibi takma adlar ile senaryolar yazardı.Muhsin Ertuğrul’un çektiği ‘Karım Beni Aldatırsa’, ‘Düğün Gecesi’, ‘Söz Bir Allah Bir’ operet filmlerinin senaryolarını ve şarkı sözlerini kaleme aldı.Fena Yol’, ‘Milyon Avcıları’, ‘Leblebici Horhor’ operet filmleri de Nâzım Hikmet’in eserleridir.

‘Aysel Bataklı Damın Kızı’ filminin senaryosunu, Selma Lagerlöf’ün romanından uyarlayarak yazar.1934 yapımlı ‘Aysel Bataklı Damın Kızı’ filminde Cahide Sonku başrolde oynamıştır.

HAPİSTE BOŞ DURMADI

1938 yılında yeniden tutuklanır.28 yıl hapis cezasına mahkum olur.

Hapiste iken; Tosun Paşa’ (1939), ‘Şehvet Kurbanı’ (1940), ‘Kahveci Güzeli’ (1941), ‘Kıskanç’ (1942), ‘Kızılırmak Karakoyun’ (1947) filmlerinin senaryolarını ‘müstear’ isimlerle yazar.

YÖNETMEN NÂZIM HİKMET

Kısa ve uzun metraj olarak beş adet film yönetti, Nâzım…

1934 yapımı İstanbul Senfonisi ve Bursa Senfonisi, İstanbul ve Bursa üzerine belgesellerdir.1933 yapımı ‘Düğün Gecesi’ (Kanlı Nigar) ve ‘Yeni Karagöz’ yönettiği kısa filmlerdir.Mümtaz Osman’ takma adıyla ‘Naşit Dolandırıcı’ isimli kısa güldürü filminin yönetmenliğini yapar.Naşit Dolandırıcı’ bir sosyete dolandırıcısının yaşamını anlatır.

Daha çok anlatacaklarım var.Örneğin Nâzım Hikmet’in senaryosunu yazdığı filmlerin isimleri, listeleriSeslendirmeci Nâzım’ ve ‘Dublaj Ustası’ Adalet Cimcoz’un onunla ilgili anıları, anlattıkları…Hapse düştüğü 1938 yılına kadar ‘geçim kaygusu’ ile çalıştığı yer.Ve sinemadaki deneyimleri, gördükleri ve yaşadıklarını anlatması,İşin ilginç yanı, değerlendirmeleri daha sonraki yılları da kapsıyor…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 10 Şubat 2024
- 7 Şubat 2024
GÜNDEME DAİR - 3 Şubat 2024
- 1 Şubat 2024
GÜNDEME DAİR - 16 Ocak 2024
- 28 Aralık 2023
GÜNDEME DAİR - 21 Aralık 2023
GÜNDEME DAİR - 13 Aralık 2023
GÜNDEME DAİR - 8 Aralık 2023
- 1 Aralık 2023
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ