Reklam
Reklam
Reklam
Ödemiş Kent Gazetesi

Tarihçi Yazar MUSTAFA SOLAK

Tarihçi Yazar MUSTAFA SOLAK

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinde ülkenin durumunu özetlerken ordunun elinden silâh ve cephanenin alındığını, cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kalelerin zaptedildiğini, bütün tersanelerine girildiğini, bütün orduların dağıtıldığını, memleketin her köşesinin bilfiil işgal edildiğini belirtiyordu.

Dahası Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölge olarak tanımladığı alanda sondaj yapmasından “derin kaygı” duyuyor ve bu adımı “kışkırtıcı” buluyor ve bu faaliyetleri “durdurmaya” çağırıyor. ABD etrafımızı sarıyor, tehditlerde bulunuyor. Ermeni Soykırımı iddiasını tanıyor.Bu anlattığımız her an sıcak bir savaşın kapımızda olduğunu dolayısıyla da ülkemizin temel çelişkisinin ABD emperyalizmi ve Türk Milleti arasında olduğunu göstermiyor mu?

Atatürk’ün Amasya Genelgesi’nde belirttiği “vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir” sözü güncel değil mi! Beka sorunu da diyebileceğimiz bu mesele karşısında iktidar ve muhalefet ne yapıyor?

Türkiye İttifakı’na zorlamak yerine emperyalizmden medet umma anlayışına bel bağlamış durumda. Öyle ki “S400leri alıp ABD ile aramızı bozmayalım”, “bu iktidar ABD ile ülkemizin arasını bozuyor” diyebiliyor. İktidarı indirmek uğruna üniter devletle, laiklikle sorunlu HDP, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi kurum ve kişilerle hareket ediyor. Muhalefet saflarında “iktidarı ABD götürecekse ABD ile beraberim” diyenlerin sayısı arttı.

Elbette bu birlikte hareket tabanda bir kavram karmaşası yaratılarak yürütülüyor. Antiemperyalizm, bağımsızlık, üniter devlet, Türk Milleti’nin birliği gibi kavramların yerine adalet, demokrasi, barış, faşizm, etnik kimlik, eşit yurttaşlık, barış, anadilde eğitim gibi kavramlar öne çıkarılıyor.

“Emperyalizme karşı omuz omuza” yerine “faşizme karşı omuz omuza söylemi” kullanılıyor. Adalet en öne çıkan kavram. “Her hakkı yeneni doğrudan baştacı yapmak” anlamına gelen bu kavram, kendisine adil davranılmayanın Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk Milleti’nin hür ve bütün olarak yaşama adaletini dile getirip getirmediğini, dolayısıyla da devletimize ve milletimize kasteden emperyalizme tavır alıp almadığını sorgulamıyor. Oysa en büyük adalet; bağımsız bir vatanda Türk Milleti’nin birlik içinde yaşamasıdır.

Oysa 1 Mayıs işçi sınıfının emeğine, ülkesine, bağımsızlığa sahip çıktığı gün olmalıydı. Kürsüden Türk Bayrağı’nı dalgalandırmak, İstiklal Marşı’nı okumak, Atatürk ve antiemperyalizm vurgusu yapmak isteyenler, Kocaeli’deki gibi ayrı 1 Mayıs kutlaması yapmalıydılar.Bir vatansever olguları antiemperyalizm temelinde değerlendirir. Adalet, demokrasi, hak, eşitlik, faşizm, özgürlük, hukuk, barış, vb muğlak olduğundan kafa karıştırır. İçeriği emperyalizmin istediği şekilde doldurulabilir. Ulusal egemenliğe ve birliğe zarar verebilir. Demokrasi; eşitlik, özgürlük, adalet değil; bunların da dayandığı ulusal egemenliktir. Atatürk bundan dolayı 1 Mart 1923’te TBMM’nin dördüncü toplanma yılını açarken şunu demiştir:Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüce eşitlik ve adaletin yerleştirilmesini ve korunmasını sağlamak ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasıyla sürekli olur. Bundan dolayı özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.

Kafa karışıklığına neden olan tüm bu kavramlara karşı bağımsızlık, emek, laiklik diyeceğiz. Bu da ancak milli devletle olanaklıdır. Milli devlet bireyleri, çeşitli aidiyetlere karşı hukuk önü eşitlediği için özgürlükçüdür, ilericidir. Milli devleti savunmanın siyasetteki yansıması ise sağ-sol değil milli-gayrimilli saflaşmasıdır.

Dersim Harekatı’na ilerilik-gericilik noktasından yaklaşılmalıdır. Cumhuriyet devriminin milli, laik, çağdaş, özgür devlet ve toplum anlayışı ileridir; ağalık, şeyhlik, seyitlikten oluşan Ortaçağ feodalizmi, Milet yerine etnik, dinsel, mezhepsel kimlikleri öne çıkarmak gericiliktir. Dersim Harekâtı’na da ilericilik-gericilik eksenin bakılmalıdır. Bu harekâtla şunlar amaçlandı:DersimHarekâtı’nda yanlışlıklar oldu. Fakat durumun özü, Cumhuriyet ile Ortaçağ arasındaki hesaplaşmadır, katliam yapmak değil. Toplumu aşiretin, ağanın, seyidin kölesi olmaktan üreten, özgür bireyler haline dönüştürme savaşımı verilmiştir. Yüzlerce köye sahip ağaların gücünü kırmak köylüyü özgürleştirmektir. Bu ilericiliktir.

“Katliam” iddiasında bulunanlar özellikle harekatla amaçlananları, ağaların, şeyhlerin köylü üzerindeki baskısını dile getirmiyorlar. Dolayısıyla “katliam” iddiasında olanlar aslında tarihsel olarak geridedir, gerici taleplerle birleşiyorlar. Ağa ve şeyhlerle birleşmeleri “cumhuriyetçilik” iddialarını ortadan kaldırmaktadır. Ortaçağın dinsel ideolojik kurumlarını “mazlum” görmeleri “laiklik” anlayışlarını ortadan kaldırmaktadır. Toplam olarak da milli birliğin karşısında konumlanmış oluyorlar.

Diğer yandan Cumhur İttifakı açısından söyleyecek olursak “zillet ittifakı” diyerek sürekli kutuplaştırma siyaseti milli birliği zedeliyor. Beka meselesini önemsiyorsanız, milleti ayrıştırmak yerine birleştirmeye, üretim ekonomisini hayata geçirmeye çalışınız.

Atatürk düşmanla mücadelede millet, meclis ve ordu olmak üzere üç kuvvetin tayin edici olduğunu söyler. Bu üç kuvvet iki cephede savaşır; 1. İç cephe 2. Dış cephe. Devamını Nutuk’tan okuyalım “Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir.Bugün de 19 Mayıs koşullarındayız. 19 Mayıs bağımsızlığın meşalesinin yakıldığı gündür. Akdeniz’de ve Suriye’de Amerikan namluları ile burun buruna geldik. Bağımsızlık bayramında Atatürk gibi “vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir” diyelim ve bu tehlikeye karşı en geniş güçleri birleştirelim.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
- 26 Ağustos 2023
- 9 Haziran 2023
- 18 Mayıs 2023
- 2 Şubat 2023
- 28 Ocak 2023
- 28 Aralık 2022
- 9 Aralık 2022
- 12 Ekim 2022
- 7 Ekim 2022
- 30 Eylül 2022
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ